ALANYA ekonomisinin lokomotifi, Türkiye ekonomisine de çok büyük katkıları olan, döviz girişi, akışı sağlayan inşaat ve emlak sektöründeki kriz aylardır aşılamıyor...
Bölgemizin en önemli meselelerinden biri bu...
Yeni Alanya, her konuda olduğu gibi bu konuda da sektörün sesi olmaya devam ediyor...
Hatırlanacağı üzere Yeni Alanya, Alanya'nın D-400, havalimanı gibi çok önemli meselelerinin çözümünde hep lokomotif olmuş bir kurumdur...
Bu misyonumuz gereği, bu çok önemli konuyu Alanya Emlak Komisyoncuları Derneği Başkanı Abdullah Tuncer'le bir kez daha detaylıca konuştum ve Alanyamızın, bölgemizin olduğu gibi ülkemizin de gururu olan, önceki dönem Dışişleri Bakanımız, AK Parti Antalya Milletvekili Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'na bir açık mektup olarak sunmak istedim...
Konuyu yeniden toparlayıp, bölgemizin her meselesinde olduğu gibi bu mesele için de çalıştığını bildiğimiz Sayın Çavuşoğlu'nun bilgisine sunuyoruz...
Çünkü bu krizi de aşarsa yine Çavuşoğlu aşar diye düşünüyorum...
İşte Abdullah Tuncer'in tespit ve önerileri:
'KENDİ YATIRIMCIMIZI KENDİ ELİMİZLE BAŞKA ÜLKELERE VERDİK'
"Ülkemiz son 10 yılda çok farklı travmaların merkezi oldu. Bunlar arasında FETÖ eliyle organize edilmiş terör olayları, yine FETÖ'nün hain darbe girişimi, pandeminin zararları ve binlerce insanımızı kaybettiğimiz elim deprem hadisesini saymamız mümkün. Bu travmalar halkımızın başta psikolojisi olmak üzere kültürü, ananeleri ve ekonomisi üzerinde derin izler bıraktı...
Pandemi sonrası inşaat ve gayrimenkul sektörü bir nefes almıştı ve ülkemiz yabancı konut yatırımcısı için tercih sıralamasında ilk sıraya yerleşmişti... Bütün dünyada pandeminin evlere hapsettiği insanlar bu sürede konut yatırımı da dahil birçok planını ertelemişti...
Ülkemizin pandemi sürecinde ve deprem esnasında sağlık ve sosyal hizmetler yönünden ne kadar güçlü olduğunu yabancı konut yatırımcısı da takip etmiş ve bu bir tercih sebebi de olmuştu...
Depremde yıkılan yüz binlerce bağımsız bölümün oluşturduğu talebin üstüne bir de Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı barınma talebi eklenince ülkemizde özellikle kira fiyatlarındaki hızlı artış siyasi bir rant malzemesi olarak dikkatleri üzerine çekti...
Böylelikle bir çok siyasi, ülke genelindeki satışa oranı yüzde 2-3 olan yabancı konut yatırımcısını hedef alan ve bu durumu adeta bir iç güvenlik meselesi gibi yansıtan açıklamalar yaptı ki bunlardan bazılarının Miami, İngiltere, Dubai ve İspanya gibi ülkelerde kendilerinin de konut yatırımları olduğu söyleniyor...
Ekonomimizi yıpratan onca travmanın üstüne böyle bir fırsat yakalamışken ve yeni ekonomik politikayla da temiz yabancı para aranırken, milyarlarca Euro’luk doğrudan ve temiz yatırımı, İstanbul’un kenar mahallelerinde yaşayan Avrupa yolcusu çoğu Afrikalı olan mültecilerin yoğunluğunu azaltmak maksadıyla mahallelere yüzde 20 yabancı ikameti sınırı getirilerek yine yukarıda adı geçen İspanya, Portekiz ve Dubai gibi ülkelere hediye ettik...
Halbuki kendi vatandaşlarımız yabancıların yıllık ülkemizden aldıkları gayrimenkulden daha fazlasını bu ülkelerden alıyor ve üstüne kendi yatırımcımızı da bunlara kendi elimizle verdik...
'ÜLKEMİZE DÖVİZ GETİREN BU SEKTÖR SORUNLAR YUMAĞI HALİNE GELDİ'
Ülkemizde Göç İdaresi kurumu yeni sayılabilecek bir kurum ve yabancı konut yatırımcısı ile diğer yabancıları ayıran keskin uygulamaları henüz yok...
Birçok uygulaması yabancı yatırımcıyı da mültecilerle aynı statüde tuttuğundan yabancı için de çok can sıkıcı bir süreci şart koşan uygulamaları sürdürmeye devam ediyor. İkamet sınırıyla ilgili uygulanan sınır, turistik şehirlerde ilçe bazında uygulanarak ülkeye yapılacak yabancı temiz yatırımın önü açılabilir...
Yabancıların edindiği konutlarda kalmadıkları sürelerde gelir elde etmelerini sağlayan kısa süreli kiralama sisteminin önüne de “Ülkeye gelen her yabancı otelde kalmak zorundadır” zihniyetiyle getirilen kanun nedeniyle yabancı konut yatırımcısına ikinci büyük engel konulmuş oldu... Kanun, iç güvenlik ve vergi tahakkuku yönünden gerekli olsa da gerekli iznin alınmasını neredeyse imkansız hale getirmiş durumda...
Kanuna göre evini kiraya vermek isteyen kişi, evinin bulunduğu binanın veya sitenin sakinlerinin yüzde 80'inin onayını almak durumunda...
Bu gerçekleştirilmesi mümkün olmayan bir durumdur...
Diğer bir konu ise "Kiralama eğer ev sahibinin kendisi tarafından yapılmayacaksa sadece A grubu seyahat acentesi tarafından yapılabilir" deniyor ki bu da sektörel bir çakışma ortaya koyuyor...
Bu kanun zaten ikamet kısıtlaması yüzünden evini kullanamayan yabancının ülkemize yatırım yapmasına bir sebep bırakmamış oluyor... Kanunda aranan yüzde 80’lik muvafakat oranının ilgili sitelerde kısa süreli kiralamanın yasaklanmasında aranması ve kanundan önce yapılmış binalarda bu muvafakatin hiç aranmaması şeklinde değiştirilmesi şarttır...
Gayrimenkul sektöründe iştigal eden firmalar ülke genelinde milyonlarca istihdam sağlarken, yüzlerce sektörü de finanse eder...
Birçok sosyal, kültürel ve sportif etkinliğin finansmanı da yine gayrimenkul sektöründen beklenir...
'KRİZ AŞILMAZSA BÖLGEMİZ ÇOK BÜYÜK BUHRANLARA GEBE'
Geldiğimiz noktada sektörün kendisi ve üyeleri artık yardıma muhtaç hale geldi diyebiliriz...
Sektör şu an bir çok satış iptaliyle karşı karşıya kalmış durumda ve maalesef bazı hukuki boşluklar nedeniyle iptal durumunda bütün ödemelerin iade edilmesi gerekiyor...
Aldığımız duyumlara göre yabancı ülkelerde sosyal medya üzerinden satış iptallerine teşvik edici reklamlar veren hukuk büroları bile var...
Yabancı yatırımcının kent esnafına olan katkısı yine esnafın kendisi tarafından da görülmüş ve yabancı karşıtı algıya ortak olarak siyaseten nasıl bir suistimale uğradıklarını da anlamış durumdalar...
Yabancı konut yatırımcısı, otellere gelip her şey dahil sistemin sunduğu hizmetler yüzünden kent esnafına hiçbir katkısı olmayan yabancı turistin oluşturduğu boşluğu doldurur...
Söz konusu kısıtlamalar yüzünden sadece Alanya’da esnaf aylık 50 milyon Euro’dan fazla zarar etmiş ve etmektedir...
Gayrimenkul sektörü açısından yaşanan sıkıntıların kaynağı ilk defa ne bir terör olayı ne de yabancı ülkelerle yaşanan problemler...
İlk defa kendi idarecilerimizin eliyle milyarlarca Euro'luk yatırım, milyonlarca kişinin istihdamı ve bir çok yarardan edildik...
Siyasilerin vatandaşla yüz yüze geldiklerinde duydukları nazik serzenişlerin arkasında her gün çeki yazılan, kredisini ödeyemeyen, maaşlarını ödeyemeyen, evine ekmek dahi götüremez hale gelmiş esnaf var...
Yaşanan durumun çözümü basit ve nettir...
Bir an önce adım atılmalıdır aksi halde özellikle bölgemizde çok büyük buhranlar yaşanacaktır"..
Sayın Tuncer'in açıklamaları böyle...
Sayın bakanım, arz ediyoruz...
Nokta...
