Ankara’da o eski, ezber bozan hesaplar yeniden masada. Taşlar yerinden oynuyor, tarihin akışı bir kez daha sert bir viraj alıyor. 91 milletvekili CHP’den istifa etti; yeni partinin kuruluş dilekçesi verildi.
Fakat CHP’nin içinde kalanlar... Onlar körü körüne birer biat neferi değil. Hatırlayın; Kemal Kılıçdaroğlu’nun o meşhur, kapalı kapılar ardındaki masasına 30 milletvekili oturmuştu, değil mi? O masada bulunan herkes "Sonuna kadar arkasındayız" ezberiyle hareket etmiyor. Adamlar direnmekte kararlı: "Biz CHP’liyiz" diyorlar, içerideki boğuşmayı ve sessiz savaşı göze alarak kalmayı seçiyorlar.
Özgür Özel ve ekibi ise pusulayı çoktan başka bir rotaya çevirdi. Yeni partiyle, o bilinmez ama bir o kadar da çekici yola doğru yürüyorlar.
Ve o kritik eşik... İki isim çıktı, sahnenin ortasında net konuştu: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar...
Yeni partiye geçmeyeceklerini açıkça ilan ettiler. Tugay, yeni bir yapının içine girip hedefin tam ortasına oturtulmaktansa, yoluna bağımsız bir hat üzerinden devam etmenin hesaplarını yapıyor.
Peki, Özgür Özel neden hâlâ belediye başkanlarına net bir çağrı yapmış değil?
Cevap basit: Mesele sadece isimler değil, belediye meclislerindeki o hassas, kırılgan dengeler. Bazı şehirlerde meclis üyeleri arasındaki oy farkı bir kılın ucunda duruyor. Partiden ayrılmayan birkaç meclis üyesi bile bütün hesapları altüst etmeye yeter de artar bile.
Bir başka hayatî detay daha var ki, olası bir kurultay fırtınasında partiyi yeniden ele geçirmek için hayati ehemmiyet taşıyor: 38. Kurultay’da delege olup bugün o koltukları ısıtan belediye başkanları...
Eğer onlar bu gemiyi terk edip giderlerse, o iddialar da başladığı yerde, toprağın altında kalır. İşte tam da bu yüzden, imza verip "Kurultay toplansın" diyen delegelerin CHP’de kalması ince, stratejik bir hamledir.
Meclis üyesi sayıları bu kadar hayatiyette dururken, başkanları bu yüzden serbest bıraktılar. Sahaya baktığımızda tablo tüm çıplaklığıyla ortada: Mersin ve Adana hattı... Zeydan Karalar’ın yeni partiye geçmesi zaten mantık dışı bir hamle olurdu; adam uzun süre cezaevinde kaldı, hâlâ görevine iade edilmiş değil. Şimdi bir de yeni partinin bayrağını açıp hedef tahtasına konulmanın lüksü yok, bunu gayet iyi biliyor.
Gelelim Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik’in karar mekanizmasına... Meclis üyesi bakımından eli rahat, büyük bir çıkmazı yok. Ancak Başkan Özçelik, Özgür Özel'e olan sadakatini ve onun yanında duracağını daha önce defalarca dile getirdi.
Bu çıkışların ardına baktığınızda, bir gün uyanıp kendisini yeni partinin saflarında bulması hiç de sürpriz olmayacaktır. Aslında belediye başkanlarının bir kısmının CHP’de kalması, iktidarın o hınç dolu hedef tahtasından çıkmanın da ustaca bir yolu belki de.
Son tahlilde; Özgür Özel, tabanın omuzlarında kabaran, artık bastırılamaz olan o itiraz dalgasına boyun eğmek zorunda kaldı ve yeni parti gerçeğiyle yüzleşti.
Sokakta, dipdiri ve öfkeli bir muhalif dalga var. Sağcısı, solcusu, orta yolcusu...
Gidişattan bıkmış usanmış durumda, yeni bir soluk, yeni bir çıkış arıyor. CHP’nin ve belediyelerin üzerindeki o boğucu baskı, toplumu tam da bu noktaya, bu çaresizlikten doğan arayışa itti.
Yeni parti; eğer katı, dar ve dogmatik ideolojik kalıplara hapsolmazsa, farklılıkları aynı elin parmakları gibi yan yana getirmeyi başarırsa, işte o zaman rüzgârı gerçekten arkasına alır.
Ama tek bir şartla: Hata lüksü sıfır!
Çünkü bu milletin yüklediği o tarihsel misyon artık hayati derecede ağır; umutsuzluğun dipsiz bir kuyuya döndüğü o an, çöküş de fırtınadan çok daha hızlı gelecektir.
Esen kalın…