Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, kentte son dönemde gündeme gelen deniz kirliliği tartışmaları ve atıksu arıtma sistemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özçelik, denizde görülen her kirliliğin doğrudan belediye veya ASAT kaynaklı kabul edilmesinin doğru olmadığını belirterek, kirliliğin kaynağının tespit edilmesi ve yetkili kurumların kendi sorumluluk alanlarında sürekli denetim yapması gerektiğini söyledi. Denizlerin korunmasının yalnızca çevre açısından değil, turizm ekonomisi ve Akdeniz ekosisteminin sürdürülebilirliği bakımından da önemli olduğunu vurguladı.

Başkan Özçelik'ten deniz kirliliği ve denetim çağrısı
Başkan Özçelik'ten deniz kirliliği ve denetim çağrısı
İçeriği Görüntüle

ARITMA SİSTEMLERİ BASINA ANLATILDI

Özçelik, Alanya Merkez Atıksu Arıtma Tesisi'nde basın mensuplarına yönelik gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısında ASAT'ın ilçede yürüttüğü çalışmaların, mevcut arıtma tesislerinin durumunun ve sistemlerin mekanik işleyişinin anlatıldığını ifade etti. Toplantıda deniz suyu analizleri ve altyapıya ilişkin çalışmalar da kamuoyuyla paylaşılırken, basın mensuplarının teknik konulardaki soruları ASAT yönetimi tarafından yanıtlandı.

Atıksu arıtma sistemlerinde evlerden, işletmelerden ve diğer yapılardan kanalizasyon şebekesine ulaşan suların çeşitli fiziksel ve biyolojik işlemlerden geçirilerek çevreye zarar vermeyecek seviyeye getirilmesi amaçlanıyor. Ancak kıyı kirliliğinin önlenmesi yalnızca arıtma tesislerinin çalışmasıyla sınırlı değil. Kanalizasyon sistemine bağlı olmayan tesisler, yağmur suyu hatlarına yapılan uygunsuz bağlantılar, bireysel veya işletme kaynaklı kaçak deşarjlar ve yüzeysel atıkların da ayrı ayrı takip edilmesi gerekiyor.

HER KURUMUN GÖREV ALANI FARKLI

Kamuoyunda deniz kirliliği ve arıtma kaynaklı sorunların sorumluluğunun tamamen belediye veya ASAT'a ait olduğu yönünde bir algı oluşabildiğini belirten Özçelik, kurumların yetki ve sorumluluklarının birbirinden farklı olduğuna işaret etti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Sahil Güvenlik, Devlet Su İşleri, ASAT ve Alanya Belediyesi'nin kendi görev alanları bulunduğunu kaydeden Özçelik, ASAT sistemine bağlı noktalarda kurumun sorumluluğunun bulunduğunu, belediyeye gelen çevre şikâyetlerinde ise gerekli kurumlarla koordinasyon sağlandığını anlattı.

Deniz kirliliğine ilişkin resmi süreçte kaynağın doğru belirlenmesi büyük önem taşıyor. Kirliliğin karadan mı, bir işletmeden mi, kanalizasyon veya yağmur suyu hattından mı yoksa deniz araçlarından mı kaynaklandığının belirlenmesinin ardından yetkili kurumun müdahale ve yaptırım süreci devreye giriyor. Bu nedenle sahadaki görüntünün kayıt altına alınması, numune alınması, laboratuvar incelemesi yapılması ve kaynağın izlenmesi, çevre denetimlerinin temel aşamaları arasında bulunuyor.

“DENİZİN KİRLİ OLDUĞUNU SÖYLEMEK ÇOK DOĞRU DEĞİL”

Alanya'daki deniz suyu ölçümlerine de değinen Özçelik, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekiplerinin düzenli ölçümler yaptığını, ASAT'ın da kendi analizlerini gerçekleştirdiğini belirtti. Sonuçların basın mensuplarıyla da paylaşıldığını söyleyen Özçelik, “Denizin kirli olduğunu söylemek çok doğru değil” değerlendirmesinde bulundu. Özçelik, bununla birlikte kaynağı tespit edilen bazı yüzey kirliliklerinin görüldüğünü ve bu durumun kabul edilebilir olmadığını ifade etti.

KAÇAK DEŞARJLAR İÇİN DENETİM VURGUSU

Alanya'da daha önce de yağmur suyu hatları üzerinden denize ulaşan uygunsuz deşarjlar kamuoyunun gündemine gelmişti. Belediye ve ASAT ekiplerinin ortak incelemelerinde fotoğraf ve video kayıtlarının delil olarak kullanıldığı, tespitlerin ardından ilgili yasal süreçlerin işletildiği açıklanmıştı. Özçelik, çevreyi kirletenlere yönelik yüksek miktarda idari para cezalarının uygulandığını ancak mücadelenin yalnızca ceza kesilerek sürdürülemeyeceğini vurguladı.

Denetimlerin sürekli hale getirilmesi gerektiğini belirten Özçelik, bir kirlilik kaynağı tespit edildikten sonra asıl hedefin aynı atığın yeniden denize ulaşmasını engellemek olması gerektiğini söyledi. Bu noktada kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarının kontrolü, işletmelerin atıksu sistemlerinin düzenli denetlenmesi, şikâyetlerin hızlı değerlendirilmesi ve kurumlar arasında bilgi paylaşımının kesintisiz sürdürülmesi önem taşıyor.

TURİZM İÇİN DENİZİN KORUNMASI KRİTİK

Uzun kıyı şeridi ve deniz turizmine dayalı ekonomik yapısıyla Alanya'da deniz suyu kalitesi doğrudan kentin turizm imajını da etkiliyor. Özellikle turizm sezonunda sahillerde görülebilecek yüzey kirlilikleri, kaynağı ve kapsamı belirlenmeden sosyal medya aracılığıyla kısa sürede geniş kitlelere ulaşabiliyor. Özçelik, turistlerin denize ulaşan kirliliği görüntüleyerek paylaşmasının Alanya'nın tanıtımı açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğine işaret ederek çevre konusunda herkesin daha hassas davranması gerektiğini söyledi.

KİRLİLİK TEK BİR KAYNAKTAN GELMİYOR

Deniz kirliliğinin yalnızca Alanya'nın değil, Akdeniz kıyısındaki bütün yerleşimlerin ortak çevre sorunlarından biri olduğunu ifade eden Özçelik, kirliliğin özel sektörün yanı sıra zaman zaman kamu kaynaklı da olabileceğini söyledi. Oteller, restoranlar, konutlar ve siteler gibi farklı noktalardan kaynaklanabilecek uygunsuz deşarjların önlenmesi için kaynağa yönelik denetimin esas alınması gerektiğini belirtti.

Özçelik, kendilerine ulaşan ihbarların ardından ASAT ve ilgili kurumlarla birlikte hızlı müdahale edildiğini belirterek denizlerin korunmasının yalnızca kamu kurumlarının değil, işletmelerin ve vatandaşların da ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Kentin turizm gelirlerinin, kıyı ekosisteminin ve Alanya'nın uluslararası destinasyon imajının korunabilmesi için arıtma altyapısının güçlendirilmesinin yanı sıra kaçak deşarjların önlenmesi ve çevre denetimlerinin yıl boyunca sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.

Kaynak: Haber Merkezi