Bizim orda Hüseen deller, bi keloolan var. Engi keloolan, zinetci düggeninde çalışır. Geçen ayın başında, zinetçi düggenine birki cavır gızı düşmüş. Gızlar, bişey aldılar mı bildiim yog. Emme lekin, engi Hüseen, yanna bi keloolan ta...

Bizim orda Hüseen deller, bi keloolan var. Engi keloolan, zinetci düggeninde çalışır. Geçen ayın başında, zinetçi düggenine birki cavır gızı düşmüş. Gızlar, bişey aldılar mı bildiim yog. Emme lekin, engi Hüseen, yanna bi keloolan ta bulmuş, gızlara "Aşamıla sizi gezdirelim" demiş. Gızlar da gabil etmiş. Engi keloolanlar cavır gızlarını moturun ardına bindirmişler, ikiye alıvermişler, zavadanag Mamadı'nın üssakasında az gara guytu beere varmışlar. Endeerde kimse görmesin deyi sinlenmişler. Gederkene bira da almışlarımış. Enginleri içdigsire Hüseen'ile yanda keloolanın sidigleri dudmavermiş. Bi boy sefer ederlerimiş işemeye. Bilader, engire eşşeg arısı yuva yapmışımış. Yuvanın üsdüne işeyinsire eşşek arıları zifdine gibi garanlıkta engi Hüseen'in üsdüne külgüvermiş. Hüseen mavılarımış. "Geddi gözüm" derimiş. Gözü bi daggada gülüg gibi şişmiş. Yandaa keloolan "Bilader hadi gedelim, endeerde ilan çiyan da vardır. Gedelim, evi boylayalım. Engi gızlar uursuz geldi bize" demiş.
A benim Hüseen'im, senin ne işin var evel Mamadı'nın üsdünde garaltıda. Eyiki başga yerinden sogmamış arı. Gızları da guşa gurda gabdırsanız nolucaadı? Gözün de guggumavug guşu gibi yumulmuş gedmiş. Bita aklında olsun. Endööle arı sogduunda ora bi çamır sıvaver. Engi cavırcılıg işinin de sonu yog, bi gız bul, evlen.
Benden böönlüg bu gadar. Hadi galın saalıcaala.