ESKİDENDİ o...
Pazar arabasının tekeri gıcırdasın diye içine on kilo patatesi, beş kilo soğanı istiflediğimiz günler. Filelerin file olduğu, sapının eli kestiği, eve girince "Hanım yardım et, belim koptu" denilen o şenlikli akşamlar.
Şimdi?
Şimdi pazar yerleri birer "Açıkhava müzesi" gibi.
Emekli abim önünden geçiyor, domatesle göz göze geliyor, selamlaşıyor ama dokunamıyor. Eskiden "ver oradan iki kilo" derdi, şimdi "evladım şu en küçüğünden iki tane tartsana" diyor.
Biberin kilosu üç yüz lira olmuş.
Domates yüz elli bandında seyrediyor.
Kıyma derseniz, artık kasap vitrininde "kuyumcu titizliğiyle" sergileniyor.
Menemen yapmak eskiden "öğrenci yemeğiydi, "fakir fukaranın can simidiydi.
Bugün menemen yapmak için mutfakta Stratejik Güvenlik Konseyi toplamanız lazım.
Emekli sitem ediyor: "Sana bile gelemem menemen!"
Peki, nasıl geldik bu noktaya?
Betona gömülen tarım arazilerinden mi başlayalım?
Mazot fiyatı uçtu, gübre ithalata mahkûm, çiftçi toprağına küstü.
Köylü milletin efendisiydi, şimdi tarlasını ekse bir dert ekmese başka dert.
Yıllarca dedik: Ekonomi şahlanıyor. Dış güçler kıskanıyor. Avrupa açlıktan ölüyor."
Bakıyoruz...
Avrupa’da emekli maaşıyla dünyayı geziyor, bizim emekli mahallenin pazarında akşamüstü "ucuzluk" başlar mı diye tur atıyor.
Tane ile muz, dilimle karpuz dönemine geçtik. Eskiden "yarım kilo" ayıp sayılırdı, şimdi "lüks" sayılıyor.
Rakamlar yalan söylemez ama cüzdan gerçeği haykırır:
20 bin lira.
İki kişi.
Bir ay.
Beslenme, kira, elektrik, doğalgaz, su, telefon...
Matematik profesörünü getirseniz, bu denklemi çözemez. Bu artık bir "geçim derdi" değil, bu bir varoluş mücadelesidir.
Cumhuriyet tarihinde emekli hiç bu kadar sahipsiz, hiç bu kadar tabağına yabancı kalmamıştı.
Et girmeyen eve dert girer derlerdi.
Şimdi o evlere sadece fatura giriyor, sadece dert giriyor.
Tarlada 15 lira olan ürün, sofrada 50 lira oluyorsa; aradaki o devasa uçurumda birilerinin serveti, birilerinin de sofradaki son lokması yatıyor demektir.
Sözün özü...
Ülkenin kalbi olan o emektar eller, bugün pazar poşetinin dibindeki boşluğu saklamaya çalışıyor.
Mutfaktaki yangın itfaiye ile sönmez.
Bu yangın ancak akılla, üretimle ve en önemlisi vicdanla söner.
Yoksa bu gidişle...
Menemen sadece rüyalarda kalacak, pazar fileleri ise müzelik antika olacak.
Esen kalın…