“... Mostar, bu köprüyü görmek için Almanı, İngiliz’i, Fransız'ı buraya akın ediyor. En
güzel fotoğrafların çekileceği yerleri söylüyorum: En güzel fotoğraf çekebileceğiniz,
en güzel noktalardan birisi şu noktadır. Bir diğeri de gücünüz yetiyorsa köprüyü
geçtikten sonra sol aşağıya, köprünün ayak kısmıdır. Botlar var orada. Oraya
inebilirsiniz. Oradan da güzel resimler çekebilirsiniz. Hatta oradaki botlarla 10 €
karşılığında 5 dakikalık nehir üzerinde gezinti yapabilirsiniz. Köprünün üzerinden
geçerken dikkat ediyorsunuz. Kayarak çanağı kırmayın. Serbest zamana geçiyoruz.
Şimdi, şurada bir hatıra fotoğrafı alalım...” Artık Mostar anımız fotoğraf karesinde...
Toplu hatıra fotoğrafı sonrası her birimiz bir yere dağılıyoruz. Bazılarımız Mostar
Köprüsü üzerinde yürüme heyecanıyla koşuşturuyoruz. Adımlarımızı atarken
heyecanlanıyoruz. Anılarımızı, hatıralarımızı, turumuzu selfilerle kalıcı hale
getiriyoruz. Nihayetinde dakikalar su gibi akıyor, Mostar’ı tarihe ve Mostralılara
emanet ederek ayrılıyoruz. Hoşça kal, Mostar!.
Bosna-Hersek deyince Türk ve İslam dünyası ve Bosna-Herseklilerin efsanevi lideri
Aliya Izzetbegoviç’i anmadan yapılacak Balkan turu, yazılacak yazıların, anı ve
hatıraların hiç bir anlamı olmayacaktır. “İslam Deklarasyonu” onun tarafından
hazırlanan önemli bir çalışmadır. Bosna-Hersek Cumhuriyeti’nin başkenti
Saraybosna’dır. Aliya Izzetbegoviç; 1982’de bağımsızlığını yeni kazanan Bosna
Hersek Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanlığı konseyinin ilk başkanıdır. Boşnak
siyasetçi, avukat, İslam filozofu ve yazardır. Mezarı, kabri ‘Sönmeyen Ateş Anıtı’nın
bulunduğu Saraybosna’dadır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Aliya Izzetbegoviç’i ziyaretinde kendisine
"Bosna'mı koru. Bosna'ma sahip çık. Buralar hep Evlad-ı Fatihan'dır. Onlar size
emanettir” dediği bilinmektedir. Evlad-ı Fatihan; Balkan savaşına katılanları ifade
etmektedir. Balkan Türkleri ve Müslüman halkları için kullanılmaktadır.
Avrupa kültüründe; Müslümanlığı tercih “Türk olmaktır.” Yani “Türk demek,
Müslüman” demektir. Bu tarihin tescilidir. Bu, “Türk’ten başkası Müslüman olamaz;
Müslüman olmayan Türk yoktur” anlamlarına gelmez. İslamiyet’i tercih eden herkes
Müslüman’dır. Bir tebliğ, eğitim, kültür meselesidir. “Milliyet kader, din tercihtir.” Türk
Cihan Hakimiyet-i Mefkûresi, Nizam-ı Alem davası; İslam Peygamber’i (HZ)
Muhammed’e insanlığa tebliği bildirilen İslam’ın tebliğinin üstlenilmesi ve
uygulanması davasıdır. Bütün bu idealleri bünyesinde barındıran “Türk ülküsü ve
Türk'e” düşmanlığın altında gizlenen psikolojiyi her devirde canlı tutan dış düşman, iç
işbirlikçinin aymazlığı bundandır.
Aliya Izzetbegoviç’in dedesi, Askerlik yaptığı İstanbul'da, Üsküdarlı Türk kızı ‘Sıdıka
hanımla’ evlenmiştir. "İslam Deklarasyonu" Aliya Izzetbegoviç’in siyasi bir
çalışmasıdır. Saraybosna'da "İslam ve modernizasyon hakkındaki görüşlerini
açıklamaktadır: "İslamiyet’i bütün bir sistem, dini ve maddi alanları birleştiren bir
dünya görüşü olarak savunmuştur. Doğu dünyası genelde ruhu, Batı dünyası
maddeyi esas alırken İslamiyet her ikisini birleştirir" demektedir.
Yani bedensiz ruh rüya; ruhsuz beden cesettir. Başbuğ, Alpaslan Türkeş’in, “Türklük
beden, İslamiyet ruhumuzda. Ruhsuz beden ceset olur” veczini hatırlatmaktadır.
Aliya İzzetbegoviç’i anlamak, fikirlerini, mücadelesini doğru algılamak gerekir...