Okula gitmek her çocuk için temel bir hak, devlet içinse bir zorunluluktur. Anayasamızda Türkiye Cumhuriyeti’nin "sosyal bir devlet" olduğu vurgulanır. Sosyal devletin asli görevi ise okutmakla yükümlü olduğu evladının beslenmesini bir rant kapısı haline getirmemek, onun en temel ihtiyacını güvenceye almaktır.

​Devlet okulları, evlatlarımıza eşit eğitim imkânı sunmakla kalmamalı; en azından bir öğün yemeği dahi onlara ücretsiz olarak temin edebilmelidir. Ancak bugün geldiğimiz noktada acı bir gerçekle karşı karşıyayız: Okul kantinleri birer eğitim destek noktası olmaktan çıkıp tam anlamıyla birer ticarethaneye dönüşmüş durumda.

​Kantinlerde bir poğaça 50 lira, bir tost 120 lira! Siz ne yapıyorsunuz kardeşim? Bu fiyatlar dışarıdaki esnafta da aynı. Buranın bir eğitim kurumu olduğunu, orada çocukların bulunduğunu ne çabuk unutuyorsunuz?
​Her ne kadar okul kantinleri kâğıt üzerinde resmen özelleştirilmemiş olsa da yüksek kira bedelleri karşılığında serbest piyasaya kiralanmaktadır. İhale usulüyle kantinleri işleten esnafa; yüklü kiralar, stopaj, elektrik, su ve yüksek işletme giderleri gibi ağır yükler bindirilmektedir. Kantin işletmecisi de bu ağır masrafları karşılayabilmek için çaresizce maliyeti çocukların fahiş fiyatlı yemeklerine yansıtmaktadır.
​İşte asıl düğüm burada kopmaktadır: Ne ailelerin bu yüksek fiyatları karşılayacak gücü vardır, ne de kantin işletmecisinin bu yüksek masraflar altında ürünleri ucuza satacak gücü kalmıştır! Madem burası bir devlet okuludur, o halde devlet derhal devreye girmelidir. Devlet, kantin kiralarını ve giderlerini sembolik seviyelere çekerek esnafa destek vermeli ki kantinciler de bu desteği ürün fiyatlarına indirim olarak yansıtabilsin.

​Unutmayın ki 70’li, 80’li ve 90’lı yıllarda okullarda çocuklara verilen süt, bisküvi veya fındık gibi besinlerden ücret alınmazdı; çocuklara bir öğün ücretsiz gıda ve beslenme desteği ulaştırılırdı. Biz çağ atlayıp bugünlere geldik; peki bugünkü imkânlar ve teknoloji ile o günlerin imkânları bir mi? O zamanki olanaklarla bugünü nasıl kıyaslayabilirsiniz? Bugün şartlarımızın çok daha iyi, imkânlarımızın çok daha geniş olması gerekirken geldiğimiz noktaya bakın!
​Unutmayın ki aç karınla ders dinlenmez! Yetersiz beslenen bir çocuktan akademik başarı bekleyemezsiniz. Bu fiyatlar yüzünden kantinden alışveriş yapamayan çocuklar, okul dışındaki denetimsiz ve sağlıksız gıdalara yönelmek zorunda kalıyor. Yani bu yüksek fiyatlar sadece ailelerin cebini değil, çocuklarımızın hem sağlığını hem de gelecekteki başarısını vuruyor.
​Bu şartlara göz yumanlar, bu düzeni getirenler hiç ellerini vicdanlarına koyuyor mu? Sizin çocuğunuz okulda hiç aç kaldı mı? Gerçek şu ki; tok, açın halinden anlamıyor.
​Verilen asgari ücret ancak ev kirasına yeterken, aileler çocuklarına okula giderken harçlık veremez hale geldi. Koskoca ülkemizin geldiği duruma bakın; bir öğrencisini besleyemiyor. Meclis lokantasından bahsetmeyeceğim bile; zira oradakiler, okul kantinlerindeki fiyatların yarısına yemek yiyor.

​Peki, çocuklardan ne istiyorsunuz? Okumasınlar, cahil mi kalsınlar, okula gitmesinler mi? Gerçekte bugün binlerce aile, çocuklarını okula göndermek yerine işe vermek zorunda kalıyor. İnsanların insanca yaşama hakkını elinden aldınız. Ek iş yapmayan aile kalmadı, evlerde ne huzur ne de kaliteli bir yaşam bıraktınız. Ay sonu geldiğinde kira, elektrik, su, doğal gaz, yeme-içme, okul masrafları ve çocukların harçlıkları… Hangi birini verilen bu gelirle ödeyeceksiniz?
​Okul kantinlerindeki bu fiyatsal tablo ve çözümsüzlük için CİMER’e başvuruda bulunacağım. Lütfen siz de sessiz kalmayın, siz de Cimere yazın.
​Okul kantinlerine derhal ve vakit kaybetmeksizin makul bir düzen getirilmelidir!