Son dönemde yaşananlar, her anne babanın ve bu ülkenin geleceğini düşünen her yurttaşın uykularını kaçıracak boyuta ulaştı. Sorulması gereken en yalın, en can alıcı soru ortada: Çocuklarımız eğitim yuvalarına ilim öğrenmeye mi gidiyor, yoksa bir savaş alanına mı adım atıyor?
Siz gerçekten 15 yaşındaki bir çocuğun tek başına böylesine kalleşçe ve detaylı bir eylemi tasarlayabileceğine inanıyor musunuz?
Herkesin anlaması gereken asıl gerçek şudur: Burada hedef sadece o masum çocuklar değildir; asıl hedef doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitimidir! Türkiye’nin geleceğini karartmak, ülkeyi cahil bırakmak ve çocuklarımızı eğitim ortamından tamamen koparmak isteyen karanlık bir zihniyetle karşı karşıyayız.
Evlatlarımızı okuldan uzaklaştırmak için olabilecek en kirli, en vahşi eylemler devreye sokuluyor.
Ekranlarda ve manşetlerde bir kolaycılık almış başını gidiyor: "Efendim, çocuk çetesi varmış, talimatlar oradan geliyormuş..."
Sormak hakkımız: Hangi çocuk çetesi? O çeteyi arkadan yöneten, o çocukların eline pompalı tüfekleri veren, onları silah kullanmaya eğiten kimler var? O tetikçilerin arkasına saklanan asıl güçler kim? Gerçek failler ve bu eylemlerin arkasındaki organizasyon derhal açığa çıkarılmalıdır.
Biz daha dün okullardaki fahiş kantin fiyatlarını, eğitimde fırsat eşitliğini konuşurken; bugün evlatlarımıza sıkılan kurşunları, pompalı tüfekli saldırıları konuşuyoruz. Neden okullar hedef alınıyor? Neden zamanında somut önlemler alınmadı?
Daha Şanlıurfa Siverek’teki o dehşet saçan okul saldırısının yaraları sarılmamışken; koca bir eğitim camiasının, yüzlerce masum çocuğun ve ailenin psikolojisi altüst olmuşken, haftalarca, aylarca okuluna adım atamayan evlatlarımız varken ve çocuklarımız daha yeni yeni ortama adapte olmaya çalışırken, ne yazık ki yine yeni bir saldırı dalgasıyla karşı karşıya kalıyoruz!
Hani okullarda detektörler olacaktı? Hani kapılarda güvenlik görevlileri nöbet tutacaktı? Hepsi boş birer vaatten mi ibaretti? Bir okulun, evlatlarımızın güvenliğini sağlamak bu kadar mı imkânsız?
Bu münferit bir olay değil; son derece organize, planlı ve sistemli bir eylemdir. Organize bir yapıya karşı tedbir almazsanız, bir sonraki eylemin ne zaman ve nerede tekrarlanacağını asla bilemezsiniz.
Geleceğimiz olan çocukları ve millî eğitim sistemimizi koruyamayan bir toplum, yarınlarını inşa edemez. Artık süslü lafları ve safsataları bir kenara bırakıp okul kapılarındaki güvenliği amasız, fakatsız sağlamak ve bu karanlık organizasyonun kökünü kazımak zorundayız!