Konumuz mahalleli, konuklar futbolcular, konu futbol, ana fikir ‘plaket’.. Sporun dışında önceleri çok dağıtılan, şimdilerde ayyuka çıkan plaket dağıtımında ülke genelinde birinciyiz. Düzenlenen her organizasyonun parçası haline gelen el yapımı veya plastik kaplamalı plaketler, enflasyon verisi gibi artarak devam ediyor... Amatörü, profesyoneli, yerlisi, yabancısı, göçmeni; şehre neredeyse her adım atana, yaylarda yaylayanlara, şehirde magandalara, trafik canavarlarına (vb.) plaket verir hale geldik. Ödüle layık olmak, liyakat ve başarı olması gerekirken, mahalle takımından köy takımına sükseli plaket sunmak, politik açlığın küçük burjuva hareketi olsa gerek…

Beklentilerin sınırlı kaldığı, gerekenlerin yapılmış gibi lanse edildiği, billboardlarda renkli şemaların yapay zekâ ile süslendiği, yağcıların ve yalakaların 200 liralık plaket ile ödüllendirilmesi insanın midesini bulandırıyor.. Memlekette yüzlerce amatör sporcunun geleceğini deplasman otobüsü ile geçiştirilmeye çalışılarak ters ayaklı kurtarış yapmak kime ne kazandıracak, kimin puanı artacak birlikte tanık olacağız.

Sporda bölgesel olarak tamamen yaza odaklı faaliyetlerin kaymağını yesek de, amatör kulüplere mikrofon tutmayanların, şehre güzelleme olarak konser salonlarında Şampiyonlar Ligi kura çekimi yapmak (!) hangi siyasi popülizme hizmet edecek? Birkaç kalemin, birkaç uyduruk spor haleflerinin gazı ile yerel ligi kursanız dahi, oyuncularınız ve sizler ancak al-ver ile maçı tamamlar ve skoru eşitlersiniz.. Yıllardır aynı kadro ile sahaya çıkan takımların değişmeyen plaketli antrenörlerinin başarısını (!) elbette kanıksamıyoruz; ancak aynı tebessüm ile gülmeye devam edenlerin başarısının gelirini görkemli ve ihtişamlı davetlerde yemek masalarındaki plaketleri görünce, bu ligin sonunda kim düşer hep birlikte göreceğiz.

Akdeniz'in mavi sularında kulaç atmayanların çoğunlukta olduğu, bisiklet yolunda tedarik kamyonlarının cirit attığı, sokak aralarının lambalarının dahi yanmadığı, Atatürk Caddesi'nde davudi sesi ile MotoGP yarış pistini hatırlatanların, yüz kilometre hız ile gidenleri durduramayanların, denizin içindeki İngiliz çöpünü bize hediye edenlerin verdiği hizmete karşı elbette birileri plaket verecektir.!! İşte bu plaketi verenlerin şehre birkaç spor tesisi, amatörlere stadyum ve şehrin arma değerine yakışır tesislerin betonunu attıkları gün ve uzatılan o plaketler için ‘helal olsun’ diyeceğiz.. Profesyonellik ile amatörlüğü karıştırmak, kermes ve konser tedarikçisinin plastikten dağıttığı ödülün kahraman kalemlerinin gazına gelmek; köyden şehre ideolojik saplantının günümüz belediyeciliğinin içine sızmış olması ne kadar heyecanlı ise, deniz kenarında stratejik ders vermek ise o kadar tehlikelidir…

Sporun bir akıl ve zekâ olduğu düşünüldüğünde, elle ne oynarsanız oynayın, para ile almadığınız Alanyaspor kombinelerini bir kenara bıraksanız dahi, mahalli lige kaç tane kombine satarsanız satın, futbol endüstrisine ve futbol sevdasına yenileceksiniz…