Geçtiğimiz günlerde bir dostumla dertleşirken derin bir iç çekip şöyle dedi: "Günlerce uyusam da geçmeyen bir halsizlik var üzerimde. Bedenim değil de sanki içim, ruhum yorulmuş gibi." Muhtemelen bu cümleyi son zamanlarda ya kendiniz kurdunuz ya da en yakınlarınızdan birinden duydunuz. Çünkü modern hayat bizden sürekli koşturmamızı, her şeye yetişmemizi ve hep güçlü durmamızı bekliyor. Günün sonunda bedenimizi bir şekilde dinlendiriyoruz; sıcak bir çay, birkaç saatlik uyku fiziksel yorgunluğumuzu alıyor. Peki ya gönül yorgunluğu? O geçmek bilmeyen içsel tükenmişliğe ne iyi gelir?
Gönül yorgunluğu, taşınması en ağır yüklerdendir. İnsan bazen maruz kaldığı haksızlıklardan, bazen değer verdiği insanlardan gördüğü vefasızlıktan, bazen de hayatın belirsizliklerinden ötürü zihnen ve kalben yorulur. Dünya telaşı ruhumuzu öylesine kuşatır, bizi öylesine bir gürültünün içine hapseder ki, kendi iç sesimizi duyamaz hale geliriz. Koşarken yorulmayız da, durup kendimize bakamadığımız için yoruluruz.
Peki, gündelik hayatın içinde bu içsel şifayı nasıl yakalayacağız? İlk adım, biraz durmaktır. Dünyayı, teknolojiyi ve bitmek bilmeyen istekleri birkaç dakikalığına da olsa dışarıda bırakıp kendimizle baş başa kalmaktır. Gönül yorgunluğunun en büyük ilacı, hayatın getirdiklerine karşı bir iç huzuru geliştirmek ve "her şeyin bizim kontrolümüzde olmadığını" kabul etmektir. Kontrol edemeyeceğimiz durumları serbest bırakabilmenin hafifliği, ruhun üzerindeki o görünmez ağırlıkları tek tek kaldırır. Kadim felsefelerin ve insanlığın ortak manevi mirasının bize öğrettiği en büyük gerçek budur: Teslimiyet ve içsel kabul, ruhun en güvenli limanıdır.
Bunun yanı sıra, doğanın sessizliğine sığınmak, beklentisizce bir iyiliğe vesile olmak, bir canlının hayatına güzellik katmak da kalbin pasını siler, insana yaşama sevinci verir. Başkalarının hayatını güzelleştirmek, kendi içimizdeki kırgınlıkları iyileştirmenin en zarif yoludur.
Sevgili okurlar; bedeniniz yorulduğunda dinlenin ama gönlünüz yorulduğunda iç dünyanıza dönün, sessizliği seçin. Unutmayın, insan ancak kendi içine döndüğünde ve o derin huzuru bulduğunda gerçekten dinlenir. Bu hafta, ruhunuzu yoran ne varsa yavaşça yere bırakın ve kendinize şefkat göstermeyi ihmal etmeyin.
Hayırlı, huzurlu ve içsel ferahlıkla dolu bir hafta geçirmeniz dileğiyle.