​Ankara’nın 2012 yılında karar verdiği ve allayıp pulladığı Büyükşehir Kanunu... Artık bu uygulamanın sahadaki gerçekliğiyle yüzleşmek gerek.

​"Ali yazar, Veli bozar" sözü misali, yerel yönetimlerdeki yetki karmaşası bugünün değil, yılların kronik yarası. 2014 yılında hayatımıza giren Büyükşehir (Bütünşehir) uygulamasıyla birlikte yerinden yönetimin önü büyük ölçüde kapatıldı. Birçok belde belediyesi kapanarak tüzel kişiliğini yitirdi; hizmet birimleri Büyükşehir ve ilçe belediyeleri arasında paylaştırıldı.

​Kanunun yürürlüğe girdiği 12 yıllık süre zarfında sistem hâlâ oturmadı. Büyükşehir ile ilçe belediyeleri arasındaki koordinasyon zaafı bir gün bile azalmadı. İmar bütünlüğünü korumak adına yetkinin büyükşehirde toplanması bir derece anlaşılabilir; lakin bunun dışındaki tüm uygulamalar yerelde hantal bir bürokrasi doğurdu. Mezarlıklar, ilaçlama, atıksu arıtma tesisleri, içme suyu ve kanalizasyon altyapısı gibi hayati hizmetler kilometrelerce uzaktaki merkezlerin onay mekanizmalarına mahkûm edildi.

​İşin siyasete ve partilere binen yükü ise meseleyi bambaşka bir çıkmaza sürüklüyor. Büyükşehir ve ilçe belediyeleri farklı siyasi partilerden olduğunda, olan yine vatandaşa ve kamu kaynağına oluyor.

​Bu karmaşanın en taze örneği Alanya’da yaşandı: Alanya Belediyesi büyük bir özveriyle Mahmutlar'da asfalt çalışmasını tamamlayıp yolu hizmete açtı.

​Aradan sadece 4 gün geçti ve yeni asfalt serilen yolda içme suyu hattı patladı.

​ASAT ekipleri gelip yeni asfaltı kazdı, arızayı onarıp gitti.

​Burada mesele ASAT’ın arızayı onarması değil; mesele plansızlık ve yetki dağınıklığı. Eğer o bölgede altyapı yetkisi doğrudan ilçe belediyesinde olsaydı, altyapı tamamen bitirilir, ondan sonra asfalt dökülürdü. Bir kurumun yaptığını diğeri 4 gün sonra bozmaz, millî servet sokağa dökülmezdi.

​Okurcalar Mahallesi’nden Gazipaşa sınırına, sahil şeridinden en yüksek yaylalara kadar uzanan devasa bir coğrafyayı tek bir merkezden yönetmek, anında hizmet götürmek ve bütçe dengesini sağlamak imkânsızdır. Saha ne kadar büyürse, hizmet o kadar zorlaşır ve kalitesizleşir.

​Yıllardır dile getiriyorum, yine yineliyorum: Büyükşehir uygulaması acilen yeniden gözden geçirilmelidir. Vatandaşın günlük yaşamını doğrudan ilgilendiren hizmetler, masanın başından değil, işin erbabı olan yerel belediyelere bırakılmalıdır.

​Alanya’nın il olmasını savunanlar olduğu gibi, bu takdirde turizm kimliğini kaybedeceğini düşünenler de haklı paya sahip. Ancak Alanya kısa vadede il olamayacaksa, yerinden yönetimi yeniden etkin kılmak adına atılacak somut adımlar bellidir: Doğuda Mahmutlar, batıda ise Konaklı acilen ilçe yapılmalıdır. Kırsal mahalleler yeniden köy statüsüne kavuşturulmalıdır.

​Devletin köklü kurumları; DSİ, Karayolları ve eski Köy Hizmetleri yeniden sahaya döndürülerek hizmette etkinlik sağlanmalıdır.

​ Esen kalın...