ALANYA’YI iki farklı takvime sıkıştırarak anlamak zorundayız. Kışın kendi rölantisinde nefes alan bu kent; yaz aylarında kapılarını dünyaya açtığında nüfusu ikiye, üçe katlanan devasa bir metropole dönüşüyor.
Dünyanın dört bir yanından ve memleketin her köşesinden yüz binlerin aktığı bu coğrafyada, geriye dönüp baktığımızda eldeki en büyük sermayenin huzur ve güvenlik olduğunu çok net görüyoruz.
Elbette insan olan her yerde huzursuzluk da vardır. Hiç suç işlenmeyen bir ütopya ne bu coğrafyada ne de dünyanın herhangi bir noktasında mümkündür.
Ancak asıl mesele, bu kenti mesken tutanların ve buraya nefes almaya gelen misafirlerin sokağa çıktığında rüzgârı arkasında hissetmesidir.
Asayiş haberlerini yakından takip edenler bilir; bu şehirde kolluk kuvvetleri adeta görünmez bir zırh gibi çalışıyor.
Alanya İlçe Jandarma Komutanlığı ve İlçe Emniyet Müdürlüğü, fedakârlığın sınırlarını zorlayan operasyonlara imza atıyor.
Hırsızlıktan narkotik suçlara kadar suç odaklarına göz açtırmayan, onlara nefes aldırmayan bir kahramanlar ordusu var arkamızda.
Başta ilçe jandarma komutanımız ve ilçe emniyet müdürümüz olmak üzere, o fedakâr timlerin her bir ferdini yürekten kutlamak boynumuzun borcudur.
Bugün başka bir çağdayız. "Ben yaptım, kimse görmedi" devri çoktan kapanmıştır.
Yerli yersiz her köşe başının, her caddenin, hatta gökyüzünün bile gözü var artık.
Markete girip bir şeyler aşıracağını sananlar ya da trafikte makas atıp kırmızı ışıkta geçerek marifet yaptığını zannedenler yanılıyor.
Hayatımıza giren vatandaş gazeteciliği kavramı, herkesin cebinde bir hakikat kamerası taşıdığını gösteriyor.
Hiçbir yasadışı davranışı, hiçbir kural tanımazlığı gizleme şansınız yok.
Özellikle son dönemde yine zaman zaman gündeme gelen sokak kavgalarına bakınca insan hayret ediyor.
Hak aramanın yolu sokak ortasında yumruk sallamak mıdır?
İlgili kurumlar bir telefon uzağınızdayken, kendi adaletini sokakta tesis etmeye kalkışmanın bedeli çok ağırdır.
Devletin kolluk kuvvetleri o binalarda niye oturuyor sanıyorsunuz?
Bir anlık öfkenin kurbanı olup birkaç saat sonra kapınıza dayanan jandarma ya da polis marifetiyle karakola götürülmek, ifade vermek, belki de tutuklanarak özgürlüğünüzden ve işinizden gücünüzden olmak; o anki fevriliğinizden çok daha mı kıymetsiz?
Alanya’da huzur; ekmek kadar, su kadar elzemdir. Kavgayla, gürültüyle, saçma sapan olaylarla anılan bir şehre, bırakın dışarıdan turisti, yayladaki yerli vatandaş bile inmeye korkar hale gelir.
Ticaretteki durgunluk geçicidir, bir şekilde aşılır.
Ekonomik çarklar döner, krizler unutulur.
Ancak güvenlik zedelendiğinde, o güveni yeniden tesis etmek asla kolay değildir.
Alanya, bugüne kadar taşıdığı huzur ve güven iklimiyle ayakta kaldı.
Bu hassas dengenin bozulmasına izin vermemek, bu kentin sokaklarında yürüyen herkesin ortak sorumluluğudur.
Esen kalın...