Muhalefet partileri yırtınsa da iktidar kanadının “emekliye bayram müjdesi” üzücüdür. Son dakika sürprizleri belki umut olur. Emekli, asgari ücretlinin geçim sıkıntısı inkâr edilemez. Kurumların tespitinde farklı enflasyon rakamları istatistik oranlarına güveni sarsmaktadır. Faizler kontrol altında tutulsa da döviz, altın ve gıdada yükseliş önlenemez seviyededir.

Gücümüz Birliğimiz paylaşımında ekonomist, Milton Friedman’ın: “Enflasyonu tüketici yaratmaz. Enflasyonu üretici de yaratmaz. Enflasyonun tek nedeni, devletin aşırı harcama yapması ve gereğinden fazla para basmasıdır. Başka bir sebebi yoktur.” tanımlaması önemlidir. Anlaşılan kamu harcamalarının kontrolü şarttır. Tasarruf tedbirleri vatandaştan önce kamu harcamalarında kontrolden çıkmıştır. Halkta sıkılacak kemer kalmamıştır.

Ekranlardan yansıdığına göre tekstilde tehlike çanları korkunç dereceye yükselmiş, 4.600’den fazla firma kapanmış, 100.000’e yakın insan işsiz kalmış, yüzlerce fabrika ve atölye üretimini yurt dışına taşımış, 30-40 yıldır faaliyet gösteren köklü firmalar bir bir iflas etmiştir. Hukuk büroları 2026 yılı itibarı ile konkordato başvurularının arttığına, önü alınamaz sayıda müracaatın mahkemelere yapıldığına işaret etmektedirler.

Son günlerde köprü satışları da tartışma konusu olarak ekranlarda yerini almakta, ekonomi tartışmasında dozaj yükselmekte, zararına satışlar gündeme taşınmaktadır. “Köprüler satılmaz, özelleştireceğiz!” denmektedir. Meclis’te yap-işlet-devret, özelleştirme, kamulaştırma atışmaları sürüp gitmektedir. Köprü satışları ilk “Rahmetli, Turgut Özal” politikalarında duyulmuştu. Bu tür satış turizm mantığıyla “kiralama, servis hizmeti karşılığı” olarak algılanmaktadır. Milli iktisat ve karma ekonomi gündemde yoktur.

Bilge Aykanat, İlber Ortaylı’dan “bundan 50 yıl sonra tarih; ne devlet, ne ekonomi, ne de yönetim bilgisi olan bir adamın, çevresine topladığı şakşakçılar ile oynadığı Osmanlıcılık oyunu ve saraylarda yaşama sevdasının bir memleketi nasıl batırdığını ve halkın bunu nasıl seyrettiğini yazacak” yorumu paylaşırken; “Emekliler maaşını alıyor” diye değerlendirmiş, AK Partili Meclis üyesi: “Emekli maaşları düşük de olsa düzenli alıyor mu? Emeklilerimiz alıyor. Emeklilerimiz en azından maaşını hangi gün alacağını biliyor ve devletine güvenebiliyor.” derken; AKP Milletvekili, Özlem Zengin de: “en çok oy aldığımız kesim ‘garibanlar’ haklarını helal etsinler” deyivermiş…

İYİ Parti Gn. Bşk. Yrd. Cenk Özatıcı: “Bir kanun yapacaksınız, bir maddesi olacak. ‘Siyaseti millet için yapıyoruz’ diyorsak yapmalıyız. Bir kanun maddesi, ‘Siyasi elitlere, yani milletvekillerine ve üst düzey bürokratlara yapılan zam emekliye ve asgari ücretliye yapılan zam oranı artış oranını geçemez.’ Emekli, açlık sınırı altında 20 bin lira alırken, emekli milletvekili 450 bin lira maaş alamaz.” sözleriyle öneride bulunmuştur...

Son nokta: iktidardan “Yüksek gelirli ülkeler grubuna geçtik” dense de AKP’li Abdullah Güler’den “emekli artışlarında kaynak üretmekte zorlandık. Zorluklarımız ortada, bölgesel riskler, petrol, doğal gaz fiyat artışları” bahanesi gelmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi, davulla geldiği TBMM’de emeklinin sesini iktidar vekillerine “anlayana sivrisinek saz, duymayana davul zurna az” diyerek duyurmayı denedi. Denir ya, “vatandaşı muhtaç bırakıp yardım etmek, planlanmış cinayettir” denmektedir. Anlaşılan İsrail, İran’la birlikte emekliye de vurdu...