Bilader, bizim Haçgadırlanın İramedli begsemedci Hasan Emmi'nin oğlu, imam lakaplı İramedli Mustafa'nın askerlik hikayesini ben anlatıvereyim. Mustafa, askerlik yoklaması yapılırken orda yazıcı "Sen ne iş yapan?" demiş. Mustafa da at arabasıyla çarşıda begsemed dağıttığından "Araba sürerim" demiş. Yazıcı da oraya "Şoför" diye yazıvermiş. Mustafa, asker ocağına vardığında kayıtlarına bakmışlar, orda da şoför lazımmış, bunu şoför diye çıkarmışlar. Mustafa da korkudan "Ben şoför değilim" diyememiş. Komutan "Geç oğlum bakalım direksiyona" demiş, Mustafa'ya Willis cipini göstermiş. Mustafa da varmış, direksiyona zavallı oturmuş. Komutan "Öyle olmaz, önce selamı çakacaksın, Willis cipin iki yandan bir dolanacaksın, ilkin kapıyı açıp beni bindirip kapıyı örteceksin, sonra gidip kendin bineceksin" demiş. Mustafa komutanı cipe bindirmiş, direksiyona geçmiş, oturmuş ama beklemiş. Komutan "Çalıştırsana arabayı" demiş. Mustafa arabayı çalıştırmış, sürebiliyorum diye bir boşan demiş içinden, ilkin gaza basıp sonra frene bastığında komutanın kafası cama vurmuş, kafasındaki kep uçup gitmiş. Komutan "Sen araba sürmeyi bilmen mi?" deyince, Mustafa "Komutanım ben at arabası sürdüm, böyle araba sürmedim" demiş. Mustafa askerden gelip de engini anlatırken milleti gülmekten çatlatırdı. Hayli oldu, Mustafa'mı kaybettik. Kendi yok ama namı yaşıyor Alanya'da. Çok iyiydi, Allah gani gani rahmet eylesin.

Benden bugünlük bu kadar. Hadi kalın sağlıcakla.