Bilader hindiki keratalar harbiden çok şanslı. Öndüün benim torun dutdurdu,
Bilader hindiki keratalar harbiden çok şanslı. Öndüün benim torun dutdurdu, "Dede beni parka götür" dedi. Ben de süksünüme aldıım gibi belediye çay baççasına götürdüm. Halbusa benim torun o parkdan deel, su parkından bahsederimiş. Damlataş'da biyer var. Ora gedmeg isderimiş.
Neyise, ayamdaki gara şalvarıla girdim bilader havızın başına gadar. Biseel alengirli dalgafirigler var orda. Benim keloolana bi bagdım, gaydıraglardan zıybınıp durur. Ordan iniyor, ötekine biniyor.
Hööle bi düşündüm gendi çocugluumu. Bizim evin ayaabucunda dere varıdı. Icıg aşşaa dooru meyili varıdı. Biz de mahallenin zinalarııla orda zıybınırdık. Anam garı her gün ak donumu dikiverirdi. Zıybına zıybına ne don dayanırdı, ne bişey. Üsdüne bi de nar şıpgınıla dayag yedigmidi gendimize geliridik. Bi de muz baccalarını sulamag uçun havızlar olurdu. Havızların içi gurbaa boku dolu olurdu. Biz o gurbaa boglarının içinde çimerdig. Gulacı saldıımda golum bokun içine çakılır galır, zor çekerdim. Hindiki çocugları o boglu havıza gadsan, hasdaneye yetişdiremeden gayıb edersin vallahı. Biz hasdalanmazdıg o vakıdlar çünkü bedenimiz alışgınıdı. Hindiki çocuglar olsa daggada mikrob gapar.
Benden böönlüg de bu gadar. Galın saalıcaala.