"Eski yıl sona erdi,
Yepyeni bir yıl geldi,
Bu yıl olsun mutlu bir yıl,
Bu yıl olsun hey hey."

Şeklinde başlayıp devam eden bir çocuk şarkısı vardı öğrencilere öğretilen. Tabi ilk etapta duyup da sevinmemek olmaz. Çocuktur bu, her şeyin yenisini ister. Birden büyümek ister. Büyüyüp babasına, annesine benzemek ister. Büyüyünce de; “vay be ne güzel günlerdi o günler!”, der, geçmişi “ah – vah”la anar durur…
Gelelim geçmişe, bugüne ve yarına. Kimi ertesi gün; “çok güzel bir akşam geçirdim”, der. Kimi, “evde televizyon karşısında oturdum”, der. Kimine göre de günahtır yılbaşını kutlamak. Çünkü o Hristiyanların günüdür. Baksanıza, hemen ardından Mekke’nin fethi günü üretildi. Cumhuriyetin ne kadar kazanımları varsa ona alternatif bir gün üretilmeye başlandı. Özgür düşünce işte buna denir değil mi? Hadi diyelim ki çocuk çocuktur. Ya siz, büyüyor musunuz, yoksa yaşlanıyor musunuz? Her güzel an kutlanır, ama yaşlanmakta kutlanır mı derin derin düşünmek gerek…
Şimdi diyecekler ki “bu adam da herşeye karşı”. Vallahi öyleyim, bir şey desem; “ben demiştim, bak adam kendi ağzından itiraf etti’, diyecekler. Yok desem inanmayacaklar. Ülke refah içinde yüzüyor ya, biz de yeni yıl kutluyoruz. Her şey güllük gülistanlık olduğu için yeni yılı kutluyoruz. Ceplerimiz ağzına kadar dolu, fazlalıklar düştü düşecek, biz yeni yıl kutluyoruz. Afiyet olsun beyler afiyet olsun. Bu durum bana Tevfik Fikret’in “Han-ı Yağma” şiirini” hatırlattı.

"Efendiler pek açsınız, bu çehrenizden bellidir, Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kimbilir, Şu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir,
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir... Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı zi-safa sizin, Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin."

Diyor şair.
Hal böyle olunca kutlamamak olur mu? Olmaz, en iyisi kutlamak! Memleketin bir yeri depremle sızlanırken kutlayın. Biraz uzağımızda savaş tamtamları çalınırken kutlayın. Üstelik geceler boyu kaçak elektrik yakanların paraları herkesten alınırken, cadde ve sokaklar ışıl ışıl. Bu gecenin hayrına Türkiye’nin bir aylık elektrik parasını harcayın, sonra da adına “yeni yıl eğlencesi, o kadar da olsun” deyin. Ya havai fişeklerin yediği paracıklar? Onları hiç sormayın. Siz, varıp yeniden yaşınızın ilerlemesini kutlayın. Yaşlanmaya doğru attığınız adımın mutluluğunu yaşayın. Bir bardak birada, bir duble şarap ve rakıda mutluluğu bulun, cadde ve sokaklarda nara atın. Kutlayın efendiler kutlayın. Belli mi olur, kahinlerin dedikleri olur, bir daha dünyamızı göremeyiz. Emperyal devletlerin dedikleri ile sağlık ve huzur içinde kutlayın. Noeli yılbaşı kabul edip; yanlış inaçlarla “günah” deyip onun yerine başka şeyler düşünün. Sonra da bu cumhuriyetin olanaklarını kullanın, ardından da veryansın edin. Daha ne söylenebilir ki…