Ülkücü hareketin politikaya geçiş sürecinin en önemli şahsiyetlerindendi. Başbuğ Alparslan Türkeş ve arkadaşlarının davası, Türkçülük mücadelesi “partiler üstü” bir kavramdı.
Ülkü Ocakları, Ülkücü Gençlik Derneği, Teknik Elemanlar, Sanatçılar, Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı (TÜRKAV), Türkiye Kamu-Sen vs. kutlu mücadelenin ocaklarıydı.
Türk kültürü, Batı'nın Liberal Kapitalizmi ile Demir Perde ülkelerinin Bolşevik kültürünün çatışma alanıydı. Komünist ve Kapitalist ideolojiler, “9 Işık Doktrini” karşısında savunmasızdı. Gençliği milliyetçilik idealine yönelmişti. Sıkıntılar sağdan da yükseliyordu. Türk ülküsü; Batı güdümlü Cihadist ideologların “Türk müsün, Müslüman mı?” sorusuna muhataptı. Müslüman Kardeşler, “Türklüğü” ırkçılık diye milliyetçiler arasında fitne saçıyorlardı. Her iki kanat da Turan, Türk Birliği mefkûresine karşıydı.
Bizim kuşağın liseli yıllarında haşır neşir tanıştığı “Milliyetçi Türkiye Ülküsü”, illegal sol örgütlerin saldırısı altında Türk gençliğini karşı karşıya getirmişti. Üniversiteler de işgal, grev; şehirlerde tutulmuş sokaklar, işgal altında yurtlar, eğitim-öğretim yuvaları, fanatik felsefi akımlar milleti sorguluyordu. Sovyetlerin 1975 yılına kadar Türkiye'de sosyalist devrimi gerçekleştirme arzusu taşıdığı; aksi olarak Türkiye'de devrimin önündeki engelin güçlendiği düşünülüyordu. Söz konusu engel ülkücü gençlik hareketiydi. Çoğalmadan bitirilmeliydi. Silahlar yıllarca susmadı. Şehitlerin ardı arkası kesilmiyordu. Sosyalist fikirler Türk Milliyetçiliği önünde diz çökmüş, çürütülmüştü. Komünizm bir yılandı, görüldüğü yerde başı ezilmeliydi.
Süreç, üniversitelerdeki komünist hareketleri başarısız kılıyor; milliyetçi-ülkücü Türk gençliği hızla çoğalıyordu. 1991'de dağılan Rusya, Türkiye'deki başarısızlığı sivil toplum kuruluşu ülkücü gençliğe yüklüyordu. 12 Eylül 1980 darbesi yorumu aşan bir konudur. Ancak Batı ülkelerinden yansıtılan “Bizim çocuklar başardı” cümlesiyle, “bir sağdan astık, bir soldan” söylemi gençliğin sırtına vurulmuş en büyük hançerdi. Ülkücü gençlik, illegal sol örgütler ile mücadeledeydi; sağı ve sağcılığı da savunmamıştı. Başbuğ'a göre Türk ülküsü, karşıt görüş değil; bir hareket, bir eylem, bir aksiyon, kültür ve bilimdi. Solcu ile değil, sol felsefeyle tartışmaydı. 12 Eylül darbesi sonrası illegal sol, PKK terör örgütüyle dağlara taşınmış, sosyalist refleks merkez siyasete kaymıştır. Terörsüz Türkiye için süreç sağdan ilerletilmektedir.
Atatürkçülük; Türk milliyetçiliğidir. Bunu kavramak için sadece Türk gençliğine hitabesi yeterlidir. Uğur Mumcu'nun Kuvay-ı Milliye çağrısı boşuna değildi. Dönemin sol örgütleri, her türlü gösteri ve protestolarda “orak çekiç, kızıl yıldızlı Komünist rejim bayrakları” taşıyorlardı. 1977'de İstanbul/Taksim Meydanı'nda kızıl bayraklar gölgesinde 34 genç hayatını kaybetmiş, Alanya “Niyaziler ölmez!” diye sloganlaştırmıştı.
Sovyetlerin Akdeniz'e inme ideallerinin maşası illegal sol sosyalist örgütlerdi. Direnç gösteren sivil toplum kuruluşu, Milliyetçi-Ülkücü gençlikti. Ülkücüler sadece “Türk Bayrağı” taşırlardı. Turan ideali, mefkûresi, Kızılelma hedefleri vardı: “Her şey Türk için, Türk'e göre, Türk tarafındandı. Bayrak inmez, ezan dinmez, vatan bölünmezdi.” Millî ülküler devletleşse bile, iktidar olup hükümet kurmadan muktedir olması mümkün değildi. Partileşmek gerekiyordu. Ülkücülük; kardeşlikten öte bir sevgi, saygı bağıydı.
Türk millî kültürü, “ilmi ile amel eden” yeni bir kuşak yetiştirmekteydi. Türkiye'nin meseleleri üzerine şehitleri, gazileri, cezaevleri olan; sokağın ittiği, ailenin attığı ülkücü komando algısına maruz, iteklenen nesil. Yüreği güçlü, arkası zayıf görünürdü. Sağcı politikaların da tehdidinin farkındaydı. Türklük gurur ve şuuru; İslam ahlak ve faziletiyle donanımlı, “göründüğü gibi olan; olduğu gibi görünen” Alperenlerdi. Başbuğ'un vefatıyla ilk seçimde, 18 Nisan 1999'da, Alanya'da 5 belde ve MHP'yi Türkiye'de %18 oy ile en yüksek zirveye taşımasına vesile olan yiğitlerin parti üyeliklerinin silinmesiyle yeni dönem başladı.
Cesurlar hareketi, İYİ Parti kuruluş ivmesinde Alanya MHP İlçe Teşkilatı görevden uzaklaştırılırken Yıldız, bilge lideri tercih etmişti. MHP'nin piriydi. Son ilçe kongresinde delege listesinde isminin görünmediği eleştirisi yaygındı. Eski İlçe Başkanı Sayın Mustafa Sümbül'ün de rahatsızlığı gündemdedir. Acil şifalar diliyorum. Erdemli politika yürütmüştür. Politika bazen acımasızdır. Sayın Hüseyin Yıldız Bey, serbest meslek mensubu rahatlığıyla vakti ve iş gücü müsaitti. MHP'nin gelişim sürecinde görev alarak önder, yerelde lider konumunda faaliyet gösterdi. Karizması Alanya Belediye Başkanlığı için yetmemişti ama milletvekilliğinin yolunu açmıştı. Halkın desteği onu Ankara'ya taşıdı. Özeti sayfalara sığmayacak kadar geniş bir davanın önderlerinden, mücadele azmi yüksek şahsiyetlerden, Türk milliyetçisi, erdemli bir hareketin ülkücüsüydü.
Mahmutlar Belde Belediye Başkanlığına adaylığımda desteklerini hiç esirgememişti. Bir efsaneydi, parti fanatizm dozajı azıcık yüksekti. Alanya'nın Yıldız'ı öteye uçtu. 23. dönem MHP Antalya Milletvekili Sayın Hüseyin Yıldız, ülküdaşın defni Zaferler Günü'ne nasip olmuştu. Sevenleri, son yolculuğuna üzüntüyle uğurlamışlardı. Vefatı zamansız ve erkendi ama “takdir-i ilahi” böyle tecelli etmişti. Mekânı cennet olsun!..