Büyük Balkan Turunun ilk günü Antalya’dan Üsküp’e inmiştik. Ancak Matka Kanyonu gezisi sonrası şehre girmeden Tetova’ya doğru uzanmıştık. Türkiye’ye dönüşümüz de Üsküp Hava Limanı’ndan olacağı için tekrar Makedonya’nın Başkenti Üsküp şehrine dönüp, şehir gezimiz böylece tamamlayacaktık. Üsküp şehrine giriyoruz. Bayanların otobüste tek dertleri var: Büyük bir alışveriş merkezine (AVM)’ye nasıl gidebiliriz? Şoför bize yardımcı olur mu?
Derken tur rehberimiz; “... İşte! Şurada! Yakında bir AVM var! Arkadaşlar! Bu kapı, şehrin doğu kapısıdır. Şimdi burada alışveriş yapmak isteyen varsa, “Süper Vizyon” en büyük AVM’sidir. Yürüyerek gelmeyin! Ara sokaklar pek tekin değildir! Taksiyle 5€ falandır. 5 dakikada gelirsiniz. Şimdi otele varınca şöyle yapacağız: Hızlı bir şekilde anahtarları dağıtıp valizleri odaya bırakıp, inin derhal. Sıcak giyinmeyin. Hava kırıldım. Soğuyunca başkadır. Otobüste eşya bırakmıyoruz” gibi bir destek, öneri ve kısıtlana karışımı öneri gelmişti. Otel sonrası Üsküp şehir sokaklarında adım adım yürüyoruz:
“Şu üst geçidi kesinlikle kullanmıyorsunuz! Geldiğimiz yolu kullanıyorsunuz! Üst geçit affedersiniz, açık bir tuvalethane. Bildiğiniz açık bir umumi tuvalethane. Evet! Sakın girmeyin oraya! Cüzdanımıza, çantamıza dikkat ediyoruz. Bu tarihi Üsküp şehrimizi yerel rehber “Fatih” kardeşimle birlikte arşınlayacağız. Fatih kardeşim kendini tanıtacaktır.”
“- Öncelikle hoş geldiniz! Ben, Fatih, doğma büyüme buralıyım (Üsküp). Hep beraber bir gezinti yapacağız. Burası bir Türk çarşısıdır. Yani buralarda Türkler, Arnavutlar, Boşnaklar yaşamaktadır. Kısacası Müslümanlar! Bu tarafta, Yeni şehir tarafında, Hıristiyan Makedonlarla Sırplar yaşıyor. İleride orada durup anlatmamıza devam edelim.
Birçok tarihi eser göreceğiz. Burası 1392’de fethedilmişti. O zaman Padişah Yıldırım Beyazıt’tı. Buraya Yiğit Paşa‘yı göndermişti. Ve Üsküp, 1392’de Yiğit Paşa tarafından fethedilmiştir. Önce Üsküp küçük bir kasabaymış, fethin ardından Osmanlı fethettiği topraklarda ne yapıyorsa işte hanlar, hamamlar, camiler, köprüler, çeşmeler, kervansaraylar, bedestenler inşa ediyordu. Dolayısıyla Üsküp gibi kasaba da Osmanlı döneminde ticaret merkezi haline gelmişti, efendim. işte burası. Üsküp tarihi Osmanlı kentinde 2 tane han vardır: Kapan Han ve Sulu Han.
Burası Sulu Han oluyor. 15. Yüzyılda inşa edilmiş hanımız bir dönem kapalıydı. Daha doğrusu 1912’de 1. Balkan Harbi’nde bayağı hasar görmüştü. Ardından Üsküp’te büyük bir deprem olmuştu. 1963’de efendim, insanlar uzun bir dönem zarar verdikleri için artık burasını kapattılar. Son 10 -15 senedir, artık dediler ki aslına uygun olarak en iyi, “işte burada da Kril alfabesiyle yazıyor: Fakülte Daliko Nağmedu, yani “Güzel Sanatlar Fakültesi” olarak artık burası son 10-15 yıldır öğrenciler buraya girip derslerini burada görüyorlar. Aynı zamanda efendim, hanlar ne için kullanılıyordu zamanında?
Yine bir ticaret için işte kervanlarla gelen tüccarlar işte burada zemin katında mallarını bırakıp atlarını da bağlayıp üst katta konaklıyorlarmış. Fakat Osmanlı döneminde konaklama maksimum 3 günmüş. 3 gün bedavaya, ücretsiz bir şekilde, 3 gün sonra diyorlar ki “Gidin! Bizim, diğer hanlarda kalın!” Sebebi de sonradan gelecek olan misafirlere hazırlıklar yapılsın, diye. Şimdi yavaştan devam ediyoruz...” Osmanlı mimarlığı yapıtı dükkanların arasındaki dar yoldan etrafımıza bakınarak, vitrinleri seyrederek Taşköprü’ye doğru gıdım gıdım ilerliyoruz...