İnsanın yaşı ilerledikçe toplumsal olaylara biraz daha 'masanın üstünden” bakmasını bilebiliyor. Hele eliniz tam olarak taşın altında değilse(!), olasılıkları daha geniş ve gerçekçi ölçekte değerlendirebiliyorsunuz. Böyle olunca...
İnsanın yaşı ilerledikçe toplumsal olaylara biraz daha “masanın üstünden” bakmasını bilebiliyor. Hele eliniz tam olarak taşın altında değilse(!), olasılıkları daha geniş ve gerçekçi ölçekte değerlendirebiliyorsunuz. Böyle olunca da ne sürpriz, ne de düş kırıklıkları kalıyor…
Alanya basınının bir bölümü seçim sonrasında çok net analizler yaparken, kazanan ve kaybedenler üstüne eksik değerlendirme yapanlar da oldu. Örneğin AKP’nin mutlak üstünlüğünün hakkı verilirken, CHP’deki “hüsran!” daha çok öne çıkarıldı…
Oysa 2007 milletvekili ve 2009 İl Genel Meclisi seçimlerindeki oy dağılımları böyle demiyordu. CHP, 2007’deki yüzde 16,3; 2009’daki yüzde 15,5’lik oyunu 2011’de yüzde 24’lere çıkarmıştı. Aritmetik hesabıyla net bir başarı vardı. CHP beklentinin, estirilen rüzgârın çok altında kaldı deniyorsa, o başka bir değerlendirmedir…
* * *
Doğal olarak ilçe başkanı Şevki Türktaş tartışılıyor ki bence haksızlar. Çünkü “yeni CHP” diye adlandırılan oluşum, laiklik başta olmak üzere ideolojik tartışmalardan vazgeçerek, toplumu kucakladığı söylenen proje bazında söylemlerle yola çıktı. AKP’nin girdiği, daha önce CHP’ye ait olan alanları tekrar kazanmak için Şevki Türktaş gibilerine gerek vardı. Gittikçe “sağcılaşan, muhafazakârlaşan” Türkiye’de, CHP’nin oyunu artırabilmesi için oyunu kuralına göre oynaması(!) gerektiği savunuldu. Özellikle Alanya ölçeğinde, nasıl olsa merkezdeki daha aydın kesim gözü kapalı CHP’ye vereceği için, kırsal daha önemliydi; bunun için de tek geçer akçe Türktaş idi… Plan tuttu mu, tutmadı mı; o tartışılır. Ama tabelaya bakıldığında başarısızlıktan söz etmek insafsızlık olur…
AKP’ye gelince… Alanya AKP’nin kalesi olmadı ama aşı iyice tuttu; bunu iyi saptamak gerekir… AKP 2009’daki son il genel meclisinde aldığı oy oranını 9 puan yani yüzde 27 artırdı. Bu mutlak bir başarıdır ama oyların nerden geldiği de önemlidir… Yine son 2009 seçiminde ANAP, DP, Saadet isimli sağ partilerin toplam oy oranının yüzde 22’lerde olduğunu unutuyoruz. Yani yüzde 22 gibi bir, “sağ” oy dağılımı oldu. Çok doğal olarak da AKP bunların yüzde 9’unu aldı… Bu yüzden AKP’nin başarısı ne göklere çıkarılmalı ne de basit görülmeli…
İlginç olan MHP’nin Alanya merkez oylarındaki müthiş artıştır. MHP’nin sekiz binlerde gezinen merkez oyları 17 binlere çıktı. Hepimizin bildiği( ya da bilmediği!) gibi, bu artışta, seçimden önceki Perşembe akşamı Alanya’ya gelen Denizolgun tarafından cemaat oylarının yönlendirilmesinin büyük payı var. Ne ilginçtir ki, bu “emire” kırsalda çok da uyulmadığı gözleniyor…
* * *
Alanya aslında ilginç bir laboratuar… Alanya’da ne ararsan var. Alanya dünyanın her ülkesinden aldığı gibi, Türkiye’nin her bölgesinden de göç alıyor. Yenilerin bir kısmı şehre eklemlenirken, büyük çoğunluğu bizim Almanya’daki Türkler gibi kendi gettolarında yaşıyor. Böylece çok doğal olarak, örneğin İç Anadolu’da otururken hangi partiye oy verdiyse burada da ona veriyor… Diğer yandan, turizm esnafının büyük bölümünü oluşturan Kürt nüfus, İç Anadolulunun tam tersine, etnik kökene bağlı milliyetçilik yapan bağımsız adaya değil, AKP’ye veriyor… İktidarın baskısını, göç ettiği büyük şehirden iyi bilen emekli ise CHP’yi tercih ediyor.
Alanya’nın iki girdisinden birisi olan tarımda, iktidar, girişimci büyük sermayeyi destekliyor. Daha geçen haftalarda Tarım Bakanı, “Çiftçi tarımı diye bir şey yoktur” dedi. Aile ölçeğinden başka tarım bilmeyen ve doğası gereği yapılamayan Alanya’da, tarım hükümetin umurunda değil. Ama sonuçlara baktığınızda iktidardan en memnun olanın da kırsal kesim olduğunu görüyorsunuz… Diğer ikinci büyük girdi olan turizmde de durum aynı. Başbakan, TUROFED toplantısında turizmcinin canına okuyor. Ne o sırada ne de sonrasında çıt çıkmıyor. Çünkü sistemin her ayağında olduğu gibi orada da bir “gebe kalma” durumu var. Egemen, gereğinde kullanmak üzere, bilerek yatırımcının açığını görmezden geliyor… Alanya turizmcisi sahte içkinin nedenini yüksek ÖTV oranı olarak görmüyor; çünkü bunu açıklarsa, belki ona birileri başka bir şey hatırlatacak! Otelci, AKP iktidarında aldığı düşük kredileri memnuniyetle kullandığını anlatıyor. CHP’yi destekleyenler, “Şeyini neyse verelim de, pek bizden bahsetmeyin” diyor fısıldayarak…
* * *
Bu durum ne kadar sürecek? Elbette uzunca bir süre… Ve tabii CHP’nin gelecekte alacağı konuma da bağlı… Başbakan Erdoğan’ın hırçınlığının ve baskıcılığının ilerleyen yaşıyla azalacağına dair en ufak bir ümidim yok. Bu da, gerginlikten hiç kurtulamayacağımızı işaretliyor. CHP eğer ideolojik söylemine geri dönerse, o zaman mesajını halka iletebilecek, anlatabilecek örgünün külliyen değişmesi gerekir. Zaten Türktaş da böyle bir senaryoyu kaldıramaz. Muhalefetin Alanya ilçe örgütleri, iktidarın, “istikrar” “hizmet” diye adlandırdığı kalemlerin ne olup olmadığını halka “dokunarak”, birebir ve geniş vadede anlatabilmeli. Eğer yeterince basını kullanamadığını varsayıyorsa, kendi basınını kurmalı ya da iletişim ağını güçlendirmeli.
En kötü olanı da, yakın vadedeki seçimin yerel “patronu” belirleyecek olması… Yani ideolojinin, inanışın çöpe atıldığı; özel mülkiyetin korunabilmesi uğruna en yakın ve “işkilli!” ilişkiye girebileceğin adayı seçebilme kaygısının taşındığı… İşte belki bu çok ahlaklı olmayan ama heyecan duyulan mahalli seçimler örgütlenme şemasını alt üst ediyor; siyasi partiler bir türlü taşlarını oturtamıyor; en azından Alanya’da…