KIYMETLİ okurlarım, hani şu meşhur kovboy filmleri vardır ya...
Barın kapısı tekmeyle açılır, mahmuzlar şıngırdar, içeriye ağzında kürdanla biri girer. Herkes susar. İşte o sahnede fonda çalan ıslık sesidir Donald Trump.
Ama bir farkla. Bu kovboyun belinde altıpatlar değil, Twitter (yeni adıyla X) var. Bir dokunuyor, petrol varili yerin dibine giriyor.
Bir tweet atıyor, altın ons başına Everest’in zirvesine tırmanıyor.
Hatırlayın... "Ezici zafer kazandık" dediği gün, piyasalar düğün bayram etti. Petrol düştü, altın uçtu. Millet sanıyor ki dünya barışına bir adım kaldı.
Sonra bir sabah kalktı, aynaya baktı, herhalde canı sıkıldı. "NATO bize yardım etmiyor, Hürmüz’de ne işiniz varsa kendiniz yapın" dedi.
E ne oldu? Petrol fırladı, altın çakıldı.
Şimdi sormak lazım: Bu açıklamaları yapmadan beş dakika önce kim, hangi butona bastı?
Dünyanın en büyük spekülatörü mü, yoksa ABD Başkanı mı?
Ardından sahneye Paula White çıkıyor.
Beyaz Saray’ın "ruhani" danışmanı. Trump’ın o meşhur "bronz" saçlarını kutsayan kadın.
ABD basını yazıyor, biz okuyoruz: "Para karşılığı günah çıkartma seansları."
Yanlış duymadınız.
Televizyonda "Bana bin dolar verin, Tanrı sizi kutsasın" diyen bir vaize, Beyaz Saray’ın koridorlarında Trump’ın manevi kalkanı olmuş durumda.
Değerli madenler mi? Paula ne zaman dua etse, altın fiyatları semaya yükseliyor.
İnançla finansın bu kadar iç içe geçtiği bir başka dönem hatırlıyor musunuz?
Ben hatırlamıyorum.
Bir gün "İran bize yalvarıyor" diyor, ertesi gün bölgedeki radikal gruplara göz kırpıyor.
Bir gün "Rejimi yıktık" diye bayrak açıyor, ertesi gün "Petrol lazımsa gelin benden alın" diye esnaflığa soyunuyor.
Dün NATO’ya küstü.
Bugün Avrupa’yı sildi.
"İncinmişti" çünkü...
Ama bakıyorsunuz, bu "incinmiş" adamın her çelişkili cümlesi, birilerinin kasasını dolduruyor.
İşin özeti şudur...
Mesele memleket meselesi değil, mesele adamın dünyayı soyma meselesi.
Dünya bir tiyatro sahnesi, Trump hem başrol oyuncusu hem de bilet satan gişe memuru. Her repliğinde bir hisse senedi düşüyor, her perdenin kapanışında bir emtia fırlıyor.
Siyaset mi? Değil.
Strateji mi? Hiç değil.
Bu, Paula White’ın dualarıyla soslanmış, "Önce Ben" soslu, safi bir ticaret.
Peki, bu karmaşada kim kazanıyor?
Cevabı basit...
Ne söyleyeceğini bilen, nereden ne kazanacağını da bilir. Biz ise sadece "bronz" saçların parıltısına bakıp, cebimizdeki altının neden düştüğünü anlamaya çalışıyoruz.
Haydi iyi uykular sevgili dünya.
Esen kalın...