Cumhuriyetin Kurucuları çok akıllı ve bilgili şahsiyetler ki laikliği ilke edinmişler, kurucu değerlere ve partinin ilkeleri arasına yerleştirmişlerdir. Devlet yönetiminde dini siyasi taassuba karşı korumak için laikliği önemsemişlerdir. Laik nizam; insanlığı en fazla yükseltecek, bütünleştirecek, kaynaştıracak, birleştirecek, düşmanlıkları yok edecek veri Türk töresi ve güzel ahlak diye tanımlanan İslam ahlakiyatına en uygun rejimdir.
Laiklik; dinsizlik demek değil; tarafsız, laik davranış; laik düzeni öngören ve savunan düşünce biçimi, farklı inanışlar karşısında tarafsızlık diye tanımlanmaktadır. Din ile devletin işleyişinin bir birinden ayrı tutulması; devletin din, dinin de devlet işine müdahil olmaması; tüm inançlara, dinlere karşı tarafsız davranış sergilemesidir.
İslam fıkhı adını alan dini hukukunun tevhidini anlatan şeyin İslami ahlaktan gayrı manası yoktur. Hukuk itikadi anlamda vicdanla ilgili hükümlerdir. Devlet veya idare adamının dindar olup olmamasının dünya işlerinde fark etmeyeceği düşünülür. Adaletin tecellisi ve kararı yasa, örf, vicdanla sağlanır. Dindardan İslami özüne sadık Tevhit akidesine uygun olma durumu kastedilmektedir. Bireysel, ferdi ibadetlere ait özelliklerinde dindarlığın tatbiki teferruattır. Kişisel vicdanları ilgilendirmektedir.
Müspet ilimlerle yetiştirilmiş mütehassıs kadro istihdamı ilme sadık kalacağından İslam’ın özüne de sadık kalacak, dindarlığı sorgulanmayacak, önemsiz telakki edilecektir. İlimle mücehhez siyaset ve idare adamına yakışan yegane duruş, tarafsızlıktır. Demokratik ve laik sistemlerde tarikat reisi, mürşit seçimi değil; devlet başkanı, hükümeti idare edecek liyakatli, bilgili, ihlaslı, ahlaklı kadro seçimi vardır. Müspet ilimlere sadık kalındığı sürece ayırımcılık yapılmayacak, İslam ahlakına uygun mücevherler seçilecektir. Adil ve dürüst yönetimiyle kadın da, erkek de olsa gerçek ilimle donanımlı idareci ayırmadan güzel ahlakı ve bilgisiyle ülkeyi yönetecektir.
İslam dininin; "senin dinin sana, benim dinim bana" ifadesi Türk tasavvuf kültürü ve sosyal yapısıyla laik devlet yönetim şekli düşüncesiyle örtüşmektedir. Laiklik; dinsizlik demek değil; bilakis dini, ırki etnisite, düşünce farklılıkları, renk ve milliyetine müdahale etmeyen İslam edep, adap ve ahlakına uygun yönetim biçimidir. Devletler; din ile değil, ilim ile yükselir. “İlimsiz din topal, dinsiz ilim kördür.” CHP; laiklik ilkesini İslam ahlakı, ilim, idare, devlet ve yönetici ilkeleri doğrultusunda anlatabilseydi ülkede ümmetçi siyasi akımlar, siyasal islamcılar daha az başarı sağlardı.
Laiklik; sadece din ve dünya işlerinin ayrılması demek değil, bütün yurttaşların vicdan, ibadet, din hürriyetine ehemmiyet vermektir. Ahmet Taner Kışlalı; "laiklik dini devre dışı bırakmak anlamına gelmez; din adına baskı yapmak, zor kullanmak isteyenleri devre dışı bırakmak anlamına gelir" diye tanımlamaktadır.
Politika; siyasi ve dini sohbetleri öyle dar alana sıkıştırdı ki; "başörtüsü" kıskacında kadına yöneltti. Kadını kenara alın din adamları vaazlarına konu; dini siyasetten arındırın politikacıya oy isteyecek veri kalmıyor. Bu seviyedeki kültüre laiklik dersi vermek güçtür. Bunun içindir ki demokrasilerde sandığa bilgisiz biat kültürlü çoğunluk hâkimdir. Dindar; tercihini dinciden yana kullanmakta, dini devlet yönetimi sanmakta; laiklik üzerinden saldırıların hedefine Türklüğün yerleştirildiğine inanmamaktadır.
Nizam-ı Alem İdeali; Gazneliler’den Selçuklu’ya, Osmanlı’ya uzanan; Atatürk’ün “Yurtta sulh; cihanda sulh” sözüyle örtüşen “Laik Türkiye” ülküsünün kaynağıdır.