Siyasi gündem çok hızlı değişmektedir. Haber kanallarına, 21.05.2026 günü mahkemenin CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nı iptal ettiği yönündeki "mutlak butlan" kararı düştü. CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin göreve dönmesi, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve ekibinin görevden alındığı kararı siyaset gündemini şok etti. Ekranlar ve ekonomi piyasası birden hareketlendi, yorumcular heyecanlandı, halk ekranlara kilitlendi. CHP örgütlerinde hareketli saatler yaşanmaya başlandı. Polis barikatları CHP Genel Merkezi önüne taşındı. CHP MYK'sı olağanüstü toplantı kararı aldı. Yönetim, genel merkezden ayrılmamayı kararlaştırdı. Muhalefet partilerinden anında yorum ve tweetler sosyal medyada yaygınlaşmaya başladı.

Bir gün önceki Kemal Kılıçdaroğlu'nun "arınma videosu" dikkat çekmişti; ertesi günü "mutlak butlan" kararı çıkması bağlantı ve zamanlama şüphelerini artırdı. Her canlının ömrü sürecinde hayatın getirdiği nasipler vardır. Nasipler beraberinde riskleri de taşır. Risk, kazandırırken diğer yandan kaybettirmeye meyillidir. En büyük acıyı, nasiplerin bittiği anda ortaya çıkan risk tattırır. Sonucuna katlanmak gerekir. Seçimler böyledir. Kişi ve yakınlarının teselli noktası, "nasipten öteye yol yoktur" sözüdür. Ötesi beyhude arayıştır. Politikacı, son durağın şifrelerini çözemez; daha çok istek arzusuyla hareket ederse önce şahsiyetini, çevresini kaybeder; etrafını dağıtır, çoklukta yalnızlaşarak kaybolup gider. İyi siyasetçi; öz eleştiri ve otokontrolle, son durakta saygınlığının muhafazası için çekilmeyi bilendir. Bu, metan yorgunluğu şeklinde algılansa da esası atmosferin başkalaşmasındadır.

Türk devletinin zirvesindeki nasipler beş yıllık periyotlarla sınırlıdır. Makam tek kişiliktir. Herkese nasip değildir. En yüksek makama aday olabilmek de Cumhuriyet ve demokrasinin getirdiği bir haktır. Toplum birisine hak ettiğini vermiş, zirvelerde onore etmişse; saygınlığını kaybetmemek için halka döndüğünde şükredip saygınlığını muhafaza etmesi en yüce erdemlerdendir. "Hep bena, Rab bena" anlayışıyla gizli odakların elinden kurtulup rahat nefes alması güçtür. Sevilirken lanetlenmek utanç vericidir. Siyasetin en önemli aşaması; sağlıklı, saygın ve onurlu bir gelecektir. Bunlar, Sn. Kılıçdaroğlu'ndan beklenmeyendir.

Sn. Kemal Kılıçdaroğlu, nasiplerinin zirvesinde tüm manevi haz ve kazanımlarını elinin tersiyle itmiş, saygınlığını çöp sepetine atmıştır. Sn. Özgür Özel karşısında durduğu sürece ruhsal eziklik ve manevi bataklığın derinliğinde sönüp gidecektir. Bu davranışlardan CHP'den daha çok Türk siyaseti ve Türk demokrasisi büyük yara almaktadır. Coşan selin, kopan fırtınanın, çakan şimşeklerin ışığı önünde durulmaz. Halk bir yola girmiş, ivmeyi yakalamış, hızını katlamışsa direnecek başka bir güç yoktur. Halk için çalıştığını zannedip gizli güçlere hizmet eden politikacılar, eteklerindeki taşları döküp; ajitasyon, kışkırtma ve provokasyonlardan önce özlerini arındırmalıdır. Her parti içi hizipçilik aynı sondur. Her kafası karışan parti kurup "birleşme" narası atıyor. Bütünleşmesi gereken halktır.

CHP, iç ihtiraslar ve provokatif olaylarla teyakkuzdan arınmış olarak mutlaka çıkacaktır. Mesele, CHP'yi aşan muhalefetin karıştırılması meselesidir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde hükümeti bir parti değil, bir kişi; cumhurbaşkanı kurmaktadır. Sn. Akşener'in üzerine basa basa durduğu "kazanacak aday" profili önemliydi. CHP ile diğer muhalefet partileri, "kazanacak aday" profilinde birleşmelidir. CHP elbette hukuki mücadelesini sürdürecek, siyasi atmosferi de canlı tutacaktır. Durmaz bu hareket, bitmez bu dava...