Gündemin en hassas konusu ABD'nin desteği ile İsrail'in İran saldırısıyla başlatılan İran, İsral-ABD savaşıdır. Bu savaşı aslında ABD Başkanı, Donald Trump – İsrail Başbakanı, Binyamin Netenyahu’nun İran’a doğrudan, uluslararası yasaları hiçe sayarak, korsan saldırısıyla başlatıldığı yorumlanmaktadır. İsrail ile ABD halkının savaşı desteklemediği protestolardan anlaşılmaktadır. Sünni İslam Dünyası, körfezdeki Arap ülkelerinin tavrı önemlidir. Ülkelerinde barındırdıkları yabancı ülke askeri üslerinin vurulması uyanış, diriliş, dayanışma ve kalkınma devrinin dönüm noktasını oluşturacak, yeni ve modern yolun göstergesi olacaktır. Türkiye'de bazı siyasal İslam ideali, ümmetçilik hayaliyle Müslümanlık taslayan zihniyet “İran Şii” tanımlaması safsata dudak arasından Hristiyan ve Yahudi saldırıları lehinde tavır yoklamaya çalıştığı görülmüştür. “Sizden olmayanlara benzemeyindi.” Mezhepçi İslam kavramının Müslümanları ayrıştırmak için geliştirilen politik akımlar olduğunun farkında değillerdir. Halbuki uluslararası kültürde Trump ile Netenyahu için Hristiyan ve Yahudi dünyasını savunmasız bırakan iki cani yorumlarına rastlanmaktadır.

İran; İslam dünyası içinde önemli felsefi derinliğe sahip Müslüman bir ülkedir. Pers ve Türk medeniyeti düşüncesi temelinde ortak düşünce derinliğine sahiptir. Arap ülkeleri, “Sünni İslam” tanımlamasıyla İran’a karşı tavır bedbahtlığına girmiştir. Osmanlı da aynı hataları yapmıştır. İran halkına “şii - şia gözüyle bakılmış, İslam dışı tanımlanmaya çalışılmıştır. Haçlılar da zaten bunu arzu ediyorlardı. Modern çağda bakıldığında İslam dünyası, çok daha geniş coğrafya ve etnik farklılıkları barındırmaktadır. Sünni İslam Birliği, İslam ideali ve İslam’ın esasını ayrıştıran emperyalizm lehine Müslümanları bölen fraksiyon, bölücü dinsel akımlar arasındadır. Türk ülküsü, Müslümanların bu tür tuzağa düşmesinin önünde en büyük bütünleştirici güç ve mayadır. Arap Birliği de olsa, Sünni İslam Birliği de olsa körfez ülkeleri rehavettedir.

Tüm körfez ülkeleri genelde aynı tarihi paylaşmakta, aynı dili konuşmakta, aynı alfabeyi kullanmakta, aynı yeraltı zenginliklerinden geçinmektedirler. Çok farklı etnik gurup değillerdir ama kabile savaşları silsilesinden korunmak için batılı ülke ordularının karargâhı haline getirilmişlerdir. Bu üslerden çevre ülkelerde darbelere karışacaklar, İran gibi kültürel ve felsefi derinliği güçlü matematik dehası devletlere saldıracak, yok etmek isteyeceklerdir. Irak'ta, Libya'da, Suriye'de, Gazze'de başarılı gözüktüler; Ürdün, Lübnan'a saldırıp duruyorlar. Halen de İsrail, Arz-u Mevut hayaliyle saldırılarını sürdürmektedir. Türkiye’yi de zaman zaman rahatsız etmeye çalışmaktadırlar. İran vurdukça kuyruğuna deve dikeni kıstırılmış mal emsali acıyı hissettikçe sığınacak delik aradıkları açıktır: “Deve dikeni hagvanın kuyruğuna kıstırıldığında, kuyruk sallandıkça batar, acı verir, eşek diken düşünceye kadar kaçmayı sürdürür. Kırsalda tarlaya giren hayvanları ürkütmede kullanılan bir metottur.”

İran, körfezdeki düşman askeri üsleri “tehdittir” dedi ve vurdu. Söz konusu vuruşu Türkiye ümmet siyaseti farklı okumak istediyse de farkı erken fark etti ve sonucun öyle olmadığı anlaşılınca aylar sonra dünyanın akışına uyarak sessizliğe büründü. Üstlere hava sahasını kapatan ülkeler Trump’ı yerin dibine itip, iyi bir ders vermiş oldular. Uyanış için gece baskınını yemeden şafağı kavrayıp hava sahasını kapatıverdiler.

Trump-Netenyahu’nun İran savaşı Avrupa ve NATO ülkelerinin de dikkatinden kaçmadı. Süper güç dengeleri ve ittifakları altüst etti. Rusya, Çin, İspanya, İtalya farklı tavır aldı. Türkiye içinde bulunduğu coğrafi konum, kültürel ortaklıklar, askeri güç, NATO İttifakı ile Türk dünyası bileşkesinde dengeleri doğru okumak, korumak, imkanları iyi kullanması gerekiyordu. Savaşa bulaştırmak isteyenlere karşı objektif tavır almayı şimdilik başardı. Yurtta politik savaşlar iç dengeyi sarssa da dış politik denge İran savaşı düzeyinde barış üzerinden yürütülmektedir. İslam dünyası, “Laiklik üzerinden Türk Ülküsünü” doğru okumalıdır.

Türk milleti bilmektedir ki emperyalizm dünya için bir tehdit, en tehlikeli düşmandır. Kültür emperyalizmi çok daha büyük bir tehdittir. Suyun samanı çürüttüğü emsal erdemli değerleri sessizce çürütür. Fraksiyon politik akımlara dikkat etmek gerekir. İllegal örgütlenmelerin hedefinde Türk milleti, arkasında emperyalizm yer alır. Savaşmak için bahane üretmek kolaydır. Amaç ülkelere barış, huzur, bağımsızlık getirmek değil, geliştirilmiş uranyum da değildir. Her şey kıymetli maden, enerji, likidite yeraltı, yerüstü nimetlerine el koymak, halkını fakirleştirip servetini sömürmektir. “Bir damla petrol, bir damla kan” değerindedir.

İran’a saldırıyla başlayan savaş Hürmüz Boğazı’nda düğümlenmiştir. İsrail’i tahrip edip, süper güçleri mağlup etmiştir. Kaçacak delik aranmaktadır. Savaşın galibi İran Hürmüz’de dünya ekonomisini kontrol etmek istemektedir. ABD’nin müzakere söylemleri barış yerine kaçışı işaret etmektedir. Artçı depremler devam edecektir. Türkiye politikası Osmanlı eyalet sistemi, monarşi, oligarşi kavramlarıyla emperyalizmin kıskacına itilmek istenmektedir. İslam; İslam’dır. Kitabı, peygamberi bellidir. Hedefinden ayrılık değil “vuslat”, birlik anlaşılır. İran teknolojisi ve savaş stratejisi Sünni dünyayı uyandırmış olmalıdır.