HATIRLAYIN o günleri...

6360 sayılı kanun henüz bir taslak metinden ibaretti. Tozu dumanı üstündeydi. Kamuoyu, "Bütünşehir" denilen bu modelin ne getireceğini ne götüreceğini henüz idrak edememişti. Ama biz biliyorduk. Yerel yönetimin ancak "yerinden" yönetimle, yani halkın nefesine en yakın mesafeden mümkün olduğuna inananlar olarak bu yasaya hiçbir zaman ısınamadık.

​Boş durmadık. Mahmutlar İlçe Platformu’nu kurduk. Alanya’nın o kendine yeten, dinamik beldelerinin, özellikle de Mahmutlar’ın statüsünün korunması için kapı kapı dolaştık. Kimlerle görüşmedik ki? Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Sayın Devlet Bahçeli’ye, dönemin AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın Menderes Türel’e kadar herkesin masasına oturduk. O dönem Kılıçdaroğlu ve Bahçeli netti: "Bu yasaya karşıyız." Hatta sonraki süreçte CHP ve İYİ Parti, iktidara geldiklerinde bu "Büyükşehir dayatmasına" son vereceklerini defaatle vaat ettiler.

​Aradan yıllar geçti... Bugün neyi konuşuyoruz? Sistemin hantallığını. Köy statüsünün kâğıt üzerinde mahalleye dönüşmesiyle tarımın ve hayvancılığın nasıl can çekiştiğini.

​Dün Anahtar Parti İlçe Başkanı Abdullah Akkuş bir açıklama yaptı; bu hantallığa, bu "merkezden uzak" yönetim anlayışına vurgu yaptı. Altına imzamı atarım. Gelin 2014 Mart’ına kadar bir uzanalım. Demirtaş: Bir sorun mu çıktı? Rahmetli Mustafa Aras başkanım anında oradaydı.

​Kargıcak, Konaklı, Payallar: Sahil şeridi pırıl pırıldı. Mahmutlar: Makine parkı Alanya Belediyesi ile yarışıyordu.

​Peki, şimdi nerede o makineler? Mahmutlar’ın yolları çukurdan geçilmiyor. Kendi iş makinemizi vermişiz, ekipmanımızı teslim etmişiz; ama o ekipmana ulaşmak mahalle halkı için artık Kaf Dağı’na ulaşmak kadar zor. İtfaiyeden ilaçlamaya, mezarlıktan imara, atık sudan içme suyuna kadar her şey Antalya’nın iki dudağı arasında. Alanya gibi devasa bir şehir, birimler aracılığıyla "yönetiliyormuş gibi" yapılıyor.

​İl Özel İdareleri kaldırılınca köylerin yükü de yerel belediyelerin omuzlarına bindi. Önceki dönem belediye başkanı Adem Murat Yücel bu sistem yüzünden çok hırpalandı, çok eleştirildi. Bugün aynı eleştiriler Osman Başkan için yapılıyor. Yarın bir başkası gelecek, o da nasibini alacak.

​Çünkü sorun kişide değil, sistemde. Alanya’nın imkanları bu yasa ile daraltıldı, sorumluluğu ise devasa bir yük haline getirildi. Büyükşehir uygulaması Alanya’ya iyi gelmedi, gelmeyecek.

​Eğri oturalım, doğru konuşalım. Siyaset, çözüm üretme sanatıdır.

​Şimdi merak ediyorum; vaktiyle "Kaldıracağız" diyen CHP’nin bu vaadi hâlâ masada mı? Yoksa önceki genel başkanın şahsi görüşü olarak tozlu raflara mı kalktı?

Keza İYİ Parti, Saadet Partisi Zafer Partisi, Yeniden Refah Partisi ve diğer partiler...

Bu partilerin genel merkez düzeyinde bakış açısı nedir?

​"Böyle kalsın" mı diyecekler?

​Yoksa "Revizyon şart, köy köy kalsın, şehir şehir kalsın, yerel meclislerin eli kolu bağlanmasın" mı diyecekler?

​Devletin birçok kurumu sahadan çekildi, tüm şehri bütünleştirip yerel yönetimlere teslim etti ama o yönetimlerin bütçesini ve yetkisini de budadı. 16 beldesi kapatılan, köyleri "mahalle" yapılan Alanya bu işten zararlı çıktı.

​Muhalefet partilerinden net bir cevap bekliyoruz. Bir vaadiniz var mı?

Belirli bir nüfusun üzerindeki beldeler yeniden açılacak mı?

Köylere iade-i itibar yapılacak mı?

​Alanya, Antalya’nın uzak bir mahallesi olmayı değil, kendi kaderini tayin eden bir merkez olmayı hak ediyor. Çünkü bu koca dev, bu dar elbiseye sığmıyor!

Esen kalın…