Kurşun… Ne kadar içi dolu bir kelime. "Kurşun gibi sözlerle yüklendi" diye başlar eleştiriye dair haberler. En eski Şaman geleneğidir; nazar değmesin, gözbebeğini sevdiğini korusun diye kurşun döktürür anneler, babalar.
Ama yeri gelir bir silahın namlusundan çıkar ve can alır. Önemli olan kurşunu hangi amaçla kullandığındır. Can yakmak için mi, canını nazardan korumak için mi?
Gelelim asıl konuya. Son günlerde tüm memleketi saran ve bence toplumsal çürümenin artık tavan yapmasına sebep olan alışkanlığa. Sanal kumar, bahis, uyuşturucu ve kolay yoldan para kazanmak için birçok insanı ağına düşüren çetelere, baronlara...
Önce alışkanlığa, sonra suça evrilen yasa dışı eylemler... Biz sadece ana haber bültenlerine yansıyanlarla konuya yaklaşıyoruz ama tabanda büyük bir çürüme hâkim.
Alanya’da da tanınmış tanınmamış birçok ailenin çocukları bu ağın pençesine düşmüş durumda. Özellikle sanal kumar çok canlar yakıyor. Yeni nesil gençler arasında çok yaygın. Aileler ar ediyor, çevreden çekiniyor, çocuğunun deşifre olmasını istemeyen birçok aile elinde ne var ne yok satıp borç ödüyor. Çok örnekleri var. Uyuşturucu satışıyla ilgili birçok haber düşüyor yerelde.
Bizim Mehmet Ali Usta her gün maalesef bu haberleri yazıyor. Mevzu sanılandan daha vahim.
Elbette kolluk kuvvetlerimiz bu noktada çok başarılı. Alanya İlçe Emniyet Müdürümüze, İlçe Jandarma Komutanımıza ve tüm ekiplere teşekkür ediyorum. Ama bu sorun kolluk kuvvetleriyle çözülecek kadar önemsiz ve az boyutta değil. Ailelere çok büyük görev düşüyor. Çocuklarınızı bu çetelerin ağından düşmekten ancak sizin çabalarınız kurtarır.
Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, yalnızca bireysel zaafların ya da anlık hataların sonucu değildir. Bu, kapitalizmin ekmeğine yağ süren, bireyi yalnızlaştıran ve her şeyi metalaştıran sistemin yarattığı yapısal bir krizdir. Alanya gibi turizmin, hareketliliğin ve buna bağlı olarak "kolay para" mitinin merkezinde yer alan bir ilçede, bu kriz çok daha keskin hissedilmektedir. Peki, bu bataklığın ortasında ne yapmalı, aileler bu kıskacı nasıl kırmalıdır?
Modern aile yapısı, çocukları odalarına, ekranların arkasına hapsetti. Sanal kumar ve bahis, odadaki sessizliğin içinde büyüyen birer canavardır. Aileler, çocuklarının odasından gelen klavye seslerini "teknoloji bağımlılığı" sanırken, aslında geleceğin ipotek altına alındığını çok geç fark ediyor. Çözüm, dijital duvarların arkasındaki o yalnızlığı kırmaktan, "şeffaf ve kesintisiz iletişim" köprüleri kurmaktan geçer.
En büyük suç ortaklarından biri toplumsal baskı ve ayıplanma korkusudur. Aileler, "komşu duyar mı, namusumuz lekelenir mi" kaygısıyla borçları kapatmak için evini, arabasını sessiz sedasız elden çıkarıyor. Bu, çetelere ve tefecilere sunulan en büyük tavizdir. Utanç değil, mücadele esastır; çünkü sustukça çete büyür, saklandıkça bataklık derinleşir.
Emeksiz kazanılan paranın tatlı zehri, gençlerin çalışma ahlakını kökünden baltalamaktadır. Ebeveynler çocuklarına alın terinin kutsallığını anlatmalı, başarının ve var olmanın tüketim kültürü üzerinden değil, üretim ve çaba üzerinden tanımlandığı bir ev iklimi yaratmalıdır.
Kontrolsüz harcamalar, gizlenen ekranlar, ani ruh hali değişimleri ve sürekli borçlanma eğilimleri birer alarm zilidir. Aileler polise ya da jandarmaya gitmekten korkmamalı; kolluk kuvvetlerinin rehberliğinde, suç ağlarıyla henüz işin başındayken hukuki ve psikolojik bir duvar örülmelidir.
Unutmayalım; hiçbir çocuk doğuştan bu ağın tutsağı değildir. Onları koruyacak olan ne zırhlı araçlar ne de sadece sokaktaki operasyonlardır. Onları koruyacak olan, evin içindeki sevgi, güven, şeffaflık ve en önemlisi gerçeği açık etmekten korkmayan cesur anne ve babalardır.
Esen kalın...