Bizim orda Hüseen deyi bi keloolan var. Engi keloolan, hayılaca evel yanna bi keloolan taa bulmuş, binmişler motura, ikiye alıvermişler, zavadanag Mamadı'nın üssakasında az gara guytu beere varmışlar. Alanya manzarasına tanırkana, on gadar bira içmişler. Enginleri içdigsire Hüseen'ile yanda keloolanın sidigleri dudmavermiş. Bi boy sefer ederlerimiş işemeye. Bilader, engire eşşeg arısı yuva yapmışımış. Yuvanın üsdüne işeyinsire eşşek arıları zift gibi garanlıgda engi Hüseen'in üsdüne külgüvermiş. Hüseen mavılarımış. "Geddi gözüm" derimiş. Gözü bi daggada gülüg gibi şişmiş. Yandaa keloolan "Bilader hadi gedelim, evi boylayalım" demiş.
A benim Hüseen'im, senin ne işin var evel Mamadı'nın üsdündee garaltıda. Eyiki başga yerinden sogmamış arı. Gözün de guggumavug guşu gibi yumulmuş gedmiş. Bita aklında olsun. Endööle arı sogduunda ora bi çamır sıvaver. Her deyusluu bilirsin emme engini bilmeeyorsun.
Benden böönlüg bu gadar. Hadi galın saalıcaala.