ALANYA’DA sezon daha kapanmadan kepenkler indirildi.
Alanya Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Ali İhsan Özdemir açıkladı; bu yıl tam 450 esnaf dükkânına kilit vurmuş.
Turizmin en can damarı, en zirve olması gereken temmuz ayında, yani esnafın tam para kazanacağı, kirasını ödeyeceği, çoluğunun çocuğunun geçimini sağlayacağı ve kışa hazırlık yapacağı o altın dönemde tam 171 esnaf kepenk indirdi.
Düşünün bir kere...
Odun, kömür, soba satan esnafın kış ayında, buzdolabı, klima, vantilatör satan esnafın ise Ağustos sıcağında zarar etmesi ne demektir?
Bu derin darboğaz, sezon sonunda birçok esnafı nefessiz bırakacak; ki bunun sinyalleri bugünden açıkça ortada.
İktidar zaman zaman sigorta prim desteği ya da çeşitli kalemlerde teşvikler yapıyor yapmasına ama, görünen o ki bu yamaların hiçbiri yaraya merhem olmuyor.
Ekonomi, şu an ülkemizin yakıcı, en öncelikli sorunu.
Esnafı, iş insanı, yatırımcısı, emeklisi, çalışanı, işsizi... Hemen her vatandaş bu girdapta kader birliği yapmış durumda.
Alan dertli, üreten dertli, satan dükkân kapatıyor.
Peki, memleketin yangın yeri olduğu bu tabloda biz neyi konuşuyoruz?
Mutlak butlanlar, tutuklanan gazeteciler, gözaltına alınan sanatçılar, görevden alınan belediye başkanları, parti değiştiren vekiller ve belediye başkanları... Ve son aylarda dilimizden düşmeyen o meşhur kavram: Çerçeve yasa.
Çerçeve önemlidir, biliriz. Hani şu Kartal Tibet ile Hülya Koçyiğit’in başrollerini paylaştığı, adı boş çerçeve olan o unutulmaz film gibi...
Alev ile Ferit, aileleri tarafından beşik kertmesi yapılır. Yetişkin olduklarında mektuplaşmaya başlayan ikili, başlarda bu duruma karşı çıksa da bir süre sonra birbirleriyle ilgilenmeye başlar.
Ferit’i merak eden Alev, onu görebilmek için harekete geçer ancak kim olduğunu bilmeden karşılaştığı Ferit ile kendisini türlü maceraların içinde bulur.
Neden verdim bu örneği? Çünkü bugün tartışılan o çerçeve yasanın içinde ne var, tam olarak kimse bilmiyor.
Birkaç kişi hariç, milyonlar karanlıkta. Elbette ön yargılı değiliz, bekleyip göreceğiz; umarız o karanlıktan iyi şeyler çıkar...
Fakat meseleye dönelim.
Dar gelirliler, iflas bayrağını çeken esnaflar, geçim sıkıntısıyla boğuşan emekliler, çalışanlar ve işsizler için artık kapsamlı bir "gerçek hayat" çerçeve yasasının çıkarılma vakti gelmedi mi?
Mesela; pazardan birkaç kilo sebze meyveyi insan onuruna yaraşır şekilde alabilmeyi hukuki garanti altına alan bir düzenleme...
Kasabın, vatandaşa "Abi, neredeydin aylar sonra uğradın" diye mahcubiyetle değil, neşeyle iltifat ettiği bir huzur ortamı...
Küçük esnafın, müşterisine "Abi yeni sezon ürünleri geldi, bir bak" demeye cesaret edebildiği günleri temin eden bir nizam...
Adının ne olduğu hiç önemli değil. Yeter ki insanların yüzü gülsün, kaybolan özgüvenleri yerine gelsin.
Gelecek kaygısından uzak, yarınından korkmayan yurdum insanının neşeli fotoğraflarının yer aldığı o yeni çerçeve, artık inatla bu ülkenin duvarlarına asılmalıdır.
Esen kalın...