Bilader, benim bi tanıdık keloolan var, aslı Uçurdmag'dan. Adını deeversem hindi irezil, mübdezil olucağ. En eyisi deevermeyem. Öndüün biri daved etmiş endeeni. Davedde ilanı eti, guşun südü varımış. İlkin ısıcağ, sovuğ deyi biseel bişey gelmiş. Soona balığlar, salatalar gelmiş. Binbir çeşit meyva, ardından da paklavılı, gadeyifli dadlı sinisi gelmiş. Bu keloolan veredmiş yemeyi. Garıştırmış, garıştırmış, hemene basmış boğazına. Soluğ alamazımış yemeğden. Besereğ gibi yemiş. Bu mide bilader, Kesdel ahırı mı? Tabi sancı başlamış. "Gannım ağrır" deyi duddurmuş buncaazım. Bunun goltuuna iki kişi girmiş, arabaya deglin götürmüşler. Ordan Gale yokuşuna götürmüşler buncaazımı. Orda iki saad gadar yürümüşler. Zorula yürümüş, yürümüş, ıcığ gannı eriyinsire, ilkin ezzaneden hazım uşurubu alıb, ardından evine salıvermişler.
Hindi endee deyusa birinci sorum davete gedmeden evel bi yerde baalı mııdın? İkinci sorum gıdlıgdan mı çıgdın? Velasıl kelam ende keloolan da gursagsız çıgdı. Davete mavete gederken hayadda yanımda götürmem gari endeeni. Adamı torda malamat eder vallahı.
Benden bönnüğ bu gadar. Hadi galın saalıcaala.