ALANYA Belediye Meclis Salonu’nda coğrafyanın kaderine, daha doğrusu insanoğlunun aç gözlülüğüne dair tarihi bir uyarı yapıldı.
Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi ve İstanbul Politikalar Merkezi’nden Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, günlerce süren saha çalışmalarının acı bilançosunu masaya koydu.
Adana ve Mersin bölgesinde faaliyet gösteren 140’tan fazla geri dönüşüm tesisinin yarattığı tahribat, sandığımızdan hatta sanmaya cesaret edemediğimizden çok daha vahim.
Öncelikle bu hakikatin üstünü örtmeyen, bilimi rehber edinerek kamuoyunu uyandıran Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik’e ve emeği geçen herkese bir teşekkür borçluyuz.
Bu mesele siyaset üstüdür; hayati ve mesnetsiz bir lüksü barındırmayacak kadar keskindir.
Toplantıda MHP Grup Sözcüsü Kayhan Balta ile AK Parti Grup Sözcüsü Alaaddin Işık’ın sordukları isabetli sorular ve verdikleri destek kıymetliydi.
Sadece meclis değil; Yeni Parti, İYİ Parti, Anahtar Parti, Zafer Partisi ve Saadet Partisi ilçe başkanlarının salondaki varlığı da bu kirliliğin ortak sorun olduğunun ilanıydı.
Peki, sorun nasıl çözülecek?
Dayanışmayla.
Lakin bu dayanışma sadece siyasi protokollerle sınırlı kalamaz.
Kent Konseyi başta olmak üzere Alanya’daki tüm sivil toplum kuruluşlarının meselenin ciddiyetini kavraması şart.
Parola net: Deniz yoksa turist yok, turist yoksa ticaret yok.
Ancak hâlâ taşların yerine oturtulamadığını, salonun kalabalığına rağmen bazı oda temsilcilerinin o koltukları boş bırakmasından anlıyoruz.
Tehlike kapıda değil, artık salonun ortasında.
Hani Nasrettin Hoca fıkrasıdır; akşam oğluyla evine dönerken çocuk bakkalın kilidini eğeleyen hırsızı görür ve sorar: "Baba bu adam ne yapıyor?"
Hoca bakar ki adam kalıplı, müdahale etse bela, sussa vicdan azabı. "Keman çalıyor oğlum," der.
Çocuk safça sorar: "Keman çalıyorsa sesi neden çıkmıyor?"
Hoca noktayı koyar: "Onun sesi yarın çıkar."
Evet efendim, bugüne kadar "bize bir şey olmaz" deniyordu.
Şimdi ses çıktı.
Yaz aylarında Akdeniz’in akıntılarıyla Mersin’den Alanya’ya mikroplastiklerin gelmesi 32-33 gün sürüyormuş. Ama geldi. Görüntü sağlam, deliller kuvvetli.
Karar verme ve bu coğrafyaya sahip çıkma vakti çoktan geçti bile.
Alanya’da siyasi iklim sağduyulu ama ticari iklim hâlâ uykuda. Toplantıda sarf edilen o acı ama gerçek cümle her şeyi özetliyor: "Bu kirlilik devam ederse oteller bir süre sonra yaşlı bakımevine, huzurevine döner."
Plastik atık ithalatından elde edilen rant, Alanya’da sadece tek bir mahallenin turizmden kazandığı gelirin yanında deve de kulak kalır.
Elin çeriyle, çöpüyle, zehriyle uğraşmanın mantığı yok. Çözüm basit: İthalatı yasaklayacaksın.
Onun dışındaki "denetim" masalları bu coğrafyada sadece denizi boyamaya yarar.
Deniz bittiğinde, hikâye de biter. Karar sizin.
Esen kalın...