Kotor şehri sonrası Karadağ Cumhuriyeti'ni geride bırakarak Bosna
-
Hersek Cumhuriyeti’ne
giriş yapmıştık. Yolumuz, Trebinje
veya Mostar yakınlarındaki otele kadar uzanmaktaydı.
Eski Türk topraklarının Avrupa'daki en uç noktalarından birine doğru seyri sürdürmekteydik.
Poçitel, Osmanlı’nın Avrupa'daki en son uç köyüydü. Hava kararmış olsa da Osmanlı
mimarisini en özgün şekliyle
yaşatan Poçitel’de, Şişman İbrahim Paşa Camii ziyaret
ediliyordu. Bosna
-
Hersek'in Poçitel Köyü, Neretva Nehri kıyısında, Ortaçağ ve Osmanlı
tarihi, kültürel eserleriyle donanımlı bir köydü. 1383 yılından itibaren stratejik öneme haizdi.
Avrupa’da rüya bir
köydür. Hava kararmıştı. Toprağına ayak basmak bile yeterliydi...
Akşam şehri biraz dolaştıktan sonra sabahın hayrını merak ediyorduk. Kahvaltı sonrası
yolumuz, Selçuklular döneminde batıya gönderilen akıncı, alperen, Sarı Saltuk, Şerif Hızır’ın
Türk
-
İs
lam kültürü mücadelesini tanımak için Blagaj’a uzanacaktı...
Alperenler Tekke ve Türbesi, Bosna
-
Hersek'in en büyük nehri, Neretva'nın kolu, Buna
Nehri'nin kaynağında, devasa ağızlı mağaranın kenarında yer almaktadır. "Blagay Alperenler
Tekkesi ve Sarı Salt
uk Hazretlerinin Türbesi" diye tanımlanmaktadır. Giriş ücretlidir.
Misafirhaneler 1664 yılında yaptırılmıştır. Rehber, Abdülkadir Önüm Bey:
“Arkadaşlar! Bakın! Şurada bir mezra inşa edilecektir. Ama önce tekke inşa edilecektir. Sonra
mezra inşa ediliyor. B
urada, bakın! Aşağıda bir yapımız var, kocaman bir bina. Kayrak
taşından dikkat etmenizi istiyorum. Çatı kısmında, evlerde kiremit yerine kayrak taşı
kullanılacak. Alt kısmından su akar, oradaki değirmeni döndürür. İnsanlar gelir, tekkede
ibadetlerini yapa
rlar. Zikirlerini gerçekleştirirler. Köyden beraberlerinde getirdikleri buğdayı
da una dönüştürüp, ibadet sonrasında değirmenden unlarını alıp köylerine böyle dönerlerdi.
Şu gördüğünüz 7
-
8 haneli mezra, Boşnak bir işadamı tarafından satın alınıp malikâne (
köşk)
olarak kullanılmaktadır. Şuradaki kahvede demli çay içme imkânı vardır...” bilgisini
vermiştir.
“Sarı Saltuk'un asıl adı 'Şerif Hızır'dır. Edirne’den Baba Dağı’na geçer. 13. yüzyıl
Alperenlerindendir. İslamiyet’i yaymak için giriştiği savaşları anlat
an destani eseri
‘Saltukname'dir. Yendiği ve İslam dinini benimsettiği bir Hristiyan beyi ona 'çok kuvvetli'
anlamına gelen 'Saltuk' adını koyar. Bir fedainin hançerlemesiyle şehit düşer. Anadolu’da
bütün beylerin Osman Bey’e tabii olmasını vasiyet eder. S
altukname; dil, folklor, halk
edebiyatı, tarih, ilahiyat, toponomi ve antropoloji araştırmaları için çok önemli bir kaynaktır.
(Y.R. Ansiklopedisi)”
Sarı Saltuk, Hoca Ahmet Yesevi felsefesiyle yaban ellerde bizi karşılıyordu. Suyu
kaynağından tutmuştu. 146
5’te Osmanlı’nın eline geçmeden Bosna yerel halkını
İslamlaştırıyor istihbaratıyla Osmanlı ordularını bekliyordu. Hem Balkan halklarının gönlünde
hem de Buna Nehri kaynağında taht kurmuştu.
Otobüste mikrofon "Ozan Arif" için elimdeydi: "Ey, Türk genci! Bir
yanın alp, diğer yanın
eren olsun. Sen, sen ol da, kalp kırma, kalp. Sevgi mumun, çıran olsun. Olur isen bir alperen,
tam Müslüman Türk der gören, hayatına şekil veren, dinin ile tören olsun!"
Bosna Hersek Cumhuriyeti
Hüseyin Taşer
Yorumlar
Trend Haberler
Son Dakika! Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul CHP’den istifa etti
Alanya'da şok iddialar: Müteahhit aynı daireyi çok sayıda kişiye mi satmış?
Alanya'da orman yangını: Şıhlar mahallesinde makilik alan kontrol ltına alındı
Son Dakika! Alanya’da bina yangını
Gülistan Doku esrarının ardından Alanya baskını: 13 kişi gözaltında
Alanya Üniversitesi öğrencisi kazada hayatını kaybetti: Sürücünün savunması cezayı engellemedi