CUMHURİYETİMİZİN kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz mirası Cumhuriyet Halk Partisi…
Tarihin en fırtınalı denizlerinden, en devasa dalgalarından sağ salim geçerek bugüne geldi. Uzun uzadıya yazıp başınızı ağrıtmayacağım; asırlık çınarın halini bilen bilir.
Atatürk’ten sonra kimler gelmedi ki?
İkinci Dünya Savaşı’nın kıtlığı, ardından Demokrat Parti’nin rüzgarıyla yaşanan bölünmeler, muhtıralar, askeri ihtilaller derken takvimler 2026 yılını gösterdi ve Türkiye’de masalar, sandalyeler, stüdyolar değişti ama dilimizden düşmeyen tek mevzu yine CHP oldu.
Yerel seçimlerde yıllar sonra sandıktan birinci parti olarak çıkmayı başardılar; fakat ne başarı ama! Başarı geldi geleli ortalık karıştı, parti adeta bir buzdağına, o meşhur Titanic gibi tam yol ileri çarptı.
Gemi su alıyor, kamaralardan panik sesleri yükseliyor. Bizim inatçı kaptanlar köşkünü terk etmemek için direne dursun, Gürsel Tekin elinde kemanıyla batan geminin orkestrasında o malum senfoniyi çalmaya devam etti.
Sonuç değişti mi?
Elbette değişmedi; Titanik ikiye bölündü, kemanın yayı kırıldı.
CHP’nin tarihinde iki Kemal’in izi pek derindir, amma velakin en çok da bizim Kemal’in izi vardır bu asırlık ocakta.
Dile kolay, tam 28 yıldır partinin gördüğü her fırtınaya, her hezimete, her zafere ve akıl almaz kaosa rağmen kimse ama kimse bizim Kemal’i o emektar yerinden edemedi.
Öyle mahkeme kapılarında "Mutlak Butlan" safsatalarıyla falan değil, alnının teriyle, emeğiyle hep oradaydı.
Seçilmemek gibi ne bir kaygısı vardı ne de stresi.
Kurultay salonlarında rüzgâr hangi yöne eserse essin, kimler aday olup kürsüleri yumruklarsa yumruklasın, onun oturduğu yer hep ama hep garantideydi.
Osman Özcan ilçe başkanı olarak göreve başladığında, asırlık parti de sanki yeniden doğmuştu. O günden bu yana kimler gelmedi, kimler geçip gitmedi ki?
Kaç yerel, kaç genel seçim devrildi?
Kaç genel başkan tüzük değiştirerek koltuğa oturup, sonunda hayal kırıklığıyla kapıyı çarpıp gitti? Kaybedenler sıkıldı, havlu attı, siyasetten silindi; lakin bizim Kemal hâlâ ilk günkü yerinde, vazifesinin başında.
Siz sakın aldanmayın medyadaki “Bay Kemal geldi, yıllarca koltuğundan kalkmadı” ezberlerine. Asıl gerçeği bilen bilir: Bizim Kemal, bugüne kadar nice genel başkan eskitti, bundan sonra da eskitmeye devam eder.
Çünkü genel başkanlar dediğiniz nedir ki? Tüzük maddesiyle, delege oyuyla, kurultay rüzgarıyla gelir ve ilk yenilgide uçup giderler.
Bizim Kemal ise ocağın sönmeyen ateşiyle, demlenen çayın buharıyla sabitkademdir.
Gün gelir herkese hatta kendi adaşına bile bay bay Kemal derler; ama CHP’nin asıl demirbaşı, emektar çaycısı Kemal Deke’yi kimse o tahtından edemez.
Anlaşılan o ki, gelecekte bu partide koltuğunu gerçekten garantilemek, zerre sarsılmadan ayakta kalmak isteyen herkes; önce genel merkez koridorlarından değil, doğrudan çay ocağından, yani partinin asıl ve değişmez iktidar merkezinden geçmek zorunda kalacak.
Emeğine, demli çayına sağlık Kemal kardeş.
Bu gemi batarsa, bilesin ki son bilet senin tezgahından kesilecek.
Esen kalın...