DIŞARIDA adeta kıyamet kopuyor; enflasyon bel büküyor, hayat pahalılığı mutfakları kavuruyor, İran-ABD-İsrail üçgeninde savaş tamtamları çalıyor, Gazze kanayan yara…
Ama manşetlerde, kahvehanelerde, siyasetin merkezinde ne konuşuluyor?
Tabii ki CHP’deki o bitmek bilmeyen, partiyi içten içe kemiren "iki başlılık."
Gelin, bu kördüğümü iki farklı senaryo üzerinden masaya yatıralım.
Birinci Senaryo: "Mutlak Güç" Kılıçdaroğlu’nda mı?
İlk ihtimal, Kemal Kılıçdaroğlu’nun koltuğu ve gücü bırakmaya hiç de niyetinin olmadığı üzerine kurulu. Kemal Bey, öyle aceleyle bir kurultay falan toplamaz. Zamana oynar. Mahallelerden beldelere, ilçelerden illere kadar tüm kongre süreçlerini yayabildiği kadar zamana yayar.
Peki, muhalif sesleri ne yapar? Tek bir yazı… Kendisine destek vermeyen, Özgür Özel safına kayan tüm mahalle, ilçe ve il örgütlerini bir gecede fesheder. Yerlerine, sadakatinden yüzde yüz emin olduğu isimleri atar. Örgütler otursun diye delege seçimlerini, kongre takvimlerini ucu açık bir sürece yayarak süreci uzatır. Yani ucu açık bir süreç ve bu güç şu an için Kılıçdaroğlu’nun elinde.
Gelelim bu senaryo içinde yaşanacak olağanüstü bir gelişmeye. Diyelim ki Kılıçdaroğlu partide beklenen etkiyi yapamadı, kavgalar cılız kaldı ve istenilen ölçüde bir hareketlilik olmadı. Kamuoyu "CHP zaten yeteri kadar yıprandı, toparlaması çok zaman alır" derken, mahkeme Mutlak Butlan kararını iptal eder. İşte o an, her şey başa döner.
İkinci senaryo: Yeni bir amiral gemisi mi doğuyor?
Geçelim ikinci senaryoya. Özgür Özel ve ekibi bakar ki CHP içinde nefes alacak alan kalmadı, yeni bir parti kurar ama tutuklanmazsa…!
İmza veren, yanında olan 111 milletvekili, belki üç eksik, belki birkaç fazla sayıyla— bu yeni partiye geçer. Yeni parti, Meclis’e adımını attığı an yine "Ana Muhalefet" partisi oluverir. Kılıçdaroğlu tarafından görevden alınan, kapı önüne koyulan o il, ilçe ve mahalle örgütleri ise bu yeni partinin kurucu üyeleri ve başkanları haline gelir.
Buradaki en caydırıcı unsur nedir bilir misiniz? Erken seçim ihtimali. Olası bir erken seçimde milletvekili listesini yine Kılıçdaroğlu hazırlayacak. Koltuğundan, vekillikten vazgeçmek istemeyenler için Kemal Bey’in yanında kalmak belki bir cazibe merkezi olur, "belki" diyorum.
Şu an itibariyle Özgür Özel’e büyük bir destek var hem tabandan hem örgütlerden hem de Meclis’ten. Bu ivmenin böyle devam etmesi için yapılacak iki şey var: Son ana kadar CHP içinde mücadele etmek ve "Biz buradan zorla uzaklaştırıldık, artık yeni bir partiden başka seçenek kalmadı" diyerek kamuoyundan alınan desteği daha üst seviyeye çıkarmak. Elbette gelişmeleri takip edeceğiz.
Akşamın karanlığı, sabahın aydınlığı...
Ve gelelim o derin, düşündürücü sorunun kalbine…
Son günlerde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin "Terörsüz Türkiye" çalışmaları çerçevesinde sıklıkla dile getirdiği bir söz var: "Bir Kürt ve bir Alevi Cumhurbaşkanı yardımcısı olsun."
Acaba diyorum, Kemal Bey onlardan biri mi?
Olur mu?
Neden olmasın.
Siyasetin duayeni Süleyman Demirel’in o meşhur, kulaklara küpe sözüdür: "Siyasette akşam karanlığa yatar, sabah aydınlığa uyanırsın."
Hele bir sabah olsun bakacağız ama akşamı da aklımızda tutalım.
Esen kalın.