BUGÜN 30 Nisan... Yarın ilkbaharın son ayına, Mayıs’a "merhaba" diyeceğiz. Normal şartlarda nisan ayı, Alanyalı turizmcinin ve esnafın yüzünün gülmeye başladığı, sezonun habercisi olan aydır. Ancak o eski nisanları hatırlayanların içini bir sızı kaplıyor.
Bundan 5-10 yıl öncesini bir düşünün; sokaklar cıvıl cıvıl olur, akşamları İskele bölgesi "ana baba günü" tabirine tam uyardı. Çarşıda iğne atsan yere düşmez, büyük bir hareketlilik yaşanırdı. Şimdilerde ise o görüntülerden eser yok. Bir zamanlar tıklım tıklım olan restoranlara bugünlerde bir bakın; müşteriden çok garson var. Maalesef kimsenin yüzünde o eski umut ışığı görülmüyor.
Sadece restoranlar mı? Çarşı esnafı da aynı durumda. Butikçi, hediyelikçi, çantacısı...
Velhasıl ekmeğini turizmden kazanan tüm esnaflarda yüzler asık. Kafalarda hep aynı "Acaba?" sorusu dolaşıyor. Kendi içlerinde vardıkları kanı morallerini bozsa da bir umut kırıntısı görmek için bizlerin ne yazıp çizdiğine bakıyorlar, "Nasıl olacak bu iş?" diye soruyorlar.
Geçtiğimiz günlerde TÜRSAB Alanya BTK İkinci Başkanı ve acente sahibi Kerim Yılmaz ile sohbet ettim.
Sektörde oldukça tecrübeli olan Yılmaz, durumu tek kelimeyle özetledi: "Savaş."
Ardından ekledi: "Evet, insanlar gelir, Alanya’dan kimse kolay kolay vazgeçmez ama bu işin bir de ekonomisi var. Uçak biletleri, artan yakıt fiyatlarından dolayı astronomik rakamlara ulaştı. Bu maliyet artışı, insanları seyahat etme noktasında geri adım atmaya zorluyor."
Gerçekten de her şey ekonomi ve güvene dayalı.
Çok şükür bölgemizde ve ülkemizde bir güvenlik açığı yok; bölgenin en güvenli, en huzurlu ülkesiyiz. Ancak dışarıdaki algı ne yazık ki farklı işliyor. Savaşın sürdüğü bir ülkeyle sınır komşusu olmamız, potansiyel misafirlerimizin zihninde soru işaretleri oluşturuyor.
Oteller hazırlıklarını neredeyse tamamladı. Ancak bu yıl yangın güvenliği konusu her zamankinden daha sıkı tutuluyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Alanya İtfaiye Birimi sürekli sahada. İtfaiye raporu için son gün 31 Mayıs. Bu raporu alamayan tesislerin kapılarını açması mümkün olmayacak. Bir tesis sahibi dostumun şu sözleri durumu özetliyor: "Müşteri gelecekmiş gibi hazırlanıyor, kimse gelmeyecekmiş gibi de üzülüyoruz."
Petrol piyasasında yeni bir risk: BAE ve OPEC ayrılığı.
Turizmcinin belini büken yüksek ulaşım maliyetleri konusunda ise küresel piyasalar pek de iç açıcı sinyaller vermiyor.
Son dönemde Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE), petrol üretim kotaları üzerindeki anlaşmazlıklar nedeniyle OPEC+ grubundan ayrılabileceğine dair kulis bilgileri sektörün radarında.
Eğer BAE, kendi üretim kapasitesini tam anlamıyla kullanmak için birlikten ayrılırsa, kısa vadede bir arz artışı ve fiyat düşüşü beklenebilir.
Ancak bu durumun yaratacağı jeopolitik istikrarsızlık ve OPEC'in pazar üzerindeki kontrolünü kaybetmesi, petrol fiyatlarında öngörülemez dalgalanmalara yol açabilir.
Yakıt fiyatlarındaki bu belirsizlik, doğrudan uçak biletlerine yansıyarak Alanya gibi uzak pazarlara bağımlı destinasyonlar için "ulaşılabilirlik" krizini derinleştirebilir.
Alanya’da sadece lokantacı, çantacı değil; rent a car işi yapan esnaftan taksiciye, manavdan yerel markete, simitçiden sahil büfelerine kadar herkes sektör temsilcilerinin ağzından çıkacak umut dolu bir açıklamaya odaklanmış durumda.
Alanya’da bekleyiş sürüyor. Umut hep var ve gözler tünelin ucundaki ışıkta...
Ancak o ışık, bizi selamlayan güneş mi yoksa üzerimize gelen bir trenin farı mı? İşte tüm mesele bu.
Esen kalın…