ALANYA dediğimiz yer, aslında birbirine kenetli devasa bir çark gibidir. Tarım durursa turizm tabağı boş kalır, turizm aksarsa esnaf kepenk kapatır, inşaat yavaşlarsa emlakçı ilan asacak cam bulamaz.
Bugünlerde o çarkın dişlileri arasına sanki kum kaçmış; o tıkır tıkır işleyen düzen, yerini metalin metale sürtme sesine, yani bir "geçim kavgasına" bırakmış durumda.
Şu günlerde Alanya yerel basınını açın, sokağa çıkın; herkesin dilinde tek bir rakam var: 40 Bin TL. 2026 yılı itibarıyla galericisinden emlakçısına kadar taşınmaz ticaret yetki belgesi sahibi esnafın sırtına yüklenen bu harç, tabiri caizse esnafın boğazına düğümlendi.
Emlak sektörü zaten konut kredisi oranlarının yüksekliği ve ikamet izinlerindeki kısıtlamalar yüzünden "yoğun bakımda." Satış yok, piyasa kilitli.
Hal böyleyken bu uygulama esnafa "Dükkânı kapat git" demekten farksızdır. Kayıtlı, vergisini veren, dürüst emlakçı cezalandırılırken; ayakçı dediğimiz korsanların elini kolunu sallayarak iş yapması başka bir sorun.
Bir de sessiz sedasız yürürlüğe giren o devasa değişiklik var: Basit Usulden Gerçek Usule Geçiş. Alanya gibi nüfusu 30 bini aşan yerlerde, artık küçük esnafın o eski "basit" huzuru kalmadı.
Berberimizden tesisatçımıza, küçük bakkalımızdan terzimize kadar binlerce esnaf artık 1 Ocak 2026 itibarıyla "Gerçek Usul" girdabına girdi.
Sadece vergi ödemek değil; artık her ay muhasebe ücreti ve diğer giderlerle kendi yağında kavrulan esnafın sırtına ağır bir yük daha bindirildi.
Kendi içimizde bu yaraları sarmaya çalışırken, doğa da boş durmadı. Fırtınalar seraları yıktı, çiftçinin umudunu çamura buladı.
Başımızı kaldırıp dünyaya bakıyoruz; ABD-İran gerginliği, bölgedeki savaş tamtamları...
Turist dediğin kuş gibidir; huzur ister.
Alanya turizmcisi bugün bir yanda gıda enflasyonuyla, bir yanda baskılanan dövizle, bir yanda da bu jeopolitik risklerle satranç oynuyor.
Bir şehrin ekonomisi ne Ankara’daki tablolardan ne de kâğıt üzerindeki verilerden okunur. Alanya’nın ekonomisi;
Cuma Pazarı’ndaki amcanın filesinin doluluğuyla,
Atatürk Caddesi’ndeki esnafın siftahıyla,
Şoförün deposunu doldururken attığı o derin "of" çekişiyle ölçülür.
Alanya sokaklarında bugünlerde mutluluktan ziyade, "Yarın hangi vergi gelecek, 40 bini nasıl denkleştireceğiz?" sorusunun o kurşun gibi ağırlığı var.
Evet, bulutlar kara, rüzgâr sert esiyor. Alanya çok badireler atlattı, çok krizler gördü. Sabrımız var, inadımız var; ancak umutlarımızın taze kalması için artık masa başında alınan kararların değil, saha gerçeklerinin görülmesi şart.
Esnafın sırtındaki bu harç yükü, bu ağır vergi düzenlemeleri gözden geçirilmezse, o meşhur "turizm başkenti" tabelalarının altına "devren kiralık" yazıları asılmaya devam eder.
Biz yine de el birliğiyle, o eski neşeli günlere dönmek için çalışacağız.
Çünkü biliyoruz ki, güneş bu topraklara aşıktır; ama o güneşin doğması için önce esnafın önündeki engellerin kaldırılması gerekir.
Esen kalın…