Alanya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı sıradan bir koltuk değil.

Binlerce üyenin temsil edildiği, Ankara'da kapıların açıldığı, bakanlıklara sektörlerin sorunlarının taşındığı, kentin ekonomik geleceğine ilişkin taleplerin dile getirildiği güçlü bir makamdan söz ediyoruz.

Bu nedenle o koltukta oturan kişinin ticari faaliyetleriyle temsil ettiği sektörler arasındaki sınırın son derece açık olması gerekir.

Bugün Eray Erdem hakkında sorulması gereken temel soru da tam olarak budur:

ALTSO Başkanlığı nerede bitiyor, iş insanı Eray Erdem'in ticari dünyası nerede başlıyor?

Bu soruyu sormak için kimseyi peşinen suçlamaya gerek yok. Çünkü ortada zaten tartışılması gereken ciddi bir çıkar kesişmesi bulunuyor.

Erdem bir turizmci. Ticaret hayatının içinde. Aynı zamanda Alanya'nın en güçlü meslek kuruluşlarından birinin başkanı.

Dahası, Erdem'in başkanlığı döneminde üzerinde en fazla durduğu meselelerden biri yabancıların Alanya'da ikamet edebilmesi ve yabancıya gayrimenkul satışının önündeki engellerin kaldırılması oldu.

Ankara'ya gidildi.

Raporlar sunuldu.

Siyasetçilerle görüşüldü.

İnşaat ve emlak sektörünün talepleri merkezi yönetime taşındı.

Kısıtlamaların gevşetilmesinin ardından sektör temsilcileri ALTSO'ya giderek Erdem'e teşekkür etti.

Bunların hiçbiri gizli değil.

Tam tersine, önemli bir bölümü ALTSO tarafından kamuoyuna duyuruldu.

Asıl mesele de burada başlıyor.

VATANDAŞIN KONUT SORUNU NEREDE?

Alanya'da yaşayan sıradan bir vatandaş açısından mesele yalnızca “gayrimenkul sektörünün canlanması” değildir.

Bu kentte insanların çok daha temel bir problemi var:

Barınmak.

Ev satın almak birçok aile için giderek erişilmesi güç bir hedef haline gelirken kiralar da aile bütçelerinin en ağır kalemlerinden birine dönüşmüş durumda.

Üstelik Eray Erdem geçmişte yaptığı açıklamalarda emlak ve inşaat sektöründeki fiyatlamaya ilişkin oldukça çarpıcı ifadeler kullandı.

Sektörün geçmişte “kantarı kaçırdığını” söyleyen Erdem, ortaya çıkan tabloyu anlatırken vatandaşın konut almasının imkânsız hale geldiğini ifade etti.

Bu söz önemli.

Çünkü bugün önümüzde doğal olarak şu soru duruyor:

Vatandaşın konuta ulaşamadığı bir piyasada öncelik ne olmalıdır?

Alanya'da yaşayan insanların konuta erişimi mi?

Yoksa gayrimenkul piyasasına yeniden güçlü yabancı talebi getirilmesi mi?

Elbette yabancı yatırımının Alanya ekonomisine fayda sağladığını savunanlar olacaktır. İnşaatçının, emlakçının, esnafın ve farklı sektörlerin bundan gelir elde ettiğini söylemek de mümkündür.

Fakat ALTSO Başkanı'nın görevi yalnızca belirli sektörlerin satış hacmini artırmak değildir.

O makamda oturan kişi, ekonomik tercihlerin kentte yaşayan diğer insanlar üzerindeki sonuçlarını da hesaba katmak zorundadır.

ÇIKAR ÇATIŞMASI SORUSU NEDEN SORULMASIN?

Burada çok temel bir demokratik denetim sorusu var.

Bir meslek kuruluşunun başındaki kişi aynı zamanda o kuruluşun temsil ettiği ekonomik alanlarda aktif bir iş insanıysa, aldığı veya savunduğu pozisyonların kendi ticari çıkarlarıyla kesişip kesişmediği neden sorgulanmasın?

Bu, “Erdem kişisel kazancı için bunları yaptı” demek değildir.

Bunu gösteren bir belge ortaya konulmuş değil.

Ancak böyle bir çıkar kesişmesinin bulunup bulunmadığını sorgulamak da gazeteciliğin ve kamuoyu denetiminin görevidir.

Eğer Erdem'in doğrudan veya ortaklıkları üzerinden gayrimenkul ve inşaat alanında ekonomik faaliyetleri varsa, kamuoyunun çok daha ayrıntılı bir açıklamayı hak ettiği açıktır.

Hangi şirketlerde ortaklığı bulunuyor?

Bu şirketlerin faaliyet alanları neler?

Gayrimenkul ticareti yapıyorlar mı?

Yabancı müşterilerle çalışıyorlar mı?

ALTSO'nun yabancıya satış konusunda yaptığı girişimlerden ekonomik olarak yararlanabilecek şirketleri bulunuyor mu?

Bunların cevapları dedikoduyla değil, ticaret sicili ve şirket kayıtlarıyla ortaya çıkarılmalıdır.

RAKİPLERİYLE GERÇEKTEN EŞİT ŞARTLARDA MI?

Bir başka soru daha var.

Erdem aynı zamanda otelci.

Dolayısıyla ALTSO üyesi başka otelcilerle aynı piyasada faaliyet gösteriyor.

Fakat diğer otelcilerin elinde ALTSO Başkanlığı makamı yok.

Başkanlık beraberinde Ankara'daki temaslardan bürokrasiyle ilişkilere, basındaki görünürlükten sektör adına konuşma yetkisine kadar önemli bir kamusal güç getiriyor.

Bu güç otomatik olarak kötüye kullanılıyor demek değildir.

Fakat tam da bu nedenle şeffaflık gerekir.

Başkanın kendi işletmesiyle ilgili bir mesele ortaya çıktığında ALTSO Başkanlığı ile iş insanı kimliği arasındaki sınır nasıl korunuyor?

ALTSO'nun araçları, personeli, iletişim olanakları ve kurumsal itibarıyla kişisel ticari faaliyetler arasında hangi mekanizmalar bulunuyor?

Başkanın şirketlerini ilgilendiren bir konuda ALTSO karar alırken kendisi karar süreçlerinden çekiliyor mu?

Varsa bunun kayıtları kamuoyuna açıklanıyor mu?

Bunlar cevapsız bırakılabilecek sorular değildir.

BİR DE MEDYA ORTAKLIĞI VAR

Dosyanın belki de en dikkat çekici taraflarından biri medya.

Alanya Postası'nın kendi yayımladığı içeriklerde Eray Erdem gazetenin ortakları arasında gösteriliyor.

Aynı gazete bugün ALTSO seçimlerini haberleştiriyor.

Buraya kadar tek başına problem yok.

Bir iş insanının medya kuruluşunda ortaklığı bulunabilir.

Fakat ortak aynı zamanda ALTSO Başkanı ve yeniden başkan adayı olduğunda durum kamuoyu açısından farklı bir önem kazanıyor.

Çünkü seçim dönemindeki yayınlara baktığımızda Erdem hakkında “muhteşem start” ve “halden anlıyor” gibi olumlu ifadeler taşıyan haber başlıklarıyla karşılaşıyoruz.

Gazetenin köşe yazılarında Erdem'i destekleyen açık görüşler de yayımlandı.

Rakibi Mustafa Tuna'nın faaliyetleri de haberleştiriliyor. Bu nedenle “rakibe yer verilmiyor” şeklinde bir iddia doğru olmaz.

Ancak mesele zaten bundan ibaret değil.

Asıl soru şu:

Bir adayın ortağı olduğu medya kuruluşunun o aday hakkındaki seçim yayınlarında okuyucu sahiplik ilişkisini yeterince biliyor mu?

Bu ilişkinin açık biçimde belirtilmesi gerekmez mi?

Gazetecilik bağımsızlığı açısından editoryal kararlarla gazete ortaklarının siyasi veya mesleki çıkarları arasına nasıl bir duvar konuluyor?

ALTSO'NUN PARASI NEREYE HARCANIYOR?

Aynı şeffaflık mali konularda da sağlanmalı.

ALTSO ciddi bir bütçeyi yönetiyor.

Dolayısıyla yalnız Erdem değil, kim başkan olursa olsun kamuoyuna ve oda üyelerine çok açık bir mali tablo sunmalıdır.

Reklam ve tanıtım harcamaları hangi kuruluşlara yapıldı?

Medya kuruluşlarına ne kadar ödeme gerçekleştirildi?

Organizasyon ve temsil giderleri ne kadar?

Danışmanlık hizmetleri kimlerden alındı?

Yurt içi ve yurt dışı seyahatlerin maliyeti nedir?

ALTSO'nun herhangi bir yöneticisinin doğrudan veya dolaylı ekonomik bağlantısının bulunduğu şirketlerle ticari ilişki kuruldu mu?

Bu soruların cevapları isimlerden bağımsız olarak açıklanmalıdır.

Özellikle oda başkanının medya ortaklığı bulunuyorsa, medya ve reklam harcamalarının açıklanması çok daha önemli hale gelir.

Şu ana kadar ALTSO'dan Alanya Postası'na ödeme yapıldığını gösteren doğrulanmış bir belge ortaya koymuş değiliz.

Bu nedenle böyle bir ödeme yapılmış gibi davranmak doğru değildir.

Ama kayıtların açıklanmasını istemek son derece doğaldır.

MAKAMLAR KİŞİLERE AVANTAJ SAĞLAMAMALI

Mesele Eray Erdem'i sevip sevmemek değil.

Mesele ALTSO Başkanlığı'nın nasıl kullanıldığıdır.

Bir başkan turizmci olabilir.

İnşaatçı olabilir.

Emlakçı olabilir.

Gazete ortağı da olabilir.

Fakat bütün bu ticari kimliklerin üzerine ALTSO Başkanlığı eklendiğinde çok daha yüksek bir şeffaflık standardı ortaya çıkar.

Çünkü üyeler birbirleriyle ticarette rekabet ederken başkan yalnızca rakip bir iş insanı değildir.

Aynı zamanda onları temsil eden kurumun en güçlü koltuğunda oturmaktadır.

Bu nedenle Eray Erdem'in önündeki en önemli mesele yalnızca yeni dönem için hangi projeleri vaat ettiği değildir.

Dört yıllık dönemin sonunda cevaplanması gereken başka sorular da vardır:

ALTSO Başkanlığı ile kişisel ticaret arasındaki sınır nasıl korundu?

Başkanın ekonomik çıkarlarının bulunduğu sektörlerde alınan pozisyonlarda hangi şeffaflık mekanizmaları uygulandı?

Yabancıya gayrimenkul satışının yeniden artırılması için verilen mücadelede Alanya'da konuta ulaşmaya çalışan vatandaşın çıkarı nasıl değerlendirildi?

Gazete ortaklığı ile seçim haberciliği arasındaki mesafe nasıl korundu?

Ve en önemlisi:

ALTSO'nun bütün üyeleri gerçekten aynı mesafede mi temsil edildi?

Bunların cevaplarını istemek saldırı değildir.

Bir makam ne kadar güçlüyse, o makamı kullanan kişinin cevap vermesi gereken sorular da o kadar ağırdır.