ALANYA turizmine yönelik sektör profesyonelleri tarafından son günlerde dile getirilen "Alanya'dan vazgeçin", "sahiller bomboş" ya da bölgenin o huzurlu asayiş ortamını derinden zedeleyen mesnetsiz iddialar, Alanya kamuoyunda ve kentin kaderini paylaşan turizm paydaşlarında haklı ve incinmiş tepkilere yol açtı. Bircan Subaşı’nın gündeme taşıdığı ve Hilton'da üst düzey yöneticilik yapan bir ismin Alanya hakkındaki o oldukça sert çıkışlarını içeren bu haber, her ne kadar kentin gerçek potansiyelini bizlere bir kez daha hatırlatmak adına önemli bir zemin hazırlasa da taşıdığı üslup açısından derin bir teessürü hak ediyor. Ancak söz konusu iddiaların tam merkezinde yer alan ve "bayram sonrası Alanya bomboştu, kentte turist yok" diyerek kestirip atan o aceleci tez, her yıl ortalama 4,5 ila 5 milyon arasında yerli ve yabancı ziyaretçiyi şefkatle ağırlayan bu güzel kentin makro verileriyle taban tabana zıtlık göstermektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Alanya Turizm Tanıtma Vakfı’nın (ALTAV) resmi hafızası ve verileri incelendiğinde, Alanya’nın Türkiye geneline gelen toplam yabancı turistin tek başına yaklaşık yüzde 9 ila yüzde 10 gibi devasa bir oranını omuzlarında sırtladığı net ve berrak bir şekilde görülmektedir. 2023 yılında elde edilen o rekor dolulukların ardından, takip eden yıllarda yaşanan küresel ekonomik daralmalar, enflasyonist baskılar ve yakın coğrafyamızdaki jeopolitik gerilimler nedeniyle sezonsal kaymaların yaşandığı bir gerçektir; ancak bu durum, böylesine güçlü bir yatak arzına ve köklü bir geçmişe sahip olan turizm amiral gemisinin gücünü kaybettiği anlamına asla gelmez. Tesis kategorilerine ve dönemsel fiyat politikalarına bağlı olarak doluluk oranlarının kendi içinde dalgalanması küresel bir realitedir; Alanya'nın geleneksel kitle turizmi odaklı yapısı, nitelikli turizme geçiş sürecinde dönemsel doluluk krizlerini tetiklese de bu durum bölgenin geleceği için yıkıcı bir tehdit değil, aksine daha kaliteliye, daha iyiye ulaşmak adına yapısal bir uyarı fişeğidir. İlçenin dünyaca ünlü simgesi, üzerine titrediğimiz Kleopatra Plajı çevresindeki ticari işletmelerin fiyat politikalarına yönelik o ağır ithamlar, enflasyonist ortamda fırsatçılık yapan bazı münferit işletmeler nedeniyle haklı bir eleştiri payı barındırsa da seçilen üslup yönünden kentin geneline büyük bir haksızlık içermektedir. Uluslararası Mavi Bayrak ödüllü, her yıl yüz binlerce insanın hayranlıkla ve sevgiyle ziyaret ettiği bu eşsiz doğa mirasını ve orada dürüstçe hizmet veren binlerce turizm emekçisini karalamak yerine, kentin bu benzersiz değerini gözümüz gibi koruyacak denetim mekanizmalarını sıkılaştırılmasını öğütlemek çok daha yapıcı ve iyileştirici bir yoldur. Oba, Kestel, Mahmutlar ve Kargıcak hattındaki plajların kayalık yapısı nedeniyle denize girmenin tehlikeli olduğu yönündeki iddialar da coğrafi bir gerçeğin abartılı ve ürkütücü bir dille sunulmasından ibarettir; bahsi geçen sahil şeridinde doğal yalı taşlarının bulunduğu bir gerçektir ancak her yıl milyonlarca insanın güvenle denize girdiği bu alabildiğine uzanan sahilleri tamamen kullanılamaz ilan etmek rasyonel akılla bağdaşmaz. Tüm bu değerlendirmelerin en asılsız ve can yakan boyutu ise, hiç şüphesiz Alanya’nın güvenlik ortamını hedef alan o mesnetsiz iddialardır. Bir turizm destinasyonunun can damarı, onun sahip olduğu güvenli bölge imajı ve insanlara sunduğu huzurdur; Alanya ise on binlerce yerleşik yabancının mülk edinip huzur içinde, yan yana yaşamayı seçtiği, sokaklarında gece ve gündüz asayiş düzeyinin ulusal ortalamaların dahi altında seyrettiği küresel bir huzur coğrafyasıdır. Hiçbir resmi veriye veya adli rapora dayanmadan, tamamen şahsi ve spekülatif algıların rüzgarıyla bir kente suç unsuru yüklemek, sektörel eleştirinin sınırlarını aşarak haksız bir ithama dönüşmektedir. Alanya turizmi eksikleriyle, o ucuz destinasyon algısını kırma zorunluluğuyla ve hizmet kalitesini standardize etme gerekliliğiyle elbette masaya yatırılmalı ve geliştirilmelidir; ancak tüm bu süreçleri rasyonel çözümlere kavuşturmak yerine, "Alanya'dan vazgeçin" diyerek bir kalemde kestirip atmak, binlerce insanın emeğine, büyük yatırımlara ve ülke ekonomisine yapılmış büyük bir insafsızlıktır. Alanya, Türkiye turizminin vazgeçilmez bir kalesidir; üstü çizilecek bir yer değildir.

Esen kalın…