ALANYA, turizmin başkenti, milyonların akın ettiği cennet köşe. Lakin her cennetin bir "gölgesi", her masalın bir acı gerçeği vardır.
Geçtiğimiz günlerde Alanya Merkez Atıksu Arıtma Tesisi’nde masaya yatırılan o raporlar, paradoksun, vurdumduymazlığın ve denetimsizliğin adeta resmî belgesidir. Toplantı notlarına şöyle bir göz atın; mideniz bulanır, vicdanınız sızlar.
Haber metninden süzülen o acı gerçekler, Alanya’nın doğasına bizzat insan eliyle nasıl kıyıldığını gözler önüne seriyor.
Kanalizasyonu olmayan, imar çukurlarında boğulan bölgelerde kurulan ancak bir kısmının kaderine terk edilip hiç çalıştırılmadığı paket arıtma sistemleri bugün Alanya'nın orta yerinde can çekişmektedir.
Kimi otellerin yükü hafifletmek adına sistemlerde yaptığı kaçak bypasslar, otellerde sonradan yapılan kaçak yapılar ve tesisat oyunlarıyla atık suların doğrudan doğaya ve denize salınması, sahile vurulan en büyük hançerdir.
Sahil şeridindeki bazı otel, site ve özel hatların denize çektiği gizli deşarj hatları ile GPS takibinden kaçan, ruhsatsız çalışan, atığı nereden alıp nereye döktüğü karanlık bir soru işareti olan korsan vidanjörler bu tablonun en kara lekesidir.
Peki, bu vahşete kim "dur" diyecek? Toplantıdaki en acı itiraf şuydu: ASAT’ın her oteli, her siteyi tek başına denetlemeye yetkisi yok; ruhsatsız vidanjörü yoldan çevirip trafikten menetme gücü yok.
Biri "benim yetkimde değil" diyor, diğeri "o bakanlığın alanı" diye bayrak devrediyor. İşte tam da burada bürokrasinin hantallığında Alanya’nın denizi, çaresizliğe kurban gidiyor.
Akdeniz’in o muazzam maviliği hiçbir kurumun "yetki alanı" tartışmasına kurban edilemez!
Çevre kirliliği meselesi yazboz tahtası değildir. ASAT’ı, DSİ’si, bakanlıkları ve yerel yönetimleri… Şapkayı öne koyup el birliği yapmak zorundadır.
Geçmişte Antalya Valiliği koordinasyonunda dere yataklarında nasıl o kaçak bağlantılar kapatıldıysa, bugün de aynı irade en sert şekilde gösterilmelidir.
Artık "görmedim, duymadım, yetkim yok" devri kapanmıştır. Çevreyi katleden, arıtmasını çalıştırmayan, sistemine bypass çeken o otellerin ve işletmelerin ruhsatları tek tek iptal edilmeli, kapısına mühür vurulmalıdır.
Kaçak vidanjörler için "Nereye döküyor?" sorusu bir soru işareti olarak havada kalmamalıdır. O araçlar bağlanmalı, o şoförlere ve sahiplerine bütçeleri sarsacak en ağır maddi ve cezai yasal yaptırımlar uygulanmalıdır.
Unutmayın; Alanya’nın denizi kirlenirse turizm biter, turizm biterse Alanya biter. Bu cennet köşeyi üçkağıtçıların, arıtma çalıştırmaktan aciz tüccarların ve kural tanımazların ellerine bırakmak, bu ülkenin geleceğine ihanettir!
Esen kalın…