Bu yıl, NATO Liderler Zirvesi'ne, 7-8 Temmuz 2026 günü Türkiye ev sahipliği yaptı. Yazılı, sözlü ve sosyal medya ortam ve ekranlarında çokça tartışıldı. Askerî ve teknik yönleri diplomasinin konusudur. Güvenlik tedbirleri nedeniyle, protesto ve eylem yapacağı sanısıyla gözaltı ve tutuklamalar yapıldığı, Ankara halkının birkaç gün sokağa çıkamaması eleştirilmiştir. ABD Başkanı Donald Trump ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dostluğu, samimi havası, kişisel iletişimi ve uyumlu tavırlarına yorumlarda çokça yer verilmiştir. 32 üye ülke devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı zirvede diplomatların dikkatleri iki gün boyunca NATO'nun Ankara Zirvesi'ndeydi. İran'la müzakereler sürerken, tam da bu sırada ABD'nin İran'a saldırı başlattığı ve "İran'la ateşkes anlaşmasını sona erdirdiği" mesajı sıcak haber sitelerine düştü. Görüşmeler Hürmüz Boğazı üzerinde kilitlenmişti. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması dünya ekonomisini felç etmişti. Bazı liderler İran'a saldırıyı uluslararası hukukun ihlali yönünde değerlendiriyordu. Bu yorum NATO ülkelerinde çatlak seslere neden oldu. Türkiye'nin tarafsızlığı övgüyle destek bulmuş, takdirle karşılanmıştır.
Uluslararası müttefiklik ve ittifak ilişkileri, bireysel fikir, kültür ve düşünce atmosferi dışındadır. Lehte veya aleyhte davranış, eylem ve protestolar elbette toplumsal uyanış ve diriliş için önemlidir. İhtilaflar ise anlaşmazlıktan ve düşmanlaştırmadan doğmaktadır. Türk ülküsü barış kültürüyle bezelidir. Tarihî süreçte sıcak ve soğuk savaş esnasında ihtiyaç duyulan müttefiklik ilişkileri günün şartlarına göre değişmektedir. Tehdit ve teklif algıları, ittifak ile ihtilafları yönlendirir. 93 Harbi'yle Kars ve çevresi 40 yıl Rus işgalinde kalmış, Anadolu'yu tehdit altında tutmuştur. 1950'deki Kore Savaşı'na asker gönderme kararı ve Türk Tugayı'nın başarı ve fedakârlığı Türkiye'yi NATO protokolüne sürüklemiş; 17 Ekim 1951'de imzalanıp 1952'de, Rus tehdidi algısı karşısında ekolojik denge kurgusuyla Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) içinde yerini almıştır. Günümüzde tehditler yön değiştirmiş, enerji savaşları yeni ittifak arayışını zorunlu kılmaktadır. SSCB'nin dağılmasıyla komşunun tehdit olmaktan çıktığı düşüncesi, ABD'nin Ortadoğu'da (ne işi var?) bulunduğu algısını doğurmuştur.
İsrail Devleti'nin kuruluşu, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağıtılması, Anadolu topraklarının Sevr'de paylaşımı, Kurtuluş Savaşı ile İstiklal Mücadelesi her şeyi açıklığa kavuşturmakta; Türk gençliği, millî ülküler ışığında yeni ittifak, oluşum ve ufukların önümüze gelebileceği hesabını kavramaktadır. "Turan İttifakı" öncelikli ülküdür.
Muhalif politik eleştiriler, karşıtlarına doğru yolu işaret eden en verimli malzemedir. Yandaşların her gün doğruyu ifade ettiklerine inanmak yanıltıcıdır. İktidarlar yenilgi ve yıkılmışlık hâline düşmek istemezler. Bugün doğru diye alınan bazı kararlar zamanla özünü kaybedecektir. Yeni dengelere açık durulmalı, küresel değerler iyi tartışılmalı, iyi tartılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti çok hassas bir coğrafyada konuşlanmıştır. Dört tarafı pimi çekilmiş bomba gibidir. Tarihin en güçlü medeniyetlerinin kaynağında dünyanın gözü vardır.
Dün NATO'ya karşı çıkıp bugün protesto edenler olduğu gibi, gelecekte Türk Dünyası ilişkileri ve Türk Dünyası'nın "dilde, fikirde, işte birlik" gayesi, güvenlik iş birliği, Turan İttifakı sonrasını da Rusya ile ilişkilerden doğacak Batı karşıtı ilişkileri de; İslam ülkeleri ile oluşması muhtemel kavramları protesto edenler de mutlaka olacaktır. Esas olan; uyanış, diriliş ve sorgulama adımlarının provokasyona kapılmaması ve olağan karşılanmasıdır.
Dün çok güçlü görünen NATO, İran savaşında gündeme düşen ve dünya ekonomisini altüst eden Hürmüz Boğazı çıkmazına takılmıştır. İslam dünyasının (Sünni-Şii) ayrışmasına yönlendirmektedir. Türkiye'nin tarafsızlığı puan toplamıştır. Gerginliğin temeline savaşın uluslararası hukuka aykırılığı damga vurmuştur. Türk ülküsü ışığında Türkiye Hükûmeti, bulunduğu coğrafya ve demografik yapısı üzerinden ittifak kavramını güncellemek durumundadır. NATO Liderler Zirvesi'ne Türkiye'nin Ankara'da ev sahipliği yapması önemlidir. Türk Devletleri "dilde, fikirde, işte birlik" idealini bir an önce temellendirmelidir. Türk dünyası güvenlik doktrini ülküsüyle İslam âlemi de güvende, dünya daha barışçıl olacaktır. Tarih, ittifak ve ihanet çöplüğüne şahittir.
Türk ülkelerinde ideolojik kültür devrimi yaşatılmaktadır. Anıtkabir ziyareti bazı programlarda yer almamıştır. Atatürk karşıtlığının temelinde Sevr hayali yatar. Siyasal İslam atmosferi karanlıktır. Sünni İslam ikliminde, "İran Şii" denip mezhep üzerinden "Hristiyan kulübü" diye tanımlanan ülkeler lehindeki yorumlar düşündürücüdür.
ABD'nin "Türkiye'den İran'a müzakerelerin bitirildiği ve saldırı emri verildiği" yönündeki tutumu, Türk kültür ve ülküsüne saygısızlık olarak nitelendirilmektedir. Ortadoğu'da tansiyon yeniden yükselmiştir. Türkiye, NATO'ya güç katan bir Türk ordusuna sahiptir. Zirvenin müttefikler arasındaki gerginliği gideremediği anlaşılmaktadır. Ankara Zirvesi programı başarılı geçmiştir. Türkiye yeni ittifaklara yatkın bir ülkedir. Millî menfaatler her şeyin üstündedir.