Dünya iktisat tarihi, fikir ve düşünce atmosferinde “maddeci, ruhçu, yaratıcı” felsefi düzlem yönetim şekillerinde farklı konumlandırılan uygulama yöntemleri gözlenmektedir. Fikir ve düşünce kulüpleri açısından “materyalist, idealist, dindar” tabirlerini kullanmak mümkündür. Siyasi düşünce ikliminde “ateist, dinci, ülkücü” terimleri öne çıkmaktadır. Ayrışma daha ileriye giderek “solcu, sağcı, milliyetçi” söylemi çatıştırılmakta; Devlet mi? Birey mi? Millet mi? zengin olmalıdır tartışması; devlet sektörü mü, özel sektör mü, millet sektörü mü? kavramını oluşturmaktadır. Her ülkenin iktisat sistemi ve siyasi düşünce verileri saç ayağı gibi yere oturan üçlü sistemden geçmektedir. Anadolu jeopolitiği atışmaların odağında yer almaktadır.
Batılı kültür; Türk mefkûresine göre bilim düşünce atmosferi silsilesinde tahterevalli tipi fikir klasiğine sahiptir. Yaradan’ı arayan, aradığını bulamayan, bulduğuna, yaptığına tapan veya bütün bunların inkârı ile Tanrı tanımaz safta konuşlanan tiplerle doludur. Düşüncenin gelişmiş şekli felsefe ve filozoflar açısından madde ve ruh ikileminden biri diğerini yaratmıştır. “Başka yaratıcıya ihtiyaç yoktur” iddiasıyla mutlak varlığı reddetmişlerdir. “Madde ruhu yarattı” düşüncesi materyalist; “Ruh maddeyi yarattı” iddiası idealist filozofların tasvibidir. “Materyalistler sol; idealistler sağ” akımları takip etmektedir. Türk kültürü her iki akımı düşünürün ulaştığı en yüksek merhale niteliğinde değerlendirmekte ve ilahiyatın konusu görmektedir. Türk kültür ve mefkûresinde dinler tarihi bir bütündür. Din; Yaradan’ın yarattığı kullarına ömür ve ötesinde huzurlu bir yaşam vaadinin vahiy aracılığı ve peygamberler vasıtasıyla tebliğini emrettiği güzel ahlakın insanlara tebliğidir. Dindar insan adaletli, ahlaklı, faziletli, cesur, sadakatli, inanç ve iman yüklü adam gibi adamdır. Olması gereken budur.
Batılı fikir kulüplerine göre medeniyetlerin kaynağı Mısır piramitleriyle başlar, Mezopotamya, Helenistik çağ, Türk-İslam medeniyeti ve modern batı kültürü silsilesinde süregelir. Tarihin akışı süreci düşünce atmosferinde inananlar-inanmayanlar sahnesine sahiptir. Avrupa’nın Rönesans ve reform hareketleriyle Ortaçağ bataklığından çıkışı ve son Türk İmparatorluğunun çökertilmesiyle Türk milli idealizminden uzaklaştırılmıştır. Türk aydınları Batılının emek-sermaye sınıf tartışmalarının içine düşürülmüş ve Türk gençliği totaliter-liberal ölçekte eğitim araçlarıyla sektörel sınıf çatışmalarının içine itilmiştir. 1789, Fransız devriminin ayrıştırıcı gücü tüm insanlığı ve Türk gençliğini etkisi altına almayı başarmış, sınıf çalışmalarının içine inmiştir.
Düşünce ve fikir akımları tarihin akışı içinde süper güç deniler emperyalist sömürgeci devletlerin milli, ulusal kültürünün ayrıştırılması, farklılaştırılması, çatıştırılması, ülkelerin bölünmesi vizyonunda kullanılmaktadır. ABD’nin Afrika, Asya ve Ortadoğu ülkeleri üzerinde yürüttüğü ülkelere “barış ve refah” getirme stratejileriyle yönetimlerin devrilmesi, haritaların değiştirilmesi, zengin enerji kaynaklarının sömürülmesi atmosferi aydınlatmaktadır. Türk milli kültürünün iç ve dış politika felsefesi “yurtta barış, dünyada barış” ilkesini ihtiva etmektedir. Türk milli kültür, ülkü ve kaynağı bambaşka tarihi derinliğe sahiptir. Orta Asya Gök Türk yazıtlarına dayanmaktadır. Türk inanç sisteminde yaradan ‘Tanrı’dır. İslam; “Tanrı’nın yerde ve gökte değil, her yerde hazır ve nazır” olduğu bilgisiyle Müslümanlığa geçişin yolunu açmıştır. İslam; dinler tarihinin en son tebliğini ifade etmektedir. Söz konusu küresel kültür yanında Türk milli ülküsünün din ve iktisatta yeri olmalıdır.
Millet sektörü iktisat ilmi ve ekonomi modellerindeki boşluğu doldurmaktadır. Devlet sektörü, devletin elinde tutması gerektiği; özel sektör, helalinden özel mülkiyet hakkına saygıyı; millet sektörü de dinler tarihinde vurgulanan güzel ahlak çerçevesinde fakir, yoksul, garip guraba halkın refahı için örgütlenmesi, üretim mekanizmalarına sahip olmalarının sağlanması çalışmalarıdır. Türk ülküsü adalet temelli fikir, yönetim şekillerini önermektedir. Devletin dini “adalettir” denmektedir. Hiçbir din devlet yönetim şekli önermez. Yönetimdekilerin insanlara adaletle hükmetmesini tavsiye eder. Allah’ın ayetleri kanun yapmaya engel değildir.
“Her ne kadar şeriat dindir; din İslam’dır. Müslümanlar şeriatla yönetilmelidir. Allah’ın kanunları vardır…” benzeri söylemlerin gündemi dinç siyasette kullanma yöntemidir. Dört halife devrinin demokratik yapısı her türlü mesajı vermektedir. Meşveret, iletişim önemli bir kavramdır. “İslam’da saltanat 30 yıldır” denmiştir. Medine mutabakatı eşitliğin sağlıklı yürütülmesi için laik, farklı inanışlara saygı felsefesinin temelidir. Türk düşünce sisteminde gündemden silinen adalet kavramının karşılığı “iman, ahlak, adalet” ilkesi, “9 Işık” sistemi ile Türk milli Mefkûresi menzilinde vücut bulacaktır. İlahi adaletin tecellisi insani adalettir.
Zengin azınlık, yoksul devleti; zengin devlet, fakir milleti sömürür. “Zengin devlet, helal özel mülkiyet, zengin millet” milli huzurun anahtarıdır. Kapitalist azınlık vahşi kapitalizmi doğurur. Devlet sektörü yoksa ağır sanayi risk altındadır. Millet sektörü yoksa yoksulluk derinleşir; devlet sektörü özelleştirilirse yükü vatandaş sırtlanır.