Sözcü Gazetesi'nde yayımlanan habere göre, antropologların farklı kıtalardaki tarım öncesi topluluklar üzerinde yaptığı araştırmalar, insanlık tarihinin çalışma alışkanlıklarına dair ezberleri bozdu. Günümüz modern insanı ömrünün yaklaşık 90.000 saatini, yani uyanık kaldığı sürenin üçte birini çalışarak geçirirken, avcı-toplayıcı atalarımızın hayatta kalmak için haftada yalnızca 15 ila 20 saat harcadığı belirlendi.
İnsan evriminin yaklaşık 290.000 yıllık geçmişinde bugünkü istihdam modeline benzer bir yapı bulunmuyor. Maaşlar, bordrolar, fazla mesai ve iş-yaşam dengesi gibi kavramların insanlık tarihinin zaman çizelgesinde oldukça yeni ortaya çıktığı ifade ediliyor. Erken dönem insanları, haftalık 15 saatlik temel hayatta kalma çabasının ardından kalan geniş zamanı kendi istekleri doğrultusunda değerlendiriyordu.
ATALARIMIZIN BOŞ ZAMAN AKTİVİTELERİ NELERDİ?
Beslenme ve barınma ihtiyaçlarını kısa sürede karşılayan tarih öncesi insanlar, sanılanın aksine sürekli bir hayatta kalma paniği yaşamıyordu. Arta kalan zamanlarını sanata, estetiğe ve yaratıcı hobilere ayırıyorlardı. Fransa'daki Chauvet Mağarası'nda bulunan 30.000 yıllık at, aslan ve gergedan çizimleri, perspektif ve gölgelendirme teknikleri içeren detaylı eserler olarak dikkat çekiyor.
Güney Afrika'daki Blombos Mağarası'nda ise 100.000 yıllık deniz kabuğundan yapılmış boncuklar yer alıyor. Bu kabukları toplamak için insanların en yakın sahile 20 kilometre gidip toplamda 40 kilometre yürüdüğü biliniyor. Almanya'da bulunan 40.000 yıllık, 5 parmak delikli akbaba kemiği flütü de estetik arayışın ve müziğe ayrılan zamanın somut bir kanıtı olarak öne çıkıyor.
AVLANMA VE UYKU DÜZENİ NASIL İŞLİYORDU?
Antik çağda avlanma süreci her gün yapılan rutin bir iş değildi. İnsanlar, inatçı takip yöntemiyle avlarını 3 ila 6 saat boyunca izleyerek hayvanın aşırı ısınıp pes etmesini sağlıyordu. Av kampa getirilip paylaşıldıktan sonra günün zorunlu faaliyeti sona eriyordu. Öğleden sonraları ve akşam saatleri tamamen topluluk içi bağları güçlendirmeye, hikaye anlatımına ve dinlenmeye ayrılıyordu.
Yapay ışığın olmadığı bu dönemde uyku düzeni de modern insanlardan farklılık gösteriyordu. Atalarımız gece tek seferde 8 saat uyumak yerine, ilk olarak 4 saat uyuduktan sonra uyanıp 1-2 saat sosyalleşiyor, ardından ikinci bir 4 saatlik uykuya dalıyordu.
Tarih öncesi dönemin bu geniş boş zamanı, modern tıp eksikliği ve vahşi doğa koşulları gibi zorluklarla birlikte yaşanıyordu. Antropolojik veriler ışığında uzmanlar, o dönemin yaşam tarzından alınması gereken temel dersin, sosyal bağlar kurmaya ve yaratıcı uğraşlara vakit ayırmak olduğunu vurguluyor.




