Değerli okurlar ve Alanya sevdalıları... Bugün içim buruk, kalemim sitem dolu.
Malumunuz, son günlerdeki sağanak yağışlar sonrası baraj kapaklarının açılmasıyla o canım Dimçayı piknik alanları adeta yerle bir oldu. Yazın sıcağında nefes aldığımız, çoluk çocuk serinlediğimiz o güzelim alanlar şimdi yok. Ancak beni asıl üzen sadece doğanın gazabı değil; o alanların ruhunun, doğallığının ve "halka açıklığının" çoktan yok edilmiş olmasıdır.

30 TL'den 1.000 TL'ye: Bu nasıl iş?
Hadi açık konuşalım; eskiden ailece her hafta sonu Dimçayı’na gider, huzur bulurduk. Şimdi ise o "pandemi hikayesi" sonrası fiyatlar öyle bir şahlandı ki, normal bir ailenin her hafta gitmesi hayal oldu. Eskiden 30 TL olan serpme kahvaltı bugün 1.000 TL! Üç yıl önce 100 TL olan rakamlar bugün korkunç seviyelere ulaştı. Buradan işletmecilere sesleniyorum: Siz bir gece lokali değilsiniz! Siz, canlı müzik eşliğinde fiyatları arşa çıkaran lüks restoranlar da değilsiniz! Siz, halka hitap eden, doğanın kucağında nefes aldıran piknik yerlerisiniz. Bu fahiş fiyatlarla sadece turiste odaklanarak kendi halkınızı dışlıyorsunuz. Çıldırmış olmalısınız!

"Planlı Düzenleme" Kimin İçin?
Şimdi bir "planlı düzenleme" sözü dolaşıyor. Sormak istiyorum: Bu düzenlemede yerli halk gerçekten düşünülüyor mu?

Çayın ekolojik dengesi korunacak mı?
İnsanların eskisi gibi serinleyebileceği çay havuzları olacak mı? Yoksa yine sadece "parası olanın" girebileceği beton yığınları mı inşa edilecek?

Dimçayı Bizimdir
Ben 35 yıllık bir Alanyalı olarak söylüyorum; beni bu şehirde tutan yegane yerlerden biridir Dimçayı. Alanya’nın kalbidir. Eğer orası yeniden inşa edilecekse, insanların eski coşkusuyla, cebini düşünmeden gidebileceği bir düzende olmalıdır. Biz lüks dekorasyon değil, suyun serinliğini ve makul fiyatlı huzuru geri istiyoruz. Yetkililerden ve işletmelerden bu soruların cevaplarını bekliyoruz. Unutmayın, halkın gidemediği bir güzellik, sadece bir ticaret hanedir.