ALANYA’NIN hemen her köşesinde, her balkon sohbetinde aynı nakarat var: Elektrik ve su kesintileri.
Yıllardır listenin zirvesindeki yerlerini kimseye kaptırmadılar. Önce şu içme suyu meselesine bakalım. Hani sıkça duyulur ya, “Efendim, Allah’ın suyu bu kadar pahalı olur mu?”
Elbette olur. Şöyle ki; evindesin, lokantadasın, işyerindesin. Lavaboya gittin, elini yıkadın, sifonu çektin. İşte her şey tam o an, o sifonun çekildiği saniyede başlıyor.
O atıksu, kanalizasyon sistemleriyle kilometrelerce uzaktaki Atıksu Arıtma Tesisi’ne ulaşmak zorunda. Elbette bu, öyle dağın yamacından süzülen doğal bir akış değil. Kilometrelerce ötedeki o yolculukta devasa elektrik motorları gece gündüz devrededir. O saniyelerde çalışan pompalar, çarklar, devasa türbinler aralıksız döner.
Tabii bir de madalyonun öteki yüzü var. Öncesinde o suyu dağlardan, kuyulardan evlere taşımak için devasa bir altyapı gerekir. Hem temiz su için hem atıksu için...
Ciddi bir yatırımdır bu, maliyetleri yüksektir. Arıtma tesisi yapılması yetmez; yapıldıktan sonra o tesisin devasa bir işletme maliyeti, kimyasal gideri, bakım masrafı vardır.
Tüm bunları hesaba katınca aslında su pahalı değildir.
Ancak asıl mesele suyun fiyatı değil; suyun olmaması ve sürekli hale gelen o can sıkıcı kesintiler.
Vatandaş işin maliyetine bakmaz. Yatırım bedeliyle hiç ilgilenmez. “Efendim kuraklık oldu, kaynaklar azaldı.”
Bunlar vatandaşın sorunu değildir. Devletin ya da ilgili kurumun boynunun borcudur; yatırımını yapıp her evi, en ücra köşeye kadar o hayati gereklilik olan suyla buluşturmak. Mazeret ne olursa olsun, vatandaş musluğunu açtığında şırıl şırıl akan suyla ilgilenir, arkasındaki bahaneyle değil.
“Efendim, plansız yapılanma var, nüfus çok hızlı arttı” deniyor. O zaman altyapısını yapmadığın yerin ya da bütçesini ayırmadığın bölgenin imar planını onaylamayacaksın, değil mi?
Bilmem kaçıncı sokakta, garaj üstü dairede oturan sıradan vatandaş mı yapıyor o imar çalışmalarını?
Evet, bu su kesintileri insanı çileden çıkarıyor, isyan ettiriyor. Ve bu sorunun acilen çözülmesi gerekiyor.
Gelelim elektrik kesintilerine...
Planlı olanlara elbette lafımız yok. Bakım vardır, hat yenileme vardır; tüm bu çalışmalar nihayetinde vatandaşın konforu içindir, başımızın üstünde yeri var.
Bizim sözümüz mevcut enerji hatlarının bakımı, yenilenmesi adı altında yaşanan o bitmek bilmeyen plansız kesintilere.
Eski teknoloji flüoresan lambaları hatırlarsınız, içinde bir starter olurdu. Elektriği birkaç kez kesip vererek tetikleme yapar, lamba ancak öyle yanardı. Şimdi bakıyorsunuz, bazı bölgelerde elektrik hatlarına sanki görünmez birer starter takılmış gibi; bir saat içinde defalarca tekrarlayan, gidip gelen kesintiler vatandaşı perişan ediyor. Buzdolapları yanıyor, klimalar susuyor, modemler sıfırlanıyor.
“Efendim, elimizden geleni yapıyoruz, hatlarımız çok eski” mazereti de artık vatandaşın karnını doyurmuyor.
Faturasını gününde ödeyen, saati saatine vergisini veren abone, elektriği de evinde ve işyerinde kesintisiz ister. Ve sonuna kadar haklıdır.
Artık elektrik kesintilerinin konuşulmadığı, vatandaşın eve gelip düğmeye bastığında etrafın pırıl pırıl aydınlandığı, musluğunu açtığında ise içini ferahlatan o serin suyu mazeretsiz içtiği günlerin özlemiyle.
Esen kalın…