Hırvat topçularının bombardıman sırasında 1983 yılında yıkılan Mostar Köprüsü'nün restorasyonu için taş ustaları Mardin'dendi. Tur rehberimiz anlatmayı sürdürüyordu: “...
1556 yılında, bu köprü burada Mimar Hayrettin tarafından inşa edilecek ve inşa edildiği zaman kemer açıklığıyla Avrupa coğrafyasının en geniş kemer açıklığına sahip köprü olarak kayıtlara geçecektir. Köprünün üzerine bir kapı inşa edilecek, gümrük görevi görecektir. Aynı zamanda her iki ayağının olduğu alanda odalar inşa edilecek ve orada kervanlar konaklayabilecektir.
Üzerinde de şeritlerin olduğu 99 adet ismin yazıldığı Allah’ın lahzına yapılmış olduğu düşünülen taş şeritler vardır köprü üzerinde.Bu muhteşem köprü yüzyıllar boyu iki yakayı, iki medeniyeti birbirine bağlayacak bir köprü olarak işlev görecektir. Gel gör ki; tarihler 1983 yılını gösterdiği vakit Hırvat topçu atışları bu köprüye denk gelecektir. Sol tarafımızda, o Haçlı tepenin olduğu taraf var ya; karşınızda sol tarafınızda
“Hul Dağı” diye adlandırılır bu tepe. Bu dağın tepesinden top atışları gerçekleştirilecek ve bu top atışlarıyla birlikte birkaç darbe yiyecek, yıkılmayacaktır. Ne zaman ki; bir top mermisi kilit taşına denk gelecek, kilit taşının yıkılmasıyla köprü Neretva Nehri'ne yığılıp kalacaktır. O dönemde haber kanalları, bakın uluslararası haber kanalları; “Tarihi Mostar Köprüsü yıkıldı” diye flaş flaş geçecekler ve hafızamıza öyle kazanacaktır, Mostar Köprüsü'nün yıkılışı Boşnak halkının morali bozulacaktır.
Özellikle tarihi yapılar hedef alınıyordu.Savaş, 93 yılında, başta burada, Hırvatların katıldığı savaş, 96 yılında genel olarak savaş bitince 98 yılında Avrupa’daki bazı ülkelerin katılımıyla bir konsorsiyum oluşturulacak, bu konsorsiyum içerisinde 15’e yakın ülke yer alacak, bu ülkeden biri de Türkiye’dir. Türkiye bir milyon dolar bağışla bu köprünün tekrar ayağa kaldırılması için çaba gösterecektir. İhale gerçekleştirilecek, ihale sonucunda “ERBU” diye bir Türk inşaat şirketi ihaleyi kazanacak.İstanbul Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisi’nde hocalarımızın yürütmüş olduğu bir proje olarak 50 kişilik bir ekiple Mardin’den taş ustalarıyla birlikte bu köprünün tekrar inşa edilmesi için haftalarca süren analizler söz konusu olacak. Modern teknolojiyle inşa edilmek istenecek fakat statik dengeyi bir kuramayacaklardır. Nihayetinde neye karar verecekler?
Ecdat Osmanlı, 500 yıl önce, bu köprünün nasıl inşa ettiyse o teknikte inşa etmeye karar verilecek. Tekrar Horasan harcı kullanılacak, taşlar arasında kemer kanca kullanılacak, sabit tutulması için sıcak kurşun dökülecektir. Ve böylelikle köprünün inşası tamamlanacak. köprünün inşaatının tamamlanmasıyla birlikte Neretva Nehri'nin üzerinde “taş kesilmiş bir hilal” olarak kayıtlara geçecektir.2003 yılında inşaatı tamamlanacak, nihai restorasyonlar, çevresindeki restorasyonlar tamamlanınca da, 2005 yılında, şu an İngiltere Kralı olan Kral Charles, o dönem, Galler Prensi Charles idi.
Prens Charles'in katılımıyla buradaki köprünün açılışı gerçekleştirilecek ve 23 Temmuz 2004 yılından beri turistlerin akınına uğruyor. Şu an şehitlikten geçiyoruz. Bakın, şu an bir şehitliğe geçiyoruz. Bunların çoğu savaş döneminde şehit düşen, burada savaşan şehitlere ait, mücahitlere aittir. Evet! Ruhları şad olsun! Diyoruz ve 2004 yılından sonraki süre içerisinde binlerce turist geliyor...Kanuni Sultan Süleyman’ın vakfettiği gibi, Mostar’a bakan, dönüp bir daha bakıyor. Hiçbir tur rehberi; Osmanlı’yı, Mimar Hayrettin’i, Mimar Sinan’ı, Türk’ü anlatmadan Mostar Köprüsü’nü anlatamaz. Türk’ü mutlaka anmak, hatırlamak, hatırlatmak zorundadır.