Ülke genelinde ideolojik atmosfer İstanbul'dan farklı değildi. Halen dillerde dolaşan 68 kuşağı sosyalizm ve ülkücülük idealizmi üzerinde iyi bir diyalektik ortam yaratmıştı. Sosyalizm; diyalektik materyalizmin diyalektik idealizmi tepetaklak ettiği eleştirilerine reaksiyon, karşıt görüş, zıt ideolojilerdendi. Uçları yaradış felsefesine uzanıyordu. Dinler tarihi de tartışmadan nasibini alırdı. Ülkücülere göre Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, demir perde ülkesi, komünist rejim, ayrılıkçı ve sınıfçıydı. Sosyalizm Türkiye'nin kurtuluş reçetesi olamazdı. En güçlü silah kalem, fikir, eğitimdi.
Başbuğ, Alpaslan Türkeş'in, "Milli Doktrin Dokuz Işık" teorisi ve Türkçülük felsefesi gençliğin dikkat çekmişti. Her türlü yabancı ideolojilere karşı bütünleştirici, kucaklayıcı, toleranslıydı. Sınıf yerine sosyal dilimler olacaktı. Her türlü ırki ve dini etnik ırkçılığa karşıydı. Devrimci medeniyet, bilim açısından ülkücülüğün ilerlediği tünelin ucundaki ışıktı. Türk ülküsü devrimciler için karanlıktı. Türk ülküsü hususunda bilgileri yoktu.
Gelişmeler çatışma süreçlerini arttırmış, bilgide düşüş vardı. Ülkü ocaklarında da yeni düşünce, eğitim, fikir, bilgiye dönüş gereksindi. Üniversite öğretim üyelerinden 7 kişilik bilim insanı, Musa Serdar Çelebi koordinatörlüğünde eğitim semineri başlatılmıştı. İstanbul Büyük Ülkü Derneği yönetiminde görev almak ve Türk milliyetçiliğine katkı sağlamak için seminerlere katılmıştım ama vaktim sonuca erişmeye yetmedi.
Ülkücü Hareket sağcı değildi, solcu da değildi. İrticacı hiç değildi. “Çaycı, şakşakçı, sev genç, ot” da denen bodur gençlik de vardı. Ülkücülük; reaksiyon, karşıt görüş değil; milli ülküleri tebliğ hareketi, aksiyonlu. Hedefe ulaşmak için sürekli ilerleme idealine sahipti. Önüne çıkan engelle mücadele eder, ezer geçerdi. Bunu başarmak için Türk ülküsü yanında sol ve sağ fikir hareketi ve düşünce akımlarını da bilmek, tanımalıydı. Şevket Süreyya Aydemir'in 'Tek Adam' kitabını edinelim, okuyalım deyince;
-Hocam! Komünistin kitabını niye okuyalım! Şartlanmıştık galiba!..
-"Hah! İşte bütün çıkmaz sokak, çıkılmaz mesele bu. Biz, bilim yoluyla ilme ulaşmak, doğru olanı bulup seçmek zorundayız. Cumhuriyetin Kurucusu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü en iyi anlatan kitaptır.” İktisat, felsefe, sosyoloji, vs.'de önerilmişti. Dündar Taşer, Hüseyin Nihal Atsız, Necdet Sevinç, Alpaslan Türkeş'in eserleri zaten sıraya dizilmişti. Herhangi bir söz, hareket, fikrimize, Türklüğe uygunsa alacaksınız.
İslam’da, "İlim Çin’de dahi olsa git öğren" hadisi önemliydi. Bilimin sağı, solu, ortası, rengi, cinsi, ırkı yoktu. İslam filozofları, eski Yunan felsefecileri, Aristo, Eflatun'dan etkilenmiş; Avrupa Rönesans’ı da İbn Haldun, İbn Sina, Gazali, Farabi gibi İslam düşünürlerinden ilham almış; modern Batı kültürünü uyandırmıştı. Milliyetçi, Türkçü, ülkücü fikir ve düşünce hareketleri de ülkücülüğün diriliş ve uyanış temelinde devrimci gençlik akım ve eylemlerinden doğmuştur. Ülkücülüğün fikir ufkunu açmıştır.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Hrant Dink'e, 19.01.2007’de; Ülkü Ocakları Eski Genel Başkanı, Akademisyen, Sinan Ateş’e, 30.12. 2022’de kurulan pusu, silahlı saldırıyla işlenen cinayet Türk ülküsü üzerine karabasan gibi çökmüştür. Bozkurt kışı geçirir ama sıkılan kurşun, çekilen tetik, Ayşe Ateş’in çığlığını asla unutmaz. Dünyada gelişen fikir ve medeniyetler incelenip evrensel değerler düzeyinde ülküler yüceltilmelidir. Çünkü; “İlim, ilim bilmektir. İlim, kendin bilmektir. Sen, kendin bilmezsen, Bu nice okumaktır. ( Yunus)” Eğitimli mücadele ancak Bozkurt’u diriltir, yüceltir, Ve...