DÜNYA turizminin kalbi şu günlerde Berlin’de, ITB Berlin Turizm Fuarı’nda atıyor. Alanya, her yıl olduğu gibi bu yıl da tüm dinamikleriyle sahada; kentin geleceğini, esnafın ekmeğini ve turizmin sürdürülebilirliğini korumak için dev bir kadroyla gövde gösterisi yapıyor.
Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk ve Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik önderliğinde, şehrimizin lokomotif kurumlarının temsilcileri 2026 sezonunun taşlarını bugünden döşüyorlar.
Alanya’nın uluslararası arenadaki konumu aslında çok net: Avrupalı turist için Alanya bir alışkanlık değil, bir tutku. Ancak bu yıl Berlin’deki hava, sadece otel rezervasyonlarını değil, bölgedeki jeopolitik dengeleri ve ekonomik gerçekleri de odağına alıyor.
Turizm, doğası gereği sadece iç dinamiklerle, temiz plajlarla ya da lüks otellerle yürütülen bir sektör değil. Coğrafyanın huzuru, turistin en büyük önceliği. Bugün hepimizin ortak endişesi, Orta Doğu’da tırmanan gerilimin bölgeye yayılma ihtimali. Ancak bu noktada, tecrübeli isimlerin perspektifi ufkumuzu açıyor.
Kargıcak Otelciler Derneği Başkanı Muzaffer Barcın, turizmin penceresinden hepimize moral verecek bir analiz sunuyor. Barcın, son yıllarda Rus, Ukraynalı ve Avrupalı turistlerin radarına giren Körfez ülkelerinin, savaş rüzgarlarıyla birlikte cazibesini yitirdiğini vurguluyor.
Mısır gibi rakiplerin bile güvenlik endişeleriyle geri plana düştüğü bu dönemde, Alanya’nın "güvenli liman" kimliği yeniden parlıyor.
"Savaş kötüdür, keşke hiç olmasa; ama bu bizim engelleyebileceğimiz bir durum değil. Bölge bu krizi fırsata dönüştürecek her türlü altyapıya sahip.
Sezon başladığında akın akın turist gelecek; çünkü bizden daha huzurlu bir alternatif yok."
Barcın’ın bu sözleri, "öldük, bittik" diyen karamsar seslere karşı yılların tecrübesiyle verilmiş en güzel cevap.
Evet, bölge zor bir süreçten geçiyor ama Alanya’nın köklü turizm hafızası bu fırtınaları atlatacak güçte.
Fuarın bir diğer önemli ayağı ise sadece yatak kapasitesi değil, kentin yerleşik düzeni. Tüm Emlak Danışmanları Birliği (TEDB) Berlin Temsilcisi Emrah Yeşilkaya da ekipte yer alarak, son yıllarda durağanlaşan emlak sektörü için bir çıkış yolu arıyor.
Turizmle gayrimenkulün etle tırnak gibi olduğu Alanya’da, Avrupalı yatırımcının ilgisini yeniden çekmek, kentin ekonomik kılcal damarlarına kan pompalamak anlamına geliyor.
Berlin’den gelen haberler ne kadar umut verici olursa olsun, içerde çözmemiz gereken bir "ev ödevimiz" var: Yüksek gıda enflasyonu.
Turistin en büyük motivasyonu, evinde bulamadığı huzuru ve lezzeti makul şartlarda bulmaktır. Kendi ülkesinde yediği yemeğin iki katı fiyatını Alanya sokaklarında gören bir turistin şehre olan aidiyeti zayıflar.
Bu noktada sadece tanıtım yapmak yetmez; esnafımızdan yerel yönetimlerimize kadar hepimizin "kaliteli hizmet, sürdürülebilir fiyat" dengesini koruması şart.
ITB Berlin’de yürütülen bu yoğun diplomasi trafiği, Alanya’nın sadece bir tatil beldesi değil, küresel bir marka olduğunun kanıtıdır.
Bölgesel riskler elimizi kolumuzu bağlasa da Alanya’nın güneşi her krizin ardından yeniden doğmayı bilir.
Korkmaya gerek yok; Alanya’nın seçkin temsilcileri orada bizim için kapıları aralıyor. Bize düşen, gelen misafiri Alanya misafirperverliğiyle kucaklamak ve bu güven ortamını korumak. Unutmayalım ki, dünyanın neresine giderlerse gitsinler, yolun sonu hep bu eşsiz şehre çıkacak.
Esen kalın…