BİR jenerasyon çok yakından hatırlar…
Yetmişli ve doksanlı yılların o kendine has, puslu hem umutlu hem kırılgan ikliminde, sağcısı solcusu fark etmeksizin herkesin diline pelesenk olan iki ayrı çığlık vardı bu topraklarda.
Bir tarafta sol düşüncenin bağrından kopup gelen, hapishane duvarlarında yankılanan Sabahattin Ali’nin o ölümsüz eseri: "Aldırma Gönül". Edip Akbayram’ın sesiyle dalga dalga yayılan, haksızlığa karşı bir teselli, bir direnç marşıydı.
Diğer tarafta, sağ düşüncenin muhafazakâr-milliyetçi damarından süzülen, İbrahim Sadri’nin o dönem sokakları titreten şiiri: "Aldırma Reis". O da kendi mahallesinin, kendi kırgınlıklarının ve adalet arayışının sesiydi.
İki farklı dünya, iki farklı dünya görüşü. Ama ikisinin de buluştuğu ortak bir payda vardı: Bu ülkenin insanının derdi, tasası, adalete ve insanca yaşamaya olan o derin özlemi.
Şimdi önümüzde kupkuru, can yakıcı, mutfakları kavuran devasa bir gerçek var.
Dokuz günlük uzun bir bayram tatili bitti. Herkes yollara döküldü, memleketine gitti, akrabasını gördü. "Ekonomide çarklar dönüyor" illüzyonu yaratmak isteyenler hemen mikrofonlara sarıldı. Ama kazın ayağı öyle değil. Esnaf aylardır bu tatili bekliyordu; üç beş kuruş nefes alırım, kirayı çıkartırım, stopajı öderim diye umut ediyordu.
Sonuç? Çok az, kupkuru bir hareketlilik. Beklentiler dağ gibiydi, elde kalan ise koca bir hiç. Çünkü ne esnafta malı ucuza satacak mecal kaldı, ne de vatandaştın cebinde harcayacak tek bir kuruş para…
Televizyon ekranlarını açın… Sabah akşam aynı nakarat.
Hukuk terminolojisinin arkasına sığınanlar "mutlak butlanı" tartışıyor. Siyaset dehlizlerinde kaybolanlar bitmeyen, tükenmeyen "barış süreçlerini" masaya yatırıyor.
Strateji uzmanları haritaların başında, sanki mutfaktaki yangından daha önemliymiş gibi "Dünya siyasetini" analiz ediyor.
Açıkça söylüyorum: Bunların hepsi gündemi saptırma taktiğidir!
Biz bu yapay gündemlere inat, toplumun en az yüzde 70’ini doğrudan ilgilendiren, iliklerine kadar hissettiren asıl meseleyi konuşmak zorundayız. Artık sadece bir "hayat pahalılığı" olmaktan çıkan, güpegündüz sistemli bir sefalete dönüşen bu ekonomik çöküşü asla konuşmuyorlar. Unutturmak istiyorlar. O zaman biz konuşalım!
Sokaktaki emekli, marketteki anne, siftahsız dükkân kapatan esnaf, geleceğini yurt dışında arayan genç… Hepsi tek bir cümlenin altında eziliyor. Eskiden sağcı "Aldırma Reis" derdi, solcu "Aldırma Gönül" diye teselli bulurdu.
Şimdi soruyorum size: Hangi gönül aldırmasın? Hangi reis ayın sonunu getirebilsin?
Bugün ne sağ kaldı ne sol; bugün toplumun ezici çoğunluğu için sadece ve sadece "Geçinemeyenler Partisi" var. İnsanlar artık kıymayı gramla, sebzeyi taneyle alıyor. Ev kiraları bir maaşı yutmuş, faturalar feda edilecek ilk harcamaya dönüşmüş. Bu ülkenin orta sınıfı yok edildi, geriye koskoca bir yoksullar ordusu bırakıldı.
Ama ekranlardaki o kibirli yüzler, o sahte gündemlerin cambazları hiç istifini bozmuyor. Hani o meşhur deyim vardır ya: "Cambaza bak cambaza" diyerek arkadan cepleri boşaltırlar.
İşte tam bu noktadayız.
Eski şiirlerin o mağrur edasıyla "aldırma" denecek günleri çoktan geçtik. Şimdi tam aksine, her zamankinden daha fazla aldırma zamanı.
Çünkü cambaz yoruldu, halk tükendi; ama bu sefalet tiyatrosunu oynatanların oyunu hala son bulmadı.
Esen kalın...

Haftanın alkışı
SİYASETİ koltukta değil, sahada yapanlar: Murat Kurt ve Ramazan Durdu Söyler
Alanya siyasetinde ezberleri bozan, vatandaşın iyi gününde de kötü gününde de yanından ayrılmayan iki isim bu hafta kürsünün en üst basamağında. Anavatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Murat Kurt ve Alanya İlçe Başkanı Ramazan Durdu Söyler, sergiledikleri bitmek bilmeyen enerji ve saha performansıyla Alanya’da adeta fırtına gibi esiyor.
Siyaseti sadece ilçe teşkilat binalarındaki sıcak koltuklardan ibaret görmeyen her iki başkan ve ekipleri, kelimenin tam anlamıyla "halkın içinde" bir duruş sergiliyor. Resmi protokollerden Şehitleri Anma Günü’ne kadar tüm milli ve manevi günlerde sahadalar.
Düğünlerden açılışlara, taziyelerden hastane ziyaretlerine kadar her yerde vatandaşın elini tutuyorlar. Sadece merkezde değil, Alanya’nın hemen her mahallesinde, her sokağında vatandaşın derdini dinleyip, yanlarında olduklarını hissettiriyorlar.
Günün Sözü: Siyaset, halktan kopuk kitlelerin değil; hastaya "geçmiş olsun", düğüne "hayırlı olsun" diyebilenlerin işidir. Vatandaşla kurdukları samimi köprüler, bitmeyen enerjileri ve Alanya sokaklarına getirdikleri bu hareketlilik sebebiyle Anavatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Murat Kurt, İlçe Başkanı Ramazan Durdu Söyler ve tüm teşkilat mensupları kocaman bir alkışı sonuna kadar hak ediyor.
Tebrikler başkanlar! Sahanın sesi olmaya devam...