Yine buruk, yine sancılı bir yıl geçiriyoruz; maalesef hiçbir şey yolunda değil! İnsanlar perişan, ekonomi en dipte... İnsan sormadan edemiyor: "Daha ne kadar dibe inebiliriz?"

Bir turizm şehrinde yaşadığım için sektörün durumunu en yakından gözlemleyenlerden biriyim. Kaliteli turist zaten yıllardır bu topraklara uğramıyor. Eski müdavimlerimiz ise artık otellerinden dışarı adım atmıyor. Neden mi? Kendileriyle konuştuğumuzda, "Artık yeterince dolandırıldık ama Alanya’nın güzelliğinden vazgeçemediğimiz için yine de geliyoruz" diyorlar. Peki ya yeni gelen tek tük turist ne yapıyor? Hiçbir şey yapmıyor; onlar da tıpkı bizim gibi simit-çay ikilisiyle günü kurtarma derdinde.

Alanya’nın mevcut kapasitesine göre iş yeri sayısı o kadar fazla ki, neredeyse kişi başına bir dükkan düşer olmuş. Şimdi sormak istiyorum: O eski 90’ları, 2000’lerin ilk yıllarını nasıl özlemle anmayalım? O dönemlerde nostalji, huzur, mutluluk ve en önemlisi bereket vardı. Şimdiyse kapısının önünde çaresizce bir tek turist bekleyen esnaflar... Geçen sene kepenk indirenler, iflas edenler, hayata küsenler... Hangi birini anlatsam, hangi birine yansam?

Ev kiraları ise hâlâ korkunç boyutlarda. Kardeşim; asgari ücretin 27 bin lira, emekli maaşının 20 bin lira olduğu bir ülkede ev kirası nasıl olur da 30 bin liradan başlar? Ben mi şaşırıyorum, yoksa bizi yönetenler matematik yapmayı mı bilmiyor? Sanırım o çok konuşulan "liyakatsizlik" tam da burada devreye giriyor. Yazıklar olsun bu sisteme, yazıklar olsun piyasaya hâlâ bir düzen getiremeyenlere!

Daha önce köşemde defalarca kira ve barınma konularına değindim; bu durum düzelmedikçe de her zaman, tekrar tekrar değinmeye devam edeceğim! Ya siz şaka mısınız? Daha dört sene önce 500 bin TL olan sıradan bir daireye bugün utanmadan 7 milyon TL isteniyor! Bu ülkede artık ev almak hayal oldu, araba almak hayal oldu. Ne oluyoruz, biz hangi devirde yaşıyoruz? Savaştan mı çıktık, yoksa her şeye sıfırdan yeniden mi başlıyoruz? İnanın, bu topraklar Kurtuluş Savaşı’ndan çıktığında bile insanlarımız bu kadar tükenmemiş, bu kadar çaresiz bırakılmamıştı!

Ülke zaten almış başını gidiyor. Siyasetçiler, politikacılar, liderler, reisler nutuk atmada o biçim ama ortada elle tutulur hiçbir şey yok. Hepsi fasa fiso!

Elinizi vicdanınıza koyun Allah aşkına! Bu dünyaya kazık mı kakacaksınız? Şu geçici dünyada insanların hakları yok sayılıyor, topluma adeta mutsuzluk empoze ediliyor. Gülen yüzler yok oldu; herkes bir telaş, bir hayatta kalma mücadelesi peşinde. Ve bu tablonun tek bir sebebi var: Yönetim. Bir türlü bağımsız olamadık, kendi kendimize yetemedik.

Bırakın da insanlar, şu doğumla ölüm arasındaki kısacık zaman sürecinde insanca bir nefes alsın!