Türkiye yıllardır, teröristlerle mücadele ediyor. Hiçbir Avrupa ülkesi de bu konuda sesimizi duymak istemedi. Almanya'da, Möln ve Solingen'de yakılan vatandaşlarımız bile unutuldu. Norveç'te yapılan katliamlar her nedense birden,...
Türkiye yıllardır, teröristlerle mücadele ediyor. Hiçbir Avrupa ülkesi de bu konuda sesimizi duymak istemedi. Almanya'da, Möln ve Solingen’de yakılan vatandaşlarımız bile unutuldu. Norveç’te yapılan katliamlar her nedense birden, Avrupa’nın da gündemine oturdu. Hepsi bir ağızdan, üzgün olduklarını açıklıyorlar. Ya bizim ülkede gündemden düşmeyen terör, neden bir defa da bize bu konuda üzgün olduklarını açıklamadılar. Taraf tutmak işte bu kadar açık ve net. Ben bu satırları yazarken, belki de yeni “şehitler” vermekteyiz. Yine acılar feryatlar yükselecek, acıların en büyüğünü yaşayacak aileler olacak. Hiçbir Avrupa ülkesi de çıkıp bizim “şehitlerimiz” için “Üzgünüz” demeyecekler. Bu ülke işte bu duruma düşürüldü. O çok ünlü Ordumuzun yiğitleri artık kuzu gibi bir bir genç yaşta toprağa giriyorlar. Ordumuzun şerefli subayları bir bir cezaevlerine, ya da toprağa giriyor. İşte ülkemizin geldiği nokta… Bu gün doğuda yetişen çocukların çoğu, yarının teröristi olarak yetiştirilmektedir. Bunu TV’lerden net bir şekilde görebiliyoruz. Bizlerse hâlâ “şehitleri” ikinci plana atıp, TV’lerden Norveç terörünü seyrediyoruz. Aslında, “Milli Yas” ilan etmemiz gerekirken, bu aslan gibi “şehitlerimiz” için “Mevlitler” okutmamız gerekirken, ya şikelerle ya da İsrail'in özür ve tazminatlarıyla gündem devam ediyor. Bu “şehitlere” ne kadar üzülüyoruz, aslında tartışılması gereken bir konu ama kimin umurunda? Toplumda hafif bir hareketlenme ardından, bayraklar asılıp, üzgün olduğumuzu kendi kendimize hatırlatıp, akşamın ne kadarda sıcak geçeceğini düşünen bir toplum olmadık mı? Bizler turistik köşelerde, gününü gün eden, kim, kimle, hangi dedikodu revaçta, asker ise, 40-45 belki de 50 derecede terörist yakalamaya çalışıyor. Halbuki, bunların inleri belli, önce sınır ötesine, aynı Amerika’nın yaptığı gibi, bombaları arka arkaya atarsınız, ardından da, Barzani ve Talabani’ye gerekli ültimatomları verip, çocuk katili Öcalan denen caninin kafasını da, bir kazığın ucunda sergilerseniz, bakın bakalım, bir terörist kalır mı? Tabii ki bunları yapabilmek için, sevgili Amerika’mızdan izin almamız gerekiyor. Ne kadar da bağlıyız sevgili Amerika’ya, onun hatırı kırılmasın diye arka arkaya aslanlar toprağa giriyor, Amerika’nın umurunda mı? Türkiye'de bir anormallik yok mu sizce? Hükümet kanadından etkili açıklamalar, sadece askerlerimize tutuklamalar, futbolda şike olayları hakkında geliyor genellikle. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan bey o sert, çıkışlarıyla ünlü konuşmaları var. Aynı sertlikte terör için de bir çıkış yapsa da, şu teröristleri bir korkutsa. Bekliyoruz, bekleyeceğiz. Galiba birileri bu katliamların devam etmesinden nemalanıyor ama kimler? Türkiye bir kaosa doğru götürülmek isteniyor. Yeni Anayasa hazırlanıyormuş. Bu Anayasa dilerim Türk halkının Türklüğünden, ana dilinden ve Türkiye’nin sınırları ve Cumhuriyet çizgisinden feragat etmez. Türkiye hiçbir taviz vermemesi gereken bir ülke iken, bir yerlere doğru sürüklenmesi istenir gibi bir görüntü kirliliği var. Bu ülkeye göz dikip, bizleri karıştırmaya çalışan ülkeler, seyrek de olsa terörü yaşadılar. Ne yazık ki Norveç’te, bir de Norveç vatandaşı olan Türk kökenli bir Türk kızımız da kayıplar listesinde imiş. Dilerim, kurtulmuştur. Yarın yine bizde kaç asker daha “şehit” olacak diye düşünmeye devam mı edeceğiz, yoksa bu hainlerin tepelerine Sayın Başbakanımız bombaları mı yağdıracak? Bekleyip göreceğiz. Bu arada iki asker ve bir sağlık görevlisi kaçırılmıştı, bu konuda da halka bir bilgi vermek gerekmiyor mu?