Rehber Fatih Bey iyi bir hatırlatma yapmış, herkesin kalbine sıcak su serpmişti, “Türkçe bildikleri için her halde anlaşırsınız. Türk çarşısında ve buralarda Denar ve Euro geçmektedir. Yani oturduğunuz yerde çay, kahve ödemeyi siz yine Avro’yla yapın. Kredi kartı geçmez. 1€ = 60 Denar yapıyor efendim. Aynı zamanda şurada, karşısında döviz bürosu da var. Orada Denar, Euro, her ne isterseniz bozdurabilirsiniz. Buralarda Euro, Denar geçiyor” derken Tur rehberi, “Akşam yemeğine kadar şöyle bir altlık yapın. Çömlekte kuru fasulyeyi deneyin! Çarşı içerisinde çömlekte kuru fasulye, deneyebilirsiniz. Çarşıda çınarın altında hana girdik ya! Hana girdiğimiz o restoranlarda kuru fasulye yiyebilirsiniz!” önerisinde bulunmuştu.

Hava kardıkça yemek gündemini koruyordu. Akşam yemeğinde ne var? Arkadaşlar! Plaskavitsa dediğimiz, kocaman bir böyle köfte gelecek size. Plaskavitsa, salata, tatlı var. Yerel rehber devam ediyor: “Bakın! Şurada bir hamam görüyorsunuz, Davut Paşa Hamamı. 16. Yüzyılda Davut Paşa tarafından inşa ettirilmiştir.”

Hamam bir dönem yabancı tarihçiler tarafından merak edilmiştir, “Hamam ne işe yarıyor” diye! “Yani fonksiyonu, işlevi nedir?” Diye. İşte, öğrenmişler; “insanların temizlendiği yerdir” diye geçiyor. Bir de 16-17. Yüzyılda Üsküp’te bayağı veba salgını yayılmış. Veba salgını yayılmasın diye o zamanın insanları, vatandaşları, tüccarları, askerler sefere çıkınca geriye döndüklerinde önce hamama girip temizlenmiş bir şekilde şehre giriyorlardı. Hastalık yayılmasın diye o yabancı tarihçiler diyorlar ki hamamlar; “Osmanlı’nın temizliğe (ne kadar!) önem verdiğinin göstergesidir” diye yer almaktadır. Şimdi, bu taraftan yeni şehre gidiyoruz.

“Lagolitik alfabeyi alıp değiştiriyor. Hocasının ismini alfabeye veriyorlar. Lagolika da kiril alfabesini getirir. 10. Yüzyıldan burada Slavlar Kril alfabesini kullanmaktadırlar, efendim. Burada, karşıda soykırım müzesini görüyorsunuz. Neden burada Yahudi müzesi var? Çünkü 500 yüzyıl Yahudiler bu civarda yaşamışlar, Osmanlı döneminde. Ve bunların 2. Dünya Savaşı’nda bir trajik hikayeleri vardır. Malumunuz Nazi Almanya’sı bunları yakaladığı yerde öldürüyordu. O zaman buralarda Bulgaristan hakimdi. Nazi Almanya’sı Bulgarlara demiş ki; “Tüm Yahudileri buradan toplayın ve imha kamplarına getirin!” diye ardından zorla yakaladılar ve imha kamplarına götürüp orada Yahudileri katlettiler. Tabii ki üzücü bir şey. O zaman Yahudileri katletmişler. Maalesef bugün de dünyaya baktığımızda İsrail Filistin’de bir beterini yapmaktadır, efendim.

Karşıda da Makedonya Mücadele Müzesi’ni görüyorsunuz. 2011’de inşa edildi. İçerisinde Osmanlı’dan, Yugoslavya’dan ve 1991’den sonraki eserler sergilenmektedir. Hemen yanındaki yapı ise Makedon Ulusal Tiyatrosu, o da 2013’de inşa edildi. Pek fazla tarihi değeri yoktur. Ama bildiğiniz gibi hepsi bunların 2009’dan sonra inşa edildi. Tam karşıda da orada büyük bir müze görüyoruz. Üsküp Arkeoloji Müzesi 2014’de inşa edildi. İçerisinde de İskender Lahti’nin heykelinin kopyası var. Orijinali İstanbul Arkeoloji Müzesi’nedir. Burası 2014’de açıldığında Türkiye Cumhuriyeti Devleti İskender Lahti’nin kopyasını buraya vermişti.

Türkiye’de de ünlü olan bir “Vardar Ovası” türküsü vardır. Vardar Nehri de Gotiva şehrinden doğar. Buradan Üsküp’ten geçer. Makedonya’yı da aşarak Yunanistan’dan Selanik’ten Ege denizine dökülür. Uzunluğu ise 288 km’dir. 200 km’si Makedonya’da, 88 km’si ise Yunanistan’ın Selanik tarafındadır… Üsküp’teki Vardar Nehri Eğe denizine dökülmektedir.”

OK