AKDENİZ’İN güneşiyle yıkanan topraklarda, Alanya’nın o bereketli ovalarında her mevsim sessiz bir dram yaşanır aslında.
Dalından sarkan muzlar, yeşilin en güzel tonuyla parlayan avokadolar ve son yıllarda toprağa can veren tropikal meyveler hasat zamanı geldiğinde büyük bir umutla toplanır.
Ancak ne acıdır ki, üreticinin göz nuru olan o mahsul kasalara girdikçe fiyatlar tarlada dibe vurur. Anadolu’nun bağrında patates, soğan söken, dalından kiraz, üzüm toplayan çiftçinin kaderi neyse, Alanya’da tropikal meyve yetiştiren üreticinin kaderi de ne yazık ki odur.
Alanya Tropikal Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Ali Hüddoğlu’nun da sıklıkla feryat ettiği gibi; bunca emeğe, bunca yatırıma rağmen ürün bir türlü hak ettiği parayı etmez.
Oysa bu topraklar, dünyanın en kaliteli mangosunu, çarkıfeleğini büyütürken, çiftçinin cebine yalnızca borç ve hayal kırıklığı bırakır.
Ama madalyonun bir de diğer yüzü var; tüketici yüzü. Tarlada yok pahasına, neredeyse maliyetinin altına elden çıkarılan o canım meyveler, şehirlerin lüks market raflarına dizildiğinde birden sihirli bir el değmiş gibi ikiye, hatta üçe katlanır.
Üreticinin kazanamadığı, tüketicinin ise yanına yaklaşamadığı bu çarpık ve adaletsiz düzen, yıllardır tarımımızın kanayan en derin yarasıdır.
Aradaki komisyoncuların, nakliyecilerin ve büyük zincir marketlerin insafına terk edilmiş bu sistemi kökünden sarsmanın, bu zinciri kırmanın ise dünyaca kanıtlanmış tek bir bilimsel yolu vardır: Kooperatifleşme.
Kooperatifleşme, sadece bir araya gelmek demek değildir; pazarı ele geçirmek, üretim gücünü ve tüketim gücünü kolektif bir zekayla birleştirmek demektir.
Eğer Alanya’nın küçük üreticileri tek bir çatı altında birleşebilirse, gübreyi, ilacı, mazotu toptan ve çok daha ucuza alarak üretim maliyetlerini neredeyse yüzde yirmi oranında düşürebilirler.
Kendi soğuk hava depolarını kurup, paketleme tesislerini hayata geçirdiklerinde ise tüccarın "hemen satmalısın" baskısından kurtulur, fiyatı kendileri belirlerler.
Masaya tek bir çiftçi olarak değil, binlerce tonluk dev bir güç olarak oturduklarında, market zincirlerine de ihracatçıya da kendi şartlarını kabul ettirebilirler.
Bu ortaklık, tüketiciye de doğrudan aracıları aradan kaldırarak taptaze ürünü çok daha makul fiyatlarla ulaştırmanın kapısını açar.
İşte tam bu noktada, Alanya’nın girişimci, azimli ve vizyoner simalarından biri olan Birlik Başkanı Ali Hüdoğlu’na tarihi bir görev düşüyor.
Buradan Ali Başkan’a açık bir çağrı yapıyoruz: Ürünün para etmediğini sadece vurgulamak yetmez, artık sahaya inme ve bu makûs talihi değiştirme zamanıdır.
Alanya Ziraat Odası’yla, bölgenin diğer üretici birlikleriyle ve toprağa gönül vermiş çiftçilerle omuz omuza vererek, Alanya’yı dev bir üretim ve pazarlama kooperatifine dönüştürecek o meşaleyi yakmalısınız.
Bu topraklardan yükselecek güçlü bir kurumsal ses, sadece bölgenin değil, tüm Akdeniz'in tarım politikasını yeniden şekillendirecek bir model olabilir.
Siz sahaya çıkıp bu kolektif gücü örgütlerseniz, bu azimli yürüyüş mutlaka başarıyla sonuçlanacaktır.
Unutmayalım ki, yan yana gelmeyenler, tek tek avlanmaya mahkûmdur; oysa birleşen eller, toprağın bereketini hem üretenin cebine hem de tüketicinin sofrasına adaletle dağıtacaktır.